Demokrasi Sözcüğüyle Aklanma Çabası / Umut Durmaz
Her kelimenin başına “demokratik” sıfatını getirerek o kavram ne demokratikleşir ne de demokratikleştirilebilir.
Demokratik sosyalizm, demokratik modernite derken şimdi de “demokratik İslam” söylemi dolaşıma sokuluyor. Öncekiler yeterince tartışıldı; kimileri hâlâ tartışıyor. Ancak sıra “demokratik İslam”a gelince, bu kavramın neden olamayacağını tartışmak zorunlu hâle geliyor.
Bir halka hoş görünmek, kimlikçi siyasete malzeme üretmek uğruna, metinlerde dahi yan yana gelmemesi gereken iki ayrı dünyanın kavramı bilinçli biçimde yan yana getiriliyor. Bu, Amerika’yı yeniden keşfetmeye kalkmak gibi nafile bir çabadır. Üstelik herkes bunun bir yalan olduğunu bilirken, insanların bu yalana inanması isteniyor.
Muhammed’in “çağının devrimcisi” olduğu iddia ediliyor. Oysa siz devrimci görmemişsiniz. Çağın çok daha gerisine gidin: Dinlerin ve kutsal kitapların olmadığı bir dönemde Herakleitos doğayı yorumluyordu. Gerçeğin değişim olduğunu, evrimi ve doğanın diyalektiğini şu sözlerle anlatıyordu:
“Doğada tek gerçek savaştır.”
Bir odunun yanması, odunun yok oluşuyken ateşin varoluşudur. Bir şey yok olurken, başka bir şey onun yok oluşuyla var olur. Doğanın diyalektiği budur.
Milyonlarca yıllık insanlık bilgi birikimini yok sayıp, geçmişin daha da gerisine düşen teorilerle geleceği inşa etmeye kalkmak; üstelik bunu “yeni insan” yaratma iddiasındaki sosyalist ideoloji adına yapmak, açıkça insanı aldatmaktır.
Din, tarihsel olarak her zaman gericidir. Dinler, insanın ilkel dönemlerinde doğa–insan ilişkisini açıklayamadığı, korku ve kaygı içinde olduğu zamanlarda ortaya çıkmıştır. İnsan, tanımlayamadığı yüce bilinmezliğe karşı anlatılar üretmiş; adaklar, sunaklar, hediyeler sunmuştur. Bu süreçte sanatın, felsefenin gelişimine dolaylı katkılar olmuştur; evet. Ancak bugün insanlık, doğayla mücadelede bilimsel bir olgunluğa ulaşmıştır. Artık korkuyu ve kaygıyı bir kenara bırakabilecek bir düzeydedir.
Bu nedenle, sırf kimlikçi siyaset yapmak adına gerici düşünceleri yüceltmeye, cilalamaya gerek yoktur. İslam ile demokrasi yan yana gelemez. Ateşle buzun bir arada duramaması gibi, bu iki zıt kavram bir araya getirilemez. İslam’a demokrasi getirmek, İslam’ı övüp Muhammed’i “zamanının devrimcisi” ilan etmek, insanı aptal yerine koymaktır.
Daha da vahimi, bunu sosyalizm adına yapmaktır. “Demokratik sosyalizm” diyerek sanki demokrat olmayan bir sosyalizm varmış gibi, ezberden konuşmak; Amerika’yı yeniden keşfetmiş edasıyla insan olma dersi vermeye kalkmak sadece gülünçtür. Boşuna sevinmeyin: Sağır sultan bile duydu. Amerika hep vardı; keşfedilmedi. Keşfedilmesine de gerek yok
