MAZLUM ABDİ, İSRAİL GAZETESİNE VERDİĞİ DEMEÇTE “AMERİKA SURİYE’Yİ YENİDEN HARİKA YAPMAK İSTİYOR” DEDİ
YALAN!
EMPERYALİZM DEĞİŞMEMİŞTİR, ABD EMPERYALİST SİSTEMİN İMPARATORU OLMA STRATEJİSİNDEN VAZGEÇMEMİŞTİR
ABD KATİL, SÖMÜRÜCÜ VE YAĞMACIDIR
“Suriye’yi Yeniden Harika Yapmak İstiyor” Sözü, Trump’ın “Make Amerika Great Again-MAGA” Sloganının Taklididir
Mazlum Abdi Emperyalizmin Desteği ile Meşruiyet Arayışı İçinde
Yanlış!
Meşruiyet Emperyalizmle İşbirliğinde Değil,
Emperyalizme Karşı Bağımsızlık Mücadelesindedir
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, İsrail’in The Jerusalem Post gazetesine bir demeç verdi. Mazlum Abdi gazete ile yaptığı röportajda birçok konuya değindi. Mazlum Abdi’nin konuşmasının bütününden çıkarılabilecek başlıklar ise şöyle;
-“ABD Başkanı Trump Suriye’yi yeniden harika yapmak istiyor; bunu yaparken SDG’yi desteklemeye devam etmeli.
-ABD’nin Kuzeydoğu Suriye’de kalması gerekiyor. Şam’ın istikrarı ABD’nin kalmasına bağlı.
-ABD ‘para’ desteğini azalttığından beri İŞİD’e karşı mücadelede aksamalar oluyor, İŞİD’e karşı mücadelemiz desteklenmeye devam etmeli.
-DSG, Şam hükümetinde yer almalı.
-DSG’nin alternatifi yok, 70 bin asker, 30 bin polis toplam 100 bin kişilik askeri gücümüz var, bu güç Suriye ile birleşirse Suriye daha güçlü olur.
-ABD, yeni hükümette yer almamız için bizi desteklemeli.
MAZLUM ABDİ İŞBİRLİKÇİ RUH HALİYLE EMPERYALİSTLERİN SÖYLEMLERİNİ İÇSELLEŞTİRİYOR
Mazlum Abdi, ABD’nin, Suriye’yi “YENİDEN HARİKA YAPMAK” istediğini söylüyor ve devamında bunun kendilerinin desteklenmesine bağlı olduğunu söylüyor. Öncelikle bu söylem Trump’ın “Make America Great Again-MAGA” sloganıyla benzerlik taşıyor. Trump’un sloganının Türkçe anlamı “Amerika’yı muhteşem yapmak.”
Trump “Amerika’yı muhteşem yapacağım” diyor, Mazlum Abdi’de “ABD-Trump Suriye’yi muhteşem yapmak istiyor” diyor. Bu elbette ki tesadüf değildir. Marks, insanın dilinin, düşüncesinin aynası olduğunu söyler. Yani insan ne düşünüyorsa onu söyler. Mazlum Abdi’nin sözlerinin Trump ile aynılaşması, Abdi’nin düşüncelerinin emperyalistlerle aynılaşmasının sonucudur.
Çünkü;
a)İşbirlikçi yerel liderler emperyalist merkez söylemlerini içselleştirirler.
b)Emperyalist himayeyi kabul eden işbirlikçi liderler emperyalistlerle söylemsel uyum içinde olurlar.
c)Emperyalizmin söylemlerini kullanarak kitlesine “ABD yanımızda” mesajı verilirken diğer yandan ABD’ye de “senin politikalarını onaylıyoruz” mesajı verilmek isteniyor.
Mazlum Abdi ve Kürt milliyetçi hareketi, bunları ucuz bir taklit yoluyla yapıyor. Kendisine küçük ayrıcalıklar tanınan ve ruhunu efendisinin talimatlarına teslim etmiş olan bir köle psikolojisidir efendisini taklit etmek. Mazlum Abdi bu psikoloji içindedir. Trump’ın basit bir taklitçisidir.
ABD SURİYE’Yİ “HARİKA” YAPABİLİR Mİ?
Hayır yapamaz. Çünkü;
a)ABD’nin emperyalist doğası buna izin vermez.
Lenin’e göre emperyalizm; sermayenin ve askeri gücün başka ülkelere yayılıp onları bağımlı ve parçalı hale getirmesiyle tanımlanır. ABD’nin Suriye’deki uygulamalarına baktığımızda;
-Alan kontrolü
-Petrol bölgelerinin kontrol edilmesi
-Bölgesel parçalanmayı derinleştiren siyaset
-Vekâlet savaşlarını yönetme
-Kalıcı istikrar üzerinden hegemonya kurma
Bu uygulamaların hiçbirisi “Suriye’yi yeniden inşa etme” amacı taşımaz. Emperyalizmin çıkarı, Suriye gibi ülkelerde kalkınma değil, bağımlılık üretmektir. Kapitalist sistem sömürü ve kâr üzerine kuruludur ve sistem devam ettiği sürece bu asla değişmez. Emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasıdır. Sömürü ve kâr tekellerin elinde yoğunlaşır. Politika tekellerin egemenliği, sömürüsü ve kârı odaklıdır. ABD’nin Suriye politikalarının amacı da Suriye’de yeni sömürgecilik ilişkilerinin kurulması ve derinleştirilmesini amaçlar.
Bu amacın gerçekleşmesi için ise işbirlikçilere ihtiyacı vardır.
b)ABD’nin “yeniden inşa” söyleminin gerçek işlevi emperyalist propaganda, askeri ve ekonomik müdahaleleri “kurtarma, iyileştirme, modernleştirme” söylemiyle meşrulaştırma amacını taşır.
-Irak’ta
-Libya’da
-Afganistan’da görüldüğü gibi tahrip ve parçalanma üretir.
c)Suriye’de ABD’nin somut pratiği kalkınma değil, çıkarlarını pekiştirmektir.
-Petrol ve stratejik bölgeleri kontrol altına almak
-Suriye’nin toprak bütünlüğünü fiilen parçalamak
-Vekil güçler üzerinden kalıcı askeri varlık sağlamak
-İşlevsel bir kaos dengesi yaratmak.
Marksist-Leninist analize göre bunlar klasik bir emperyalist çıkar siyasetidir ve emperyalistlerin bütün politikaları SÖMÜRÜ VE EGEMENLİKLERİNİ TAHKİM ETMEYİ VE DERİNLEŞTİRMEYİ AMAÇLAR.
Peki, Mazlum Abdi neden ABD’nin Suriye’yi “harika” yapmak istediği söylemini kullanıyor?
Bunun nedenleri:
1)Askeri ve siyasi bağımlılık
2)Emperyalist destek ile meşruiyet arayışı
3)Pragmatizm ile ideolojik tutarsızlık çatışması
4)ABD’nin bölgesel çıkarlarına eklemlenme
ABD, İŞİD saldırılarına karşı Kürt milliyetçi hareket ve SDG’yi hem siyasi, hem askeri hem de ekonomik olarak destekleyerek bir işbirlikçi yaratmıştır. Başta askeri bağımlılık olarak gelişen ilişki, zamanla siyasal ve ideolojik bağımlılığa evrilmiştir. Bunun sonucunda Mazlum Abdi “ABD, bizi desteklemeye devam etmeli, Suriye’de kalmaya devam etmeli” diyor.
-Mazlum Abdi’nin “Make America Great Again- MAGA” benzeri söylemler kullanması ideolojik bağımlılığın,
-ABD’nin “Suriye’yi yeniden harika yapacağı” söylemi ise emperyalist propagandanın,
-ABD’nin Suriye’deki fiili uygulamaları ise yağma, parçalama ve askeri kontrolün bir yansımasıdır.
Mazlum Abdi emperyalizmin ağzıyla konuşuyor.
Gerçeği çarpıtıyor.
Nedir gerçek?
1)Lenin’e göre:
a)Emperyalizm kapitalizmin en yüksek aşamasıdır. Sömürü sisteminin en üst aşamasıdır. Bu nedenle emperyalist bir gücün “başka bir ülkeyi kalkındıracağını” iddia etmek bir çarpıtma, gerçeği gizleme, kendi işbirliğini meşrulaştırma çabasıdır.
Emperyalizmin çıkarı
-Pazar
-Ham madde
-Stratejik konum
-Askeri jeopolitik avantaj
-Bağımlı bölgesel aktörler elde etmektir, başka bir ülkeyi kalkındırmak değil.
Bu nedenlerle, ABD’nin “Suriye’yi yeniden harika yapma” iddiası gerçek dışıdır.
b)Bağımlı aktörlerin söylemleri emperyalizme göre şekillenir. Lenin, küçük ulusların bazı liderlerinin emperyalist güçlerle “zorunlu ittifaklara” girebileceğini söyler ama bunun ideolojik sonuçlarına da dikkat çeker. Bu tür durumlarda ortaya çıkan şey;
-Emperyalizmin söylemini benimseme
-“Kurtarıcı güç” algısını yayma
-Halkı emperyalist desteğe ikna etme gibi sonuçlardır.
Mazlum Abdi’nin MAGA benzeri söylemi, tam olarak Lenin’in bahsettiği ideolojik hegemonya ve bağımlılık ilişkisinin dışa vurumudur.
c)Emperyalizmin “medenileştirme”, “çağdaşlaştırma”, “kalkındırma” iddiaları burjuva yalanıdır.
Lenin birçok yazısında şunu vurgular: Emperyalizm, geri ülkeleri “düzen, istikrar ve kalkınma” adına işgal eder; gerçekte yağmalar ve parçalar. ABD’nin Suriye’de yaptığı da tam olarak budur.
2)Stalin’e göre:
Stalin, özellikle ulusal sorun, devlet bağımsızlığı, emperyalizm ve ulusal kurtuluş savaşları üzerine yazılarında çok net çizgiler çizer. Bunlar;
a)Emperyalist güçlere yaslanmak ulusal hareketi zayıflatır. Stalin’e göre bir ulusal hareketin başarısı:
-Halkın iradesi
-Örgütlü güç
-Ekonomik ve askeri bağımsızlık üzerinde yükselir.
Emperyalist bir güce dayanmak, hareketi bağımlı bir araç haline getirir. Bu durumda kullanılan söylemlerin emperyalist merkezin söylemiyle benzeşmesi doğaldır ama tehlikelidir. Stalin bunu “ideolojik teslimiyetin başlangıcı” olarak tanımlar.
b)Emperyalist propaganda “kurtarıcı” görünür ama asıl amaç bölme ve kullanmadır. ABD’nin Suriye’ye dair politikaları Stalin’in gözüyle şöyle okunur:
-Bölgesel dengeyi kendi çıkarına göre düzenlemek.
-Ulusal devletleri zayıflatmak.
-Bölge haklarını birbirine düşürmek.
-Enerji kaynaklarını kontrol etmek.
Dolayısıyla “Suriye’yi harika yapmak” hiçbir gerçeklik taşımaz.
c)Bağımlı liderlerin emperyalist sloganları tekrarlaması sınıfsal karakterini gösterir. Stalin’e göre bu tür söylemler, hareketin içindeki sınıfsal yönelimin ipucudur:
-Devrimci, antiemperyalist çizgi emperyalist sloganları reddeder.
-Pragmatist, bağımlı, küçük burjuva çizgi ise emperyalist söylemleri benimser.
Mazlum Abdi’nin söylemi Stalin’in bakışıyla; küçük burjuva dar pragmatizmin, emperyalizme yaslanmanın, ideolojik bağımlılığın işaretidir.
3)Mao’ya göre:
a)“Emperyalizm kaplan değildir, kâğıttan kaplandır” ama tehlikelidir.
Mao, emperyalistlerin zayıf ulusları korkutmak için kendilerini büyük gösterdiklerini ancak içten içe çürüdükleri için zayıf olduklarını belirtir. Mao’nun penceresinden değerlendirdiğimizde ABD’nin Suriye için “harika yapacağız” söylemi, halkı emperyalizme umut bağlamaya zorlayan bir psikolojik savaş aracıdır.
b)Ulusal hareketlerin kurtuluşu emperyalist desteğe dayanarak olmaz.
Mao; “Bağımlılık devrimin zehridir” der. Dolayısıyla Mazlum Abdi’nin ABD sloganlarını tekrarlaması:
-Küçük burjuva teslimiyet
-Çizgi bulanıklığı
-Halkın gücüne güvenmek yerine emperyalizme yaslanmaktır
c)Emperyalizmle ittifak halkı pasifleştirir. Mao, yabancı güce dayanmayı “kitlelerin inisiyatifini öldüren” bir yol olarak tanımlar.
4)Ho Chi Minh’e göre:
a)Vietnam halk savaşı önderinin emperyalizme bakışı çok nettir. “ABD ÖYLE BİR GÜÇTÜR Kİ ‘YARDIM’ ETTİĞİ ÜLKEYİ YOK EDER”. Vietnam’da “demokrasi getireceğiz” diyen ABD, 3 milyondan fazla insanı öldürdü.
Bu nedenle Ho Chi Minh şöyle der: “EMPERYALİSTİN YARDIMI CELLADIN TEBESSÜMÜDÜR.”
b)Ho Chi Minh’e göre ulusal hareketler:
-Kendi askeri gücüne,
-Halk desteğine,
-İdeolojik kararlılığına dayanmalıdır.
c)Emperyalist sloganların tekrarı sömürge ruhun işaretidir.
Ho Chi Minh, Fransız ve ABD propagandasını tekrarlayan sömürge aydınlarını çok sert eleştirir. Çünkü sömürge sloganları tekrarlamak ulusal mücadele karşıtlığıdır ve sömürgeciliği meşrulaştırmayı amaçlar.
Mazlum Abdi’nin Trump’ın sloganlarını tekrarlaması, sömürgeciliği benimsemiş bir ruh halidir.
5)Fidel Castro’ya göre:
a)Emperyalizmle “birlikte kalkınma” imkânsızdır. Fidel bunu defalarca tekrarlar. “Amerika’nın dostu yoktur; yalnızca Amerika’nın çıkarları vardır.” Fidel’in gözünden baktığımızda ABD’nin Suriye’yi “harika yapacağı” iddiası katıksız bir yalandır.
ABD’nin sicili:
-Küba’ya ambargo
-Irak’ta işgal
-Libya’da yıkım
-Afganistan’da tahribat
Bu tabloya bakınca Suriye’ye iyilik yapacağı düşüncesi gerçekçi değil, gerçekleri ters yüz eden ve sömürgeciliği meşrulaştıran bir tutumdur.
b)Emperyalist sloganları tekrarlamak devrimci ruhun çürümesidir.
Fidel: “İdeolojik teslimiyet, askeri teslimiyetten önce gelir” der. Fidel’in düşüncesiyle baktığımızda, Mazlum Abdi’nin Trump’ı taklit etmesi ve MAGA benzeri söylem kullanması:
-Antiemperyalist çizgiye karşıdır.
-Bağımlı bir politik dil benimsenmiştir.
-Halkın bilincini bulanıklaştırır.
Devrimci önderlerin bu düşünceleri, halkların antiemperyalist, sosyalizm ve ulusal kurtuluş savaşlarının deneyimlerinden çıkardıkları derslerdir. Bunlar sınıf savaşımlarının gerçekliğidir. Yıllardır bu gerçekleri tekrarlıyoruz.
Emperyalizmin ideologları 1990’lı yılların başında emperyalizmin değiştiğini, eski saldırgan emperyalizm olmadığını, dünyaya barış, refah ve demokrasi götüreceklerini iddia ettiler. Sosyalizmin, revizyonizm eliyle yıkılması ardından ideolojik bunalım yaşayanlar bu propagandaların etkisi altına girdiler. Bu örgütlerin başında da Kürt milliyetçi hareket gelir. Kürt milliyetçi hareket o süreçte sırtını sosyalist söylemlere dayamış olsa da, özünde milliyetçi olduğundan kolayca emperyalist propagandanın etkisine girdi ve emperyalizmle işbirliğine açık hale geldi.
Bugün Mazlum Abdi gibilerinin emperyalist söylemleri tekrarlamalarının ve emperyalizmle işbirliğini savunmalarının ideolojik temelleri o günlerde atıldı. 1990’lardan başlayarak günümüze kadar emperyalistlere ve oligarşiye çağrılar yapıldı, “gelin Kürt sorununu çözün” dendi. “Biz ABD’nin bölgedeki çıkarlarına karşı değiliz” dendi. “Kürt sorunu”nun çözümünden anladıkları, emperyalist hegemonya içinde kendilerine alan açılmasıydı. Emperyalistler tarafından Esad iktidarı yıkıldığında “Kürtler için uygun şartlar oluştu” açıklaması yapıldı. Çünkü Esad iktidarının yıkılmasıyla Suriye’de emperyalist hegemonyanın kapıları açılmıştı. Kürt milliyetçileri de emperyalizmle işbirliği içinde kendilerine bu alan içinde yer bulacaklarından emindiler. Bu nedenle ABD’ye çağrılar yapıp Suriye’de kalmasını istediler. Bugün Şara iktidarıyla yürüttükleri görüşme ve pazarlıkları da ABD’nin güdümünde yürütüyorlar.
Tüm bunlar; işbirlikçi ruh hali Mazlum Abdi’ye “ABD, Suriye’yi harika yapacak” dedirtiyor. Oysa emperyalizm yapısı gereği hiçbir yeri “harika” yapamaz, demokrasi götüremez, insan hakları götüremez. Çünkü emperyalizmin yapısı, sömürü ve kâr üzerine kuruludur. Kapitalist sistem, kapitalin yani sermayenin egemenliğidir. Sermayenin egemenliği ise ham maddelerin, emeğin, üretim ve kârın sermayeyi büyütmesi; sermayenin siyasal ve ideolojik hegemonya kurmasıdır.
BU SİYASAL VE İDEOLOJİK HEGEMONYANIN GÜNÜMÜZDEKİ BİÇİMLENİŞİ İSE; YENİ SÖMÜRGECLİİK İLİŞKİLERİNİN DÜNYA SİSTEMİ HALİNE GETİRİLMESİDİR. Bu ilişkileri kabul eden, bu ilişkilerin parçası olan hiç kimse, hiçbir örgüt halkı temsil edemez, halkın çıkarlarını savunamaz.
İyi Olan ve Doğru Olan Tek Şey Devrimci İdeolojiye Sahip Olmak, İdeolojik ve Siyasal Bağımsızlığı Koruyabilmek ve Emperyalizme Karşı Bağımsızlık Mücadelesi Yürütebilme İradesine Sahip Olmaktır.
Karl Marks, “Bütün tarih sınıf savaşımlarından ibarettir” der. İnsan İlkel Komünal toplumdan sonra,günümüze kadar sınıflı sistemlerde yaşamıştır. Kölecisistemden günümüze kadar ki tarih, sınıflı sistemler,bu sistemler içindeki sınıf savaşımları tarihidir.Günümüz olaylarını değerlendirirken bu tarih değerlendirilmedendoğru sonuçlar ve tavırlar belirlenemez.
Sınıf savaşımları, sınıfsal çıkarların ayrılığına, karşıtlığına dayanır. Bir sınıfın çıkarına olan başka bir sınıfın çıkarlarının karşıtıdır. Yani emperyalistlerin çıkarına olan halkların çıkarının karşıtıdır. Emperyalizm için iyi olan, halklar için kötüdür. Emperyalistler için harika olan, halklar için dehşettir. Yakın tarih bunun kanıtlarıyla doludur. Irak, Libya, Suriye, Afganistan, Filistin…
Sosyalizmin dönemsel olarak gerileyişi nedeniyle ideolojik olarak zayıf olanlar, ulusal görünümlü milliyetçiler kolayca emperyalist ideolojinin pençelerine düştüler. Emperyalizmin dünyayı güzelleştireceği masalının figüranları olmayı gönüllüce kabul ettiler. Bu kesimler en temel şeyi, bağımsızlık mücadelesi yürütebilme iradesini yitirdiler ve emperyalist propagandanın gönüllü askerleri oldular.
Oysa en yakın tarihi gelişmeler dahi göstermektedir ki tek doğru emperyalizmin değişmediği, saldırgan, sömürücü, yağmacı emperyalizm olduğu gerçeğidir. Bunun karşısındaki tek doğru ve tek gerçek devrimci olmaktır, devrimci ideolojiye sahip olmaktır, ideolojik ve siyasal bağımsızlığı koruyabilmek ve bağımsızlık mücadelesini yürütebilme iradesine sahip olmaktır. Kürt milliyetçileri tüm bunları yitirmiş durumdalar. Gerçeklerin yerine kendi pragmatizmlerini koyuyorlar. Pragmatizm tarihsel ve siyasal gerçekleri reddeder ve bunların yerine kendi küçük, güncel çıkarlarını koyar. ANCAK BURADA HALK YOKTUR, PRAGMATİSTLERİN ÇIKARLARI HALKIN ÇIKARLARINI İÇERMEZ.
Halkın çıkarlarını sadece Marksist-Leninist ideolojiye sahip olan devrimciler savunur ve bunlar için mücadele eder, savaşırlar. Çünkü devrimci, halktır, burjuva siyasetine bulaşmamış, burjuvaziyle ideolojisiyle arasına kalın duvarlar çekmiş olan halkın sınıf bilincine sahip kesimidir. Amacı sömürücü sınıfların egemenliğine son vererek proletarya diktatörlüğünü; halk için demokrasiyi inşa etmektir. Marksist-Leninist ideoloji, burjuvaziyle savaşım içinde doğduğundan, uzlaşmazdır.
Tarihsel ve siyasal gerçeklerin ışığında, Kürt halkının kurtuluşu devrimde ve sosyalizmdedir. Mazlum Abdi gibi milliyetçi işbirlikçiler Kürt halkını bağımsızlığa ve özgürlüğe götüremezler. Tüm halkların kurtuluşu sosyalizmdedir.
SOSYALİZM HALKIN EGEMENLİĞİ, HALKIN İKTİDARI, HALKIN İKTİSADİ, İDEOLOJİK VE SİYASAL SİSTEMİDİR.
