EPSTEİN ADALARINI BATIRACAĞIZ! GRUP YORUM ŞARKILARI İLE MAHİR’İN ADALARINI KURACAĞIZ!

ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ

ÇÜRÜYEN VE YOZLAŞAN KAPİTALİZMİ, HİÇBİR YAMA KURTARAMAZ!

ÇÜRÜYEN VE YOZLAŞAN BURJUVA KÜLTÜRDÜR

Çok Zenginler

En Zenginler

Ama Çürümüşler

Siz Çürüdünüz; Ama Halkları Çürütemeyeceksiniz!

Bizi Çürütmenize Asla İzin Vermeyeceğiz!

EPSTEİN ADALARINI BATIRACAĞIZ!

GRUP YORUM ŞARKILARI İLE MAHİR’İN ADALARINI KURACAĞIZ!

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İNİZİN ÇOCUK HAKLARI BAŞKANI,

NOBEL ÖDÜL KOMİTESİNİN BAŞKANI, NEW YORK BELEDİYE BAŞKANINIZIN SİNEMACI ANNESİ…

OPORTÜNİSTİNİZİN VE REFORMİSTİNİZİN GÖZBEBEĞİ NOAM CHOMSKY’DEN KRALİYET AİLENİZE, PRENSLERİNİZDEN BAŞBAKANLARINIZA, ABD BAŞKANLARINDAN BİLL GATES’E, ELON MUSK’TAN TRUMP’A KADAR… HEPİNİZ ÇÜRÜDÜNÜZ!

ÇÜRÜMÜŞ DÜZENİNİZİ AYAKTA TUTABİLMEK İÇİN BİZİ KUYULARA GÖMMEK İSTİYORSUNUZ

KUYU TİPLERİNDEN ÇIKACAK, O KUYULARA SİZİ GÖMECEĞİZ!

HER KUYUYU MAHİR’İN ADASINA ÇEVİRECEĞİZ

EPSTEİN KOKUŞMUŞLUĞU EMPERYALİZMİN EKONOMİK, POLİTİK VE KÜLTÜREL GERÇEĞİDİR!

Jeffrey Epstein, ABD’li bir finansçı; yani adını internette arattığınızda ilk bu cümle ile karşılaşıyorsunuz. Çok isabetli bir meslek; ne de olsa emperyalizmin özü ve gerçeğidir: PARA, PARA, PARA!

Jeffrey Epstein, emperyalizmin ahlak anlayışının ve kültürünün aynasıdır. Çürüyen ve yozlaşan kapitalizmin bir sonucu olan Epstein, işlediği hiçbir suçta tek başına değildir.

Emperyalizmin tüm kurumlarının Epstein ile bağlantılı olması, sistemin nasıl ahlaki bir çöküş içinde olduğunun da kanıtıdır.

Bu kokuşmuşluğu, her zaman nedenleri ve sonuçlarıyla anlatıyoruz; ama şimdi hangi yamayı yapsalar, hangi sansürü uygulasalar, hangi baskıyı uygulasalar da çürüyen sistem çivi tutmuyor ve gerçekler bir şekilde ortaya çıkıyor.

Eski ve yeni ABD başkanlarından İngiliz kraliyet ailesine kadar hepsi hem Epstein’in durumuna vakıf hem de bizzat destekçisidir. Bugün tüm bu sapkınlıklar, kanıtları ve tanıklarıyla ortaya çıkmış olmasına rağmen başta Trump olmak üzere bırakın tutuklanmayı, hepsi “normal” hayatlarına devam etmektedir.

Çünkü bu kokuşmuşluk, emperyalizmin normalidir. Hepsi aynı sömürgen sınıftandır yani aynı gemide, aynı sapkınlıkların parçasıdır. Bu gemide dünya halklarının kanı, gözyaşı vardır. Katliamlar, zulüm, sömürü, tecavüz, işkence, tutsaklık vardır…

EPSTEİN, EMPERYALİZMİN BİR SONUCUDUR!

Tarihsel olarak feodalizm karşısında ilerici olan burjuvazi; bugün artık ezilen halkların celladıdır. İlk ortaya çıkışında kendisi de bir şekilde üretime katılmak zorunda olan kapitalistlerin, artık emekle tüm bağları kopmuştur. Tüm dünyada artık şirketleri, fabrikaları CEO’lar yönetiyor. Fabrikalarına, rezidanslarına uğramıyorlar bile, para üzerinden para kazanmaya başlamamalarıyla yani emperyalist tekellere dönüşmeleriyle artık o çürümenin ve kokuşmuşluğun kendisi olmuşlardır.

FUHUŞ ADALARI KURMA NOKTASINA NASIL GELİNDİ?

J. Epstein sadece bir sonuç ve bu yüzden bizim için önemli olan bunun nedenleri. Sorunun kaynağı ekonomik sistem yani kapitalizm. Serbest rekabet diye başlayan süreç, tekellerin her şeyi kendi hegemonyası altına almasıyla beraber gericileşmiştir. Her şey bir meta olarak belirlenir. Yani alınıp satılabilen bir mal. Bu mallar arasında kapitalist toplumun değerlerine insan da dahildir. Çünkü halk, emeğini satarak geçimini sağlar. Özel mülkiyetle beraber emeğin değeri alçalır ve her geçen gün bizleri, halkları, emeğini satan işçi sınıfını daha da değersizleştirirler.

Bizlerden beklenen onurumuzu satmak ve diz çökerek yaşamaktır. Bazı zenginlerin yatlarda ve villalarda yaşayabilmesi için bizlerin gece gündüz çalışıp alın teri dökmemiz şart.

Emperyalizmle beraber gericileşen sistem, ömrünü uzatabilmek için kültür sanat alanında da faaliyetlerini yükseltmiştir. Bunun nedeni çok basit; çünkü kültür sanat egemenlerin istediği gibi düşünen, yaşayan ve kendisine özenen bir nesil yaratmanın aracıdır. Bugün bu kültür sanattan her alana kadar, her egemen sınıf gibi emperyalizm de kendi kültürünü yaratmak için çabalıyor. Çünkü çok iyi bilir ki bu çaba kendi ömrünü uzatacaktır.

O nedenle burjuvazinin sinemacıları, şarkıcıları, siyasetçileri, sanatçıları, yöneticileri herkes ama herkes vardır Epstein’in, yüzlerce (ve belki de binlerce) çocuk, kadın, erkekten kurduğu fuhuş adalarında.

Bir tek emekçi halklar yok, bir tek halkın öncü evlatları devrimciler yok!

Grup Yorum; halkın sanatını yaptığı, halkın beğenilerini yükselttiği, halka sınıf bilinci verdiği ve eşit, adil bir yaşamı kurmanın tarihsel zorunluluğunu gösterdiği için Kuyu Tiplerinde. 17 Grup Yorum emekçisi, Kuyu Tipi Hapishanelerde direnerek üretmeye, üreterek direnmeye devam ediyor. Helin ve İbrahim’den aldığı güçle, Epstein adalarında alınan kararlarla verilen Nobellerin ve Oscarların karşısına dikiliyor!

Ne yaparlarsa yapsınlar; bizi ezenlerle asla aynı gemide olmayacağız. Tarihsel, sınıfsal, kültürel, ideolojik hiçbir ortaklığımız yoktur sömürgen sapık kan emici burjuvaziyle. Onlar bizim sınıf düşmanlarımızdır; yaşadığımız tüm acıların, yoksullukların, katliamların, işgallerin, tecavüzlerin sorumlusudurlar.

Bu yüzden çok açık bir biçimde diyoruz ki; sizi o çürümüşlüğünüze gömeceğiz! Bugüne kadar çektiğimiz acılardan alacağız gücümüzü. Bu ahlaksız düzeni asla normal görmeyeceğiz. Sistematik bu çürümüşlüğün, dimdik karşısında olacağız.

Epstein adalarının karşısında 50 yıldır barikat olan Kızıldere var. Mahirlerin adası var. Biz kendi adalarımıza sıkı sıkıya bağlıyız.

FİNANSÇILAR İÇİN KÜLTÜR SANAT ALANI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Bu düzen, PARA, PARA, PARA düzenidir. Yani her şey paraya endeksli.

Her şeyin para olduğu bir düzende para en büyük değer ölçüm biçimine dönüşür.

Şöyle düşünelim;

Bir adam toplumlar tarihinin yarattığı ahlaki değerlerin hepsini ayaklar altına da alsa pahalı bir arabaya bindiğinde veya yüz bin euroluk saatler taktığında, o çevrede “itibarı” olur; ama aslında halkların gözünde beş para etmez. Genelev işletip zengin olanlar ya da uyuşturucuyu satan baronlar parayla dönen bir düzen içerisinde “itibarlı iş adamları” diye geçerler. Bunların sebebi ise düzenin yani kapitalist toplumun üretim ilişkilerinin değeri, parayla ölçmesidir. Halklar bu durumu kabul etmez ve toplum nezdinde bu durum doğal karşılanmaz; çünkü her şeyiyle bugüne kadar yarattıklarımız gerek ahlaki gerek kültürel olarak birbirine tamamen zıttır. Bu yüzden finansçılar şunu çok iyi bilirler; sömürü sürekli meşrulaştırılmalıdır. Bunun için ise kültür sanat çok büyük bir önem kazanır.

Ekonomik güçleriyle halkları kendi düzenlerine razı edemezler. Bu yüzden kültür ve sanatla bunu yapmaya çalışırlar. Çünkü meşruiyet; ekonomiden değil, kültür sanattan gelir.

Örneğin şarkıcılarına “dolara ihtiyacım var” diye sözler yazdırırlar. Kliplerde kadınlar birer cinsel obje olarak pazarlanır. “Uyuşturucu kullanmadan nasıl üretim, sanat yapılır ki” denir. Bunun gibi birçok şey sayabiliriz; fakat demek istediğimiz çok açık.

Kültür sanat, insan ruhunun mimarıdır. Bizler Mahir Çayanların ahlak anlayışını anlatırız. Emperyalistler ise Epsteinler yaratır ve onların ahlak anlayışlarını över ve yaymak için her şeyi yaparlar. Bu sayede ömürlerini uzatmaya çalışırlar. Dolayısıyla sanat için fonlar verilir, vakıflar kurulur vesaire.

Yani finans kapital sadece parayla değil, insanlar arasındaki ilişkilerle hükmeder. Kültür ve sanat da bunun zeminidir. Epstein adaları sadece “zevk” için değil, burjuvazi açısından kendi sınıfını hizaya sokmanın, denetime almanın bir aracı ve güvenlik mekanizmasıdır. Epsteinlere ihtiyaç vardır.

Düzeni en iyi tarif eden aslında bu olayın kendisidir. Emperyalizm Epstein düzeniyle yönetiyor. Epstein; emperyalizmin ahlakı, kültürel ve sanatsal çalışmasının sonucudur ve bu sonuç doğrudan halklara dayatılan emperyalist ahlak anlayışıdır. BELİRLEYENİ PARADIR. Halklar yozlaşmalıdır ki kendisini kabul ettirebilsin. Yani Epsteinleri bize normal göstermeye, her türlü sapkınlığı içimize sokmaya çalışıyorlar.

Bu düzeni, asla meşru görmeyeceğiz. Tam tersine öfkemizi bileyip daha da güçlü bir şekilde emperyalist saldırganlığa karşı mücadele edeceğiz. Ekonomik, siyasal ve kültürel her alanda kendi mevzilerimizi kurarak savaşımızı büyüteceğiz.

Bugüne kadar her şeyin en güzelini dünya halkları yaratmıştır. Emeğimizle, direncimizle ve zalimin zulmüne boyun eğmeyerek yarattık. Bugünden sonra da aynı şekilde temsil ettiğimiz değerlerle, emperyalizmin halklara kültürel saldırılarına karşı mücadele edeceğiz. Ekonomik olarak özel mülkiyeti ortadan kaldırıp halklaştıracağız. Toplumsal mülkiyeti kuracağız. Siyasi olarak kapitalizmi yıkıp yerine sosyalizmi kuracağız. Sistemin odağından parayı çıkarıp yerine insanı koyacağız. Bizi biz yapan bütün değerleri yaşatıp daha da ileriye taşıyacağız.

Kültürel olarak Epsteinleri tarihin çöplüğüne gönderip yerine Mahir Çayanları koyacağız. Gelecek nesillerimiz Mahir Çayanları öğrenecek; eli kanlı, tecavüzcü, faşist haydutları değil.

Düzen ne kadar çürükse o kadar tükenmiş demektir. Bugün Epstein bize emperyalizmin artık sonunun geldiğini gösteriyor. Halklar bunun münferit bir olay olmadığının, bir sistem sorunu olduğunun bilincine varıyor. Bu düzen Epsteinların düzenidir. Bu da emperyalizmin sonunun geldiğinin yansımaları, çığlıkları. Emperyalizm nasıl Filistin’de saplanıp kaldıysa İran’da da aynı şekilde bir çıkmaza girdi. Emperyalistlerin hiçbir meşruiyeti yoktur. Ekonomik ve siyasi krizini İran’a saldırarak da çözemeyecek, Epstein krizini geçiştiremeyecek, suçlarını gizleyemeyecek!

Halkları çürütemeyeceksiniz; çünkü biz varız. Marksist-Leninist ideolojiyle savaşan Cepheliler var. Biz “bitti” demeden, bu savaş bitmeyecek. Mutlaka biz kazanacağız; çünkü sosyalizm tarihsel olarak mutlak gelecek. Devrim, bilimsel olarak somut ve bilimsel bir gerçek.

Sınıfsal olarak ileri olan, geri olanı yok edecektir. Gericileşen, çürüyen ve çürüten bu zulüm düzeni; mutlaka ama mutlaka yıkılacak, halkın iktidarı kurulacaktır.

TÜM HALKIMIZA ÇAĞRIMIZDIR:

“Para, Para, Para” diyen sistemi yıkmanın tek yolu örgütlenmektir.

Her yerde Halk Komitelerinde, Halk Meclislerinde birleşelim, Epstein düzenine karşı mücadele edelim.

Emperyalizmin fuhuş adalarını kurutalım, Mahir’in Adalarını kuralım!

Epsteinler yok olana, emperyalizm yeryüzünden silinene dek mücadelemiz bitmeyecek.

Mutlaka kazanacağız; çünkü biz halkız ve haklıyız!

*

Marks, Kapital’de “Anlatılan Senin Hikâyendir” der.

Evet, tarihi biz yazıyoruz, direnen dünya halkları yazıyor. Kendi tarihimizi yazarken; sınıf düşmanlarımızın tarihini, ideolojisini de tıpkı avucumuzun içi gibi bildiğimiz Anadolu İhtilali’nin yolu gibi bileceğiz.

Nedir bu kokuşmuş sömürü düzeninin özeti:

*Para→Meta→Para (Önce özel mülkiyet gelişti, parayla alış veriş başladı. Elde edilen parayla mal üretildi ve malla yine para kazanıldı)

*Meta→Para→Meta (Üretim yoğunlaştı, daha çok para kazanıldı, bu parayla daha çok mal üretildi)

*Para→Para (Emperyalizm döneminde artık ihraç edilen esas olarak sermaye oldu. Bankalar, patentler, borçlandırma, krediler, ikili anlaşmalar vb yollarla paradan para kazanıldı)

*Para→Para→Para (Burjuvazi artık üretimden tamamen koptu. Paradan kazandıkları parayı, yeniden paraya çevirirken tamamen çürüyüp kokuştular)

Epstein, sadece bir sapık mı?

Elbette hayır. O, sömürgen düzenin finansçısı.

Peki, emperyalizm neden kültür, sanat ve sosyal alanı bu kadar önemsiyor?

Amaç ne, hedef ne?

İktidar, sadece ekonomiyle kurulmaz.

Üç cepheyi birden kazanmak gerekir:

1)Ekonomik iktidar

2)Siyasal iktidar

3)Kültürel ve hegemonik iktidar

Kültür ve sanat alanı çok önemli; çünkü düzene meşruiyet kazandırır.

Burjuvazinin kültürü ve sanatı;

*“Seçkin”

*“Aydın”

*“İlerici” gibi etiketler üretir.

Amaç:

*Emperyalist tekelleri

-İşgalci

-Kaba zengin

-Yağmacı

-Tecavüzcü

-Sömürgen

-Vahşi ve diğer tüm halk düşmanı sıfatlarından çıkarıp “elit”, “vizyoner”, “insani”, “entelektüel” gibi göstermektir.

Çünkü Para→Para→Para düzeni;

*halklar nezdinde doğal görülmez ve

*sürekli meşrulaştırılması gerekir

Bu meşruiyet:

*Ekonomiden değil

*kültürden gelir

Bu yüzden:

*Sanat fonları

*Vakıflar

*“Hayırseverlik”

*Üniversitelerdeki akademik bağlar burjuvazi için stratejik önemdedir.

Kültürel Alan

Neden “Yumuşak Güçtür”?

Çünkü bu düzende

*Polis, zor kullanır.

*Ordu, zor kullanır.

*Kültür ise rıza üretir. Yani halklar, silah kullanılmadan sömürü düzenine boyun eğmeğe zorlanır.

Bu yüzden halkın kültür, sanat ve sosyal yaşamını, çıkarı doğrultusunda şekillendirmek, burjuvazi için

*“Tali” değil,

*Sınıflar savaşında egemenliğin ana cephesidir.

Burjuvazinin kültür ve sanatı; onun meşruiyet ve hegemonya kurma aracıdır.

Amaç: Finans kapitalin, halkların gözünde düşman olmaktan çıkarıp “doğal” ve “meşru” hâle getirilmesidir.

*Halkların yer altı ve yer üstü tüm zenginlikleri nasıl yağmaladığını maskelemek için “seçkin bir kültürel meşruiyet” üretilir.

*Halkların algısını yönetmektir amaç. Örneğin bir müze açılışına, bir konsere katılmak, futbol maçına gitmek veya “prestijli ödül” vermek; tekelci burjuvaları normalleştirmeye ve halkın tepkilerini kırmaya hizmet eder.

Yani sömürüyle elde edilen kanlı servet; estetikle süslenir, sorgulanmaz olur ve sıradanlaşır.

*Kültür ve sosyal alan:

-Burjuvaları dokunulmaz yapmaya uğraşır.

-Dokunulmazlığı toplumsal olarak meşrulaştırır.

Bu da çürümeyi; sistemsel, kaçınılmaz ve sürekli hâle gelir. Epstein, bu çürümenin geldiği haldir.

SONUÇ OLARAK:

*Emperyalist tekeller için kültür ve sosyal alan:

1)Meşruiyet üretir (siyasi hegemonya).

2)Sınıf içi sadakat sağlar (kültürel olarak kendine bağlama).

3)Toplumsal algıyı yönetir (ideolojik saldırı).

*Reform veya ahlaki öfke yetersizdir:

-Çünkü yozlaşmanın kaynağı sistem ve sınıf ilişkileridir.

*Tüm bunlardan çıkmanın tek yolu, Epstein üreten emperyalist düzeni yıkmak için örgütlenmek ve savaşmaktır!

Halk Okulu, Sayı: 333

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar