YAŞASIN TAYAD, YAŞASIN TAYAD’LI AİLELER!
12 Eylül Faşizminin Karanlığında Çakılan Bir Kıvılcımla Tutuştuk Kavganın Ateşine…
Önce Evlatlarımızı, Sonra Düşüncelerini; Bugün de Direnişlerini Sahipleniyor, Sürdürüyoruz!
Biz TAYAD’lı Aileleriz!
12 Eylül Faşist Cuntası’na Karşı Direndik; Kazandık!
1990’ların Katliam, Kaybetme, İşkence Saldırılarına Karşı Direndik; Kazandık!
2000’lerin “Ya Düşünce Değişikliği Ya Ölüm” Dayatmasına, Tecrit ve İmha Etme Saldırısına Karşı Direndik, Öldük Ama Yenilmedik; Kazandık!
2010’larda “Hiçbir Düşünce için Ölmeye Değmez” Burjuva Tezlerinin Israrla Dillendirildiği Dönemlerde Evlatlarımızın İdeolojisine, Savaşına, Kavgasına Bağlılığımızı Sürdürdük, Tereddüt Etmedik; Kazandık!
2020’lerde “Bir Siz Kaldınız”, “Belinizi Kıracağız, Doğrulamayacaksınız” Diyen Faşizme Karşı Direndik, Mücadelemizi Büyüterek Daha Sıkı Sarıldık…
Biz TAYAD’lı Aileler’iz; Mücadele Ediyoruz, Direniyoruz ve Kazanacağız!
1980’LER
Faşist cunta 1984 yılında Tek Tip Elbise uygulaması ile siyasi tutsakları kimliksizleştirmek için saldırıya geçti. Özgür Tutsaklar bu onursuz dayatmaya, saldırıya karşı ölüm orucu eylemi yaptı; eylemde dört şehit verildi.
Dört kızıl karanfil, bugün yolumuzu aydınlatan yanan meşalelerimizdir.
1984 Ölüm Orucu Direnişi’yle öylesine gömdük ki, faşizm Tek Tip Elbise saldırısını sürdüremedi, geri adım attı.
O gün direndik, teslim olmadık, kazandık!
Cuntanın devrimcileri hapishanelerde teslim alma, halkla bağını kopartma saldırısına kurumlaşma ile cevap verdik.
Evet, artık tarih sahnesinde biz varız; 3 Şubat 1986’de TAYAD resmi olarak kuruldu.
1990’LAR
“Eskişehir Tabutluğu” denilen hücre saldırısına birçok direniş yöntemi ve 1996 Ölüm Orucu Direnişi’yle cevap verdik. Eskişehir Tabutluğu’nu iki kez kapattırdık.
TAYAD’lı Aileler olarak dışarıda ölüm orucu yaparak yeni bir gelenek daha ekledik direniş tarihine. Tutsak ailelerinin mücadelesini bir adım ileri taşıdık.
Demokratik mücadelenin yasal kurumların kapatılmasıyla sürdürülmesine yeni kurumlarımızı açarak cevap verdik.
Gözaltında kayıplara karşı kemiklerimizi tek tek aradık. Gözaltında kayıpları sahiplenmemizle durdurduk. Katliam ve infazlarda cenazelerimizi sahipsiz ve mezarsız bırakmadık.
2000’LER
Dünya tarihinin gördüğü en büyük ve en uzun ölüm orucu direnişiyle cevap verdik düşmanın saldırılarına.
122 KEZ ÖLDÜK, YENİLMEDİK, TESLİM OLMADIK
Düşüncelerimizden vazgeçmedik. İdeolojimizden, devrim yolundan sapmadık.
Oportünistler için F Tipi tecrit saldırısı teslimiyet süreci oldu.
TAYAD bulunduğu her yerde, her alanda tutsaklarına ölümüne sahip çıktı. Ölüm orucu direnişini dışarıda da sürdürdü.
1996 Ölüm Orucu Direnişi’nden farkı, TAYAD bu direnişte 10 şehit verdi. Düşmanın direnişi bitirmek için uyguladığı ‘tahliye rüşveti’ politikasına, direnişi dışarıda sürdürerek cevap verdik. TAYAD, İstanbul’da Küçük Armutlu’da direniş merkezi oluştururken Ankara’da Abdi İpekçi Parkı 1231 (bin iki yüz otuz bir) gün boyunca direnişin merkezi oldu.
Onlarca kez Ankara’ya yürüyüşler yaptık, yolları evlatlarımız için adımladık.
Tecridi kırmak için enternasyonalizmi büyütmek için “Tecride Karşı Mücadele Sempozyumu” ismiyle oturumlar örgütlendi.
“Tecride Karşı Mücadele Platformu” kurularak hasta tutsakları tahliye ettirmede ilk zaferimizi de kazandık; Güler Zere direnişle tahliye edilen ilk devrimcidir.
2010’LAR
Özgür Tutsaklar, hapishanelerdeki keyfi yasaklar, artan baskılar, avukat görüş ve kitap sınırlamalarına karşı 10 Temmuz 2016’da yani OHAL’den 11 gün önce bulundukları tüm hapishanelerde “Sürekli Faşizme Karşı Sürekli Direniş” kampanyası başlattı.
Faşizmin kapattığı, kapısına mühür vurduğu tüm kurumlarımızdan mühürleri söküp attık, OHAL yasaklarını tanımadık. Üstüne üstlük 2016 yılında kurduğumuz Sevgi Erdoğan Vefa Evi ile kurumlaşmalarımızı ileri taşıdık.
Şehirde ve kırda silahlı mücadele örgütlendi ve yükseltildi; 2016’da Dersim’de 11 gerillamız -evladımız katledildi.
Silahlarını gömenlere karşı Leylalarla “Üç gerilla devrim yapar!” cevabını verdik. Teslim olmadık.Devrimi, devrimciliği ve Marksist-Leninist ideolojimizitasfiye etmelerine izin vermedik.
Gerillaların yakılmış cenazelerinden geriye kalan kemikleri alabilmek için ölüm orucu direnişi örgütledik. Katledilen 11 gerillanın içinde oğlu da bulunan Kemal Gün öncülüğündeki direniş 90 gün sürdü; 165 parça kemiği teslim aldık, gerillada katledilen şehitlerimizi mezarsız bırakmadık.
Hasta tutsaklarımızı tek tek tecrit hücrelerinden çekip almaya devam ettik.
Şehit cenazelerimizi feda ruhuyla sahiplendik; Hasan Ferit Gedik, Günay Özarslan cenazeleri direniş tarihimize yeni gelenekler ekledi.
OHAL sürecinde gözaltı gün sayısının uzatılmasına karşı gözaltında suyu ve şekeri keserek cevap verdik. Sadece bizi gözaltında keyfi olarak uzun tutamadılar; çünkü direndik.
2020’LER
Emperyalizmin ‘tasfiye edemediğini kuşatma’ saldırısına karşı “Tek Yol Devrim Tek Kurtuluş Sosyalizm” şiarına sahip çıkmaya devam ettik, ediyoruz.
Mustafa Koçak, Ebru Timtik, Helin Bölek, İbrahim Gökçek’in şehitlikleriyle sonuçlanan ölüm orucu direnişleri ile Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’un ölüm orucu direnişlerinde evlatlarımızın dışarıdaki sesi olduk.
F Tiplerinde yenilen emperyalizmin yeni saldırı aracı olan Kuyu Tipi Hapishanelere karşı süresiz açlık grevi direnişleriyle cevap veriyoruz.
Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda Kuyu Tiplerinin kapatılması için 122 gün, İzmir Şirinyer’de 49 gün direniş örgütledik.
Zaferlerimizi büyütüp Kuyu Tipi Hapishaneler kapatılana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.
Özgür Tutsaklarımızın omuz başında, özgürlükleri için mücadele edeceğiz!
