FAŞİZMİN HALK MECLİSLERİNE SALDIRISI ‘BİR KURUMA SALDIRI’ DEĞİL;
MECLİS İDDİASINA VE ÖRGÜTLEME HAKKINA SALDIRIDIR
HALK MECLİSLERİNDE ISRARIMIZ VE KARARLILIĞIMIZ DEVRİM İDDİAMIZ, ZAFER HEDEFİMİZDİR!
HALK MECLİSLERİNİ HALKIMIZLA KURDUK FAŞİZM SALDIRDI, YIKTI; PES ETMEDİK,
HALK MECLİSLERİNİ TEKRARDAN KURACAĞIZ!
Halkın iktidarını kurma amacımızdaki temel örgütlülüklerden olan Halk Meclisleri her süreçte faşizmin korkusunu büyütmüş ve hedefinde olmuştur. Somut örneği; İstanbul’da 2014’te kuruluşunu ilan eden Gazi Halk Meclisi…
Faşizmin kurumlarına güveni olmayan halkımızın temel sorunlarının çözümü için önemli bir ihtiyaç haline gelen meclisler her süreçte ciddi zorunluluktur. Gazi Halk Meclisi de bu ihtiyacın çözümü olarak günlerce halkla tartışılarak halk toplantılarında alınan kararlar neticesinde kuruluşunu ilan etmiş, İstanbul ve Anadolu’daki diğer Halk Meclisinin kuruluşlarına da örnek olmuştur.
Kuruluşunda halkın tüm kesimi yer almıştır; işçiler, esnaflar, memurlar, öğrenciler, emekliler… Elbette meclis kuruluşu kâğıt üzerinde alınan bir kararla kalmamış, halkın bir araya gelerek dayanışmayı sürdürüp büyüteceği, kendi kendini yönetebileceği bir çatı, bir yer de gerekiyordu. İşte, bunun da çözümü yine halktaydı; mahallede uzun yıllardır boş olan saha (devletin rant dönüşümüne uğramamışken) yine alınan kararla kamulaştırılarak meclis için düzenlenmiştir. Alanda bulunan toprak yığınları, çöpler kaldırılarak çimento ile zemin yapıldı, ilk olarak derme çatma bir çadır, etrafı kızıl bezlerle örtülerek “Halk Meclisi” dendi… Bu sembolik kurumdan sonra metal konteyner getirildi ve alana konuldu… Biz hiç çözümsüz, politikasız kalmadık.
Ve Gazi Halk Meclisi sorunlarının çözümüne yönelik kampanyalara başlamadan kurumlaşma hakkı için direnişe başlıyordu. Ne oldu? Halkın örgütlülüğü karşısında faşizmin korkusu ve paniği ilk anlarda kendini göstermişti. Faşizm “Örgüt tapulu araziye el koydu…” yalanı ile çadıra, konteynere ve pankartlara saldırarak alanı dağıttı. Gazi Halk Meclisi’nin faaliyetlerinin yürütüldüğü konteyner polisler tarafından çalındı. Gazi halkı tarafından polisin bu saldırısına karşı direnerek konteynerin çalındığı yere tek katlı yeni bir Gazi Halk Meclisi binası yapıldı. Polislerin çaldığı konteyner da direniş sonucunda polislerden tekrar geri alındı.
Halk geri adım atmıyordu, “Faşizm yıkarsa, konteynerimizi çalarsa biz tekrar yaratırız” diyerek aynı yerekaçırılan ‘kurumlarını’ getiriyorlar… Burada sorunsadece bir ‘teneke yığını konteynerin alınması’ sorunudeğil; faşizmin örgütlü halkın kararına, emeğine veörgütlülüğüne yönelik saldırısıdır. Günlerce süren saldırıkarşısında halkın tek çözümü direnmek, çatışmakve geri adım atmamaktı. Bunu da yaptı Gazi halkı; emeğine,kararına, örgütlülüğüne sahip çıktı ve kamulaştırdığıalana gecekondusunu inşa etti.
Evet, tahta ve bezden yapılan derme çatma kurumdan kerpiçlerle, boya ve sıvayla yapılan gecekondu binasına kadar geçen süreçte zafer tekrar direnen Gazi halkının, Gazi Halk Meclisi’nin olmuştur.
Faşizm Neden Saldırdı? Halk Meclisi’nin ‘Konteyner Kurumuna’ Yönelik Saldırının Amacı Nedir?
Faşizmin temel saldırı nedeni kendi yasalarını, sistemini korumak içindir.
Kimden? Elbette düşmanı olduğu halktan.
Halkımızın düzene, devlete, faşizme güveni yoktur. Bu güvensizliği burjuva basın her ne kadar göstermese de, her yerde (evde, otobüste, iş yerinde, okulda, sokakta…) halkımız dile getiriyor. Bu güvensizlik halkımızı örgütlülüğe zorluyor; bu örgütlülük de hedefimiz olan Halk Meclisidir… İşte, faşizm yasalarını, düzenini Halk Meclislerine karşı koruyor. Halk Meclislerimizin örgütlenmesi faşizmin sonu demektir.
Gazi Halk Meclisi örneğinde verdiğimiz konteyneri kaçırma ve halkın direnişiyle tekrardan kurum inşa etme süreci basit bir saldırı değildir. Faşizmin bu saldırısı örgütlülüğümüze saldırıdır! Çünkü; Halk Meclisi devrimin kurucu organıdır yani halkın iktidar organıdır. Meclisler; halkı örgütleyen, halka, kendi sorunlarını kendisinin çözebileceği gücünü veren politikadır…
Halk Meclisi demek; “Biz faşizmi ve yasalarını tanımıyoruz…” demektir. Düşman da bunu biliyor, bundanda korkuyor!
Evet, korkuyor. Bu korkusunu ‘terör’ demagojileri ile dile getirdiği olur ve askeri, polis gücüyle de saldırmaktan geri durmaz. Halk Meclisleri karşısındaki korkusunu faşist uygulamalarla bastırmaya çalışır.
Neticede bu hedefine ancak 2016’daki OHAL kanunları ile varmıştır; Gazi Halk Meclisi 2016 Ağustos ayında faşizmin kiralık katillerinin ‘büyük operasyonu’ ile yıkılmış, meclis emekçileri ve halktan birçok insan işkencelerle gözaltına alınıp tutuklanmıştır.
Halk Meclislerinin yasallığı vb. yoktur ancak devletin polisinin, karakolunun dahi mahallede sorunların çözümü için halka adres gösterdiği kurumlaşmalardır.
Polisin, yaşadığı sorunlarla ilgili kendisine gelen halka Gazi Halk Meclisi’ni kastederek “kırmızı eve gidin onlar çözer” demesi çarpıcıdır.
Faşizmin, Halk Meclisleri korkusu, meclislerin işlevinde, muhtevasında ve niteliğinde yatmaktadır. Faşist devlet bu kurumlaşmayı kendisine alternatif olarak görmektedir. Kendi otoritesini yıkan kurumlaşmalar olarak görmektedir. Devrimcilerin meşruluğunun yaygınlaşmasından, halkın gücünün farkına varmasından, halkların birleşmesinden korkmaktadır. Halk Meclislerine bunun için saldırmıştır.
Ki öncesinde de mahallede yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle Gazi Karakolu’na giden mahalleliye orada bulunan polisler “Buraya niye geliyorsunuz ki sizin örgütünüzü var, oraya gidin…” demiştir.
Dost da, düşman da biliyor ve görüyor ki tek kurtuluş Halk Meclisleridir…
Ne Yapmalıyız?
Halk komiteleri ve Halk Meclisleri, devrimin organları olmaya devam ediyor.
Hedefimiz: Halk Meclisleri ve Halk Komiteleri Kurmak!
Faşizm İktidar İddiamıza, Örgütlenme Hakkımıza Saldırıyorsa Örgütlenmede Israrımızı ve Kararlılığımızı Büyüteceğiz!
Halk Meclisleri, Halkın İktidar İddiasının İlanıdır; İktidarımızı, Kurtuluşumuzu, Zaferlerimizi Halk Meclisleriyle Yaratacağız!
