Home Eğitim Şiir: Ana-Oğul / Sever Işık

Şiir: Ana-Oğul / Sever Işık

1

Ana ve Oğul

Oğul:

Artık Yağmuru sevmiyorum anne

Hayır duygularımı yitirmedim.

İnsan nasıl sevebilir ki

Kendini mutlu başkasına kahır olanı

Nasıl sevebilirim ki çadırda sıcağa hasret Sutaşı, Defne, Emek mahallelerinin çadır sakinlerini

Cam buğusuna kalp çizmeyi çoktan unuttum

Elim kendiliğinden değil ama

Nedense öfke diye yazıyor

Nasıl öfkelenmem anne nasıl

Kadılar tilki

Hükümdar katil

Düzenbazın yüzünde dost maskesi

Altında çırpınıyor

Depremde ölme şansına sahip olamayan

Memleketimin çadır çocukları

Ana:

Öfke neye yarar

Yarayı sarmasa oğul

Dinle bak burda ne oluyor

Birileri önce koltuk sonra hizmet diyor

 Yok öyle üç kuruşa beş köfte

Allı pullu söylüyor

Utanmaz adamlar ben sizdenim diyor

Sanırsın ki çadırda her gün aç ve üşüyen çocukların yanında sıvışıyor her gece

Depremzede üşüdükçe gözüne uyku girmiyor

Desem de inanma

Hepsi aynı

“Göreve geldiğimde çözecem” diyor

Sanırsın elinde asası Musa’nın

İnanırsan saf inanmazsan anarşik

Oysa perşembenin gelişi çarşambadan bellidir

At izi it izine karışmış

Tek fark

Asil olmayan atlar bazen kişniyor hepsi bu

Oğul:

Bu devran böyle sürmez anne

Adaletsiz yaşanmaz

Halk dediğin bir derya

Uyur uyur uyanır

Öfke biriktirmekte

Yağmuru unutmadan

Sana bizi anlatan bir şiir okumak isterim şimdi

“Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya,

Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya;

Anamız çay demliyor ya güzel günlere,

Sevgilimizse çiçekleri koyuyor ya bardağa;

Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız

Bu, böyle gidecek demek değil bu işler!

Biz şimdi yan yana geliyor ve çoğalıyoruz;

Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını

İşte o gün, sizi Tanrılar bile kurtaramaz”

1 COMMENT

  1. Ana ve Oğul

    Oğul:

    Artık Yağmuru sevmiyorum anne

    Hayır duygularımı yitirmedim.

    İnsan nasıl sevebilir ki

    Kendini mutlu başkasına kahır olanı

    Nasıl sevebilirim ki çadırda sıcağa hasret Sutaşı, Defne, Emek mahallelerinin çadır sakinlerini

    Cam buğusuna kalp çizmeyi çoktan unuttum

    Elim kendiliğinden değil ama

    Nedense öfke diye yazıyor

    Nasıl öfkelenmem anne nasıl

    Kadılar tilki

    Hükümdar katil

    Düzenbazın yüzünde dost maskesi

    Altında çırpınıyor

    Depremde ölme şansına sahip olamayan

    Memleketimin çadır çocukları

    Ana:

    Öfke neye yarar

    Yarayı sarmasa oğul

    Dinle bak burda ne oluyor

    Birileri önce koltuk sonra hizmet diyor

    Yok öyle üç kuruşa beş köfte

    Allı pullu söylüyor

    Utanmaz adamlar ben sizdenim diyor

    Sanırsın ki çadırda her gün aç ve üşüyen çocukların yanında sıvışıyor her gece

    Depremzede üşüdükçe gözüne uyku girmiyor

    Desem de inanma

    Hepsi aynı

    “Göreve geldiğimde çözecem” diyor

    Sanırsın elinde asası Musa’nın

    İnanırsan saf inanmazsan anarşik

    Oysa perşembenin gelişi çarşambadan bellidir

    At izi it izine karışmış

    Tek fark

    Asil olmayan atlar bazen kişniyor hepsi bu

    Oğul:

    Bu devran böyle sürmez anne

    Adaletsiz yaşanmaz

    Halk dediğin bir derya

    Uyur uyur uyanır

    Öfke biriktirmekte

    Yağmuru unutmadan

    Sana bizi anlatan bir şiir okumak isterim şimdi

    “Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya,

    Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya;

    Anamız çay demliyor ya güzel günlere,

    Sevgilimizse çiçekleri koyuyor ya bardağa;

    Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız

    Bu, böyle gidecek demek değil bu işler!

    Biz şimdi yan yana geliyor ve çoğalıyoruz;

    Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını

    İşte o gün, sizi Tanrılar bile kurtaramaz”

Habib için bir yanıt yazın Cancel reply

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version