Öldüler Yenilmediler

Aydemir ŞAHİN

Asuman KOÇ

Hülya ATEŞ

Nurhan AZAK

Orhan KORKUT

Dersim’in Çemişgezek ilçesine bağlı Ulukale köyü Arasor Deresi mevkiinde Dersim İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birlikleri Bölge Komutanlığı Hayri Koç Müfrezesi’ne bağlı birlikle oligarşinin askeri güçleri arasında 3-4 Eylül 1994 tarihinde çatışma yaşandı. İki gün süren çatışmada Aydemir Şahin, Asuman Koç, Hülya Ateş, Nurhan Azak ve Orhan Korkut şehit düştü.

Aydemir Şahin, 1970 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Karaçayır köyünde doğdu. Hem okudu hem de çalıştı. Devrimcileri tanıdıkça mücadeleye her geçen gün daha fazla bağlanarak kısa sürede Devrimci Sol saflarında yerini aldı. Mart 1993’te gerillaya katıldı.

Asuman Koç, 1971 yılında Dersim Çemişgezek’te doğdu. Okuma yazmayı kardeşlerinden öğrendi. Çocukluktan beri devrimcilerle iç içeydi. 1980-84 yıllarında köylerine gelen Devrimci Sol gerillalarını tanıdı. Nisan 1993’te gerillaya katıldı.

Hülya Ateş, 1977 yılında Dersim Hozat’ta doğdu. Bir emekçi olarak büyüdü. İlkokuldan sonrasına gidemedi. Devrimci Sol gerillalarıyla tanıştı. Temmuz 1993’te gerillaya katıldı.

Nurhan Azak, 1974 yılında Dersim Pertek’te doğdu. Devrimcilerle 1991’de lisedeyken tanıştı. 1992’den itibaren Devrimci Solcularla birlikte hareket etmeye başladı. Köyünde, liseli gençlik içinde, Pertek’te görevler aldı, sorumluluklar üstlendi. Haziran 1993’te gerillaya katıldı.

Orhan Korkut, 1974 yılında Maraş’ta doğdu. İlkokulu bitirdikten sonraki yaşamının büyük bölümü Dersim’de geçti. Dersim’de devrimcileri, gerillaları tanıdı ve gerilla olmaya karar verdi. Ekim 1993’te gerillaya katıldı.

Asuman Koç

Yoldaşları Anlatıyor:

Asuman, Devrimci Sol gerillalarını çocuk yaştayken tanımıştı. Onlara o zamandan gönül vermişti. Amcası da Devrimci Sol gerillasıydı. Gerillalar evlerine sürekli gelirlerdi. Asuman da hep onlar gibi olmak isterdi. Büyüyünce gerilla olmak. Asuman bu umudu hep canlı tutmuştu.

Asuman Dersimliydi. Ailesi Kürt milliyetindendi. Dedesi, ’38 katliamını görmüştü. Zulme karşı savaşmıştı. O günleri Asuman’a hep anlatırdı. Asuman, masal diye bunları dinlemiş, devlete karşı kinlenmişti. Hayri Koç, Asuman’ın amcasıydı. O da ’91’de halk düşmanlarından hesap sorarken şehit düşmüştü.

Asuman çocukluğunda bir söz vermişti: “Mutlaka bu düzene karşı savaşacağım…” Çocuktu ama, o da Sibel, Adalet gibi zulmü erken tanıyanlardandı. Erken büyüyenlerimizdendi. İşte o zaman verdiği sözü, amcasının mezarı başında yineledi:

– “Mutlaka bu düzene karşı savaşacağım, hesabını soracağım.”

Asuman, Devrimci Sol gerillalarını amcasının şehit düşmesinden sonra görmüştü tekrar. Çocukluğundan beri beklediği umut olan gerillalar şimdi karşısındaydı. Devrimci sol gerillası olma isteğini, gerillalar evlerine her geldiğinde belirtiyordu. Okuma yazması yoktu. Ama zulmü görmek için okumaya gerek yoktu. Komutanımız Nazım (Karaca), Asuman’a daha gerillaya katılmadan öne okuma yazmayı öğrenmesi için bir kitap vermişti. Harfleri göstermiş ve kitabın sayfalarına bakarak yazmasını söylemişti. Asuman böyle çalışmıştı.

Birgün evlerinde üç Devrimci Sol gerillası kalıyordu. Köye asker gelmişti. Asuman hemen eve bitişik olan merege (samanlık) gerillaları saklar. Saklarken, ortalık toz-duman içinde kalmıştır. Bir asker gelir ve “buraya kimi sakladınız” diye bağırır. Tam o anda da samanlıkta bir keçi vardır. Asuman hiç heyecanlanmadan, “görüyorsunuz ya, keçi var, ondan bile korkuyorsunuz” der. Askerler, Asuman’ın soğukkanlı tavrından dolayı ikna olmuş ve gitmiştir. Asuman gerillaları korumanın mutluluğu ve gururu içindedir. Çünkü gerillalar onun her şeyidir.

Asuman’ın çocukluğundan beri umutla beklediği an gelmiştir. ’93 temmuz ayıdır. Asuman da artık bir halk kurtuluş savaşçısıdır. Ailesi, Asuman’ı gerillaya, düğüne bayrama gönderir gibi uğurlamıştı. Ailesi de sürekli baskı görmüştü. 12 Eylül’den sonra yoğun baskı yaşamışlardı. Evlerinden çıkarılmışlardı. Babası defalarca gözaltına alınmış, işkence görmüş, dövülmüştü. Şimdi bunları reva gören düzene karşı kızlarını dağlara, savaşa gönderiyorlardı. Gururla bakıyorlardı kızlarına. Asuman’ın yüreği halkına olan bağlılığı, zulme olan kini ve savaşma azmiyle çarpıyordu.

Asuman gerillada… burada bağlılık, fedakarlık ve cesaret olarak somutlanır. Gerillaya katıldığı günden şehit düştüğü ana kadar ki yaşamı dopdolu ve kahramanlıklarla doludur.

Asuman gerillaya katılmadan önce başladığı okuma yazma isteğini gerillada da sürdürmüştü. Özellikte karargahta sayfalarca kitabı bakarak yazmış, okumuştu. Bu ısrarı, özverisi, çabası ve tuttuğu işi kopartan yönüyle tamamen okuma yazmayı öğrenmişti.

Asuman, köyleri gezdikçe dersim halkının çektiği acıları, baskıları daha iyi görüyordu. Halkına daha da bağlanıyordu. Kurtuluşa olan inancı artıyordu. O, halkının bir parçasıydı. Onlardan öğreniyor, onlara öğretiyordu. Halkla rahat diyalog kurabiliyordu. Baskıyı, sömürüyü onlara anlatıyordu. Neden savaştığımızı, herkesin savaşması gerektiğini de… Okuma yazmayı bilmezken katılmıştı gerillaya. Ama kendini hızla yetiştiriyordu. Okuyor, yazıyor, konuşuyor, tartışıyor, her türlü işi yapıyordu.

Asuman her zaman coşkulu ve morallidir. Görev bilinci onda somutlanıyordu. “Bu işi yapamam, bu çanta ağır, bu yol çok uzun, açlık, yorgunluk” dememişti. Her göreve gönüllü talip oluyordu. Asuman Bu tarih asıl olarak kanla yazılmış şehitlerimizin tarihidir… mevzi kazar, sığınak kazar, odun toplar, yük taşır, yoldaşlarıyla tartışır, halka anlatır, her işi yapardı.

’94’ün ağustos ayında Çemişgezek’te faaliyet yürüten Hayri Koç Müfrezesi’nin savaşçısıydı. Çemizgezek’in faaliyet yürütülen köylerini tanıyordu. Kendi köyleri ne de sık sık gidiyorlardı. Kendi köylerine gittiklerinde akrabaları, ailesi ve köylüler Asuman’ı görmeye gelirlerdi. Genç kızlar ona hayranlıkla bakıyorlardı. Onunla konuşuyor, etrafını çembere alıyorlardı. O da onlara anlatıyor, öğretiyordu. Asuman’ın kendi dönüşümündeki ısrarı herkes tarafından örnek alınmalıdır.

’94 yılının 2 Eylül akşamı kendi köyü olan Axtük’e gitmişlerdi. Köylülerle konuştuktan sonra araziye çıktılar. Ertesi gün Ulukale Köyü’ne gideceklerdi. Görevleri kışlık ihtiyaçları toplamaktı. Asuman da her şeyiyle bu göreve yoğunlaşmıştı.

Müfreze 3 Eylül günü akşam üstü yola koyulur. Düşman da Ulukale Köyü’nün etrafına pusu atmıştır. Müfreze köyün üstündeki yamaca ulaştığında asker onları görür. Onlar da askerleri görür. Ve geri dönerler. Ne var ki asker döndükleri yer de vardır. İki yönlü ateş başlar. Asuman ilk vurulanlardandır. Yaralanmıştır. Yanındaki yoldaşı Nurhan (Azak) koşar, Asuman’ın yarasını sarar. O anda bile yoldaşlarına moral verir. Ailesine ve diğer yoldaşlarına son sözlerini söyler:

“Ailemi çok seviyorum. Onlara selamlarımı söyleyin. Kardeşlerimi benim yerime öpün. Yoldaşlarımı tek tek öpün yerime. Selamlarımı iletin. Hepinizi, partimi, halkımı çok seviyorum.”

Ölüm anı geldiğinde bile, yoldaşlarını, halkını düşünmeyi Sabo’lardan, Eda’lardan öğrenmişti. Onlara layık olmuş, bayrağımız ülkenin her tarafında dalgalanacak sözlerini dersim dağlarında yerine getirmişti.

Geleneklerimizin, değerlerimizin bir halkası olmuştu. Son anlarında ölesiye sevdiği yoldaşlarına ve halkına selam göndermeyi unutmamıştı. O selam, kurtuluşa olan inancın, halkına olan bağlılığın, sevginin selamıdır. O selam, “Yoldaşlar savaşa devam, kazanacağız” sloganıdır. O selam, genç kızlarımıza, kadınlarımıza Parti-Cephe saflarında savaş çağrısıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar