
Devrimci Sol, sınıf mücadelesinin sürdüğü her alanda, merkezi, legal ve esas olarak da illegal örgütlülükler yaratmayı, emekçi halk kesimlerini temel-tali mücadele bütünlüğü içerisinde örgütlemeyi önüne hedef olarak koymuş, bu doğrultuda 1978 sonlarından itibaren bu anlayışını hızla pratiğe geçirmiştir. Bu alanları fabrikalar, mahalleler, gençlik, memur kesimi, kırsal alan ve köylülük, küçük esnaf, zanaatkarlar, kültür ve sanat, baro ve meslek odaları ile diğer demokratik kitle örgütleri olarak belirlemiştir.
Devrimci Sol Merkez Komitesi, kendisine bağlı merkezi örgütlenmesini 7 temel alana yaymıştır. Bu alan örgütlenmeleri DEV-GENÇ, Devrimci İşçi Hareketi, Devrimci Memur Hareketi, Anadolu Örgütlenmesi, Mahalli Birimler, Yurtdışı Örgütlenmesi ile “Diğer Faaliyetler” olarak belirlenmiştir.
4-5 kişiden oluşan her türlü silah, mühimmat ve araç-gereçle techiz edilmiş şehirde ve kırda silahlı mücadele ekiplerini örgütleyen Devrimci Sol bunları SDB ve Kır Birlikleri olarak doğrudan merkezi bir yapıya bağlamıştır. Ve savaşın yaygınlaştırılıp halklaştırılması temelinde faşist teröre karşı silahlı mücadele ekipleri (FTKSME) örgütlenmiştir.
Devrimci Kadın Hareketi de Devrimci Sol’un örgütlenme alanlarından biridir. İstanbul ve Anadolu’daki kadın örgütlenmesi merkezileştirilmiş, bu alanda da somut adımlar atılmıştır.
İLK BOMBALI PANKART DEVRİMCİ SOL TARAFINDAN ASILDI
19 Şubat 1979… Ulaş Bardakçı’nın ölüm yıldönümünde bombalı pankartlar asıldı. Türkiye’de ilk defa hareketimiz tarafından bombalı pankartlar asılmıştı. Sol başlangıçta karşı çıktı. Ancak sonradan herkes bu pankartları astı. Hareketimiz anti-faşist mücadeleye yeni araçlar, yeni eylem biçimleri katarak mücadeleyi zenginleştiriyordu.
Devrimci Sol ve onu kuranların ayrılık öncesi ve sonrasındaki devrimci pratiği, eylemleri Türkiye devrimci hareketi içinde pek çok “ilk”in de ifadesi olacaktır. Anti-faşist mücadele, anti-emperyalist mücadele devrimci şiddet eylemleriyle sarsılacaktır.
1979
FTKSME’LER VE SDB’LERİN KURULUŞU
Eldeki insanların niteliğinin geliştirilmesi ve genç insanlara güven temelinde, hemen tüm alanlara müdahale edildi. Demokratik, askeri örgütlenmeler yaratıldı.
Giderek artan faşist terör karşısında, anti-faşist mücadelenin ihtiyaçlarına cevap verebilmek, aynı zamanda partileşme sürecini geliştirmek doğrultusunda FTKSME’ler (Faşist Teröre Karşı Silahlı Mücadele Ekipleri) ve SDB’ler (Silahlı Devrimci Birlikler), örgütlendirildi.
FTKSME’ler, çeşitli çalışma alanları bazında örgütlendiler. Bu ekipler içinde uzmanlaşan, “asgari Marksist-Leninist özelliklere sahip, PASS’ni her şart altında uygulama yeteneğindeki inisiyatifli-bağımsız, örgütçü… kitleler içerisinde eriyecek gizlilik koşullarına uygun politik askeri nitelikteki kadrolar” ise Silahlı Devrimci Birlikler’de istihdam edilmeye başlandı.
Devrimci şiddet temelinde sürdürülen mücadele, faşist terör karşısında tek doğru politikaydı. Bu nedenle bu dönem reformizmin, revizyonizmin, oportünist grupların gerilediği, devrimci hareketin geliştiği bir dönem oldu.
1978’de Maraş Katliamı yaşandı. Oligarşi bir de sıkıyönetim ilan etti. O güne kadar sivil faşist terör şeklinde süren saldırılar, açık devlet terörü şekline dönüştü. Bu dönemde çeşitli sorunlara yönelik yapılan kampanyalar, karakol baskınları, MHP yöneticisi Gün Sazak’ın, ardından 12 Mart’ın başbakanı Nihat Erim’in cezalandırılması eylemleri, dönemin iz bırakan eylemleri oldu.
Faşist planları bozan devrimci eylemlerimiz düşmanlarımızda korku yaratırken halkta büyük bir sevinç ve moral sağlıyordu.
Pasifist, düzeniçi sol ise devrimci eylemlerimize “provakasyon” teorisiyle saldırıyordu.
