FAŞİZMİN YARGISI HALK ÇOCUKLARINA MÜEBBET; HALK DÜŞMANLARINA BERAAT VERİYOR!
13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ DEVRİMCİ İLERİ KIZILALTUN VE TOLGA AYDIN’A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI VERDİ!
ADALETSİZLİK VARSA KENDİ HESABINI KENDİN SORACAK, ADALETİ SEN SAĞLAYACAKSIN!
FAŞİZMİN HÂKİMLERİNİ SU ŞİŞESİYLE ALNINDAN VURACAKSIN!
AKP faşizmi, yargıyı silah haline getirmiş; kim ki düzenini yıkmak istiyor, ona doğrultuyor. Tanık yok, delil yok ama “suç” var. Delilden sanığa değil, sanıktan delile gidiyor. Önce “suçlu” diyor, sonra delil arıyor; bulamazsa da basıyor cezayı. Çünkü amaç burjuva anlamda bile adalet değil; amaç başta devrimcilerin olmak üzere tüm muhaliflerin başını ezmek. Ki bir daha başlarını kaldıramasınlar, direnmeyip düzene biat etsinler.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası tam da bunun için burjuvazinin mahkemelerinde halk için tehdit olarak savruluyor.
Yalnız devrimcileri yargılamak kolay iş değil. Çünkü devrimciler faşizmin mahkemelerinde her daim, yargılanan değil yargılayan olmuştur.
İşte böyle bir mahkeme daha 11 Şubat 2026’da, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmalar Özgür Tutsakların Eylem Alanıdır!
İleri Kızılaltun ve Tolga Aydın’a AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI verildi.
Faşizmin savcısının, hâkimlerinin elinde böyle bir “ceza”yı gerektirecek bir kanıt, tanık yoktu. Ama “gizli tanık” vardı. Kimsenin görmediği, bilmediği, sorgulayamadığı “gizli” tanığın beyanlarıyla iki devrimci hakkında ağırlaştırılmış müebbet hükmü verildi.
Tek Kanıt Var: Gizli Tanık Beyanı!
İftiracılık, İtirafçılık, Gizli Tanıklık…
Faşizmin, Halkın Örgütlü Mücadelesi Karşısında Çaresizliğinden Başka Bir Şey Değildir!
Özgür Tutsak İleri Kızılaltun, bir önceki duruşmasına tekli ring dayatmasını reddettiği için katılmamıştı. Her duruşma bir eylem, her saldırıya mutlaka bir cevap vardır Özgür Tutsakların direniş tarihinde.
İleri Kızılaltun, duruşma sırasında güçlü bir savunma yaptı. Tutsakların aileleri de TAYAD’lı Aileler de kalabalık şekilde katıldı mahkemeye.
Mahkemede ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiler. Mahkemeye katılanlar İleri Kızılaltun’a kırmızı bir bandana verdiler. Jandarmalar fark edip bandanayı İleri Kızılaltun’dan alıp ailelere verdi. İleri Kızılaltun, umudun rengini taşıyan bandanayla ilgili savunmasında şunları söyledi:
“KIRMIZI BANDANAYI ALDIM YÜREĞİME KOYDUM.”
Karar açıklandıktan, hâkim ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdikten sonra İleri Kızılaltun, elindeki su şişesini hâkime fırlattı. Ve tam isabet: Tanıksız, delilsiz bir şekilde devrimcilerin ömrünü çalan 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı kafasından vuruldu. Hâkim neye uğradığına şaşırıp korkarken; izleyici sıralarının dolduğu mahkemede büyük bir coşku yaşandı.
Hukuk terörüne karşı devrimcilerin adaleti!
İleri Kızılaltun Kimdir?
Faşizmin hapishanelerinde “ıslah olmayan” İleri Kızılaltun, tahliye olduktan sonra da devrimcilik yapmaya devam ettiği için birçok kez tutukluluk yaşadı. 2022 yılında Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç ile beraber “Adil Yargılanma Hakkı”nı kazanmak için girdiğiölüm orucu eylemiyle hakkında kurulmakistenen komplo davasını bozdu ve öz -gürlüğünü kazandı.
AKP faşizmi ölüm orucu direnişçisi Sibel Balaç’ın direnişi sonrası tedavisini sürdürdüğü ZAFER EVİ’ne baskın düzenledi, ardından 27 Nisan 2023 tarihinde Gazi Mahallesi’nde Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun’a saldırarak ikisini de gözaltına aldı. Sibel Balaç, infaz ertelemesi kararı kaldırılarak tutuklanırken bir süre önce tahliye edilmiş olan İleri Kızılaltun hakkında da yeni dosya hazırlandı ve dışarıda mücadele etmeye, direnmeye ve üretmeye devam etmesi suç unsuru olarak gösterildi.
İleri Kızılaltun o zaman yine serbest bırakıldı ve yine tutuklandı; çünkü her koşulda direnmeyi ve her koşulda devrimciliği sürdürüyordu.
Tamamen faşizmin tahammülsüzlüğü sonucunda tutuklanıp güya “yargılanan” İleri Kızılaltun, teslim alma, boyun eğdirme politikasının devamı olarak şimdi ağır bir hapis cezasına çarptırıldı.
Adaletsizlik devrimcilik nedenimizdir.
Faşizmin hukuk terörüne karşı, Marmara Kapalı Hapishanesi’nde tutsak edilen İleri Kızılaltun’a mektup yazalım.
FAŞİZMİN YARGISI MEŞRU DEĞİLDİR; HÂKİMLERİ FAŞİZMİN SUÇ ORTAĞIDIR!
FAŞİZMİN MAHKEMELERİNİ TANIMIYORUZ!
DEVRİMCİLERE VERİLEN HAKSIZ, HUKUKSUZ CEZALAR KALDIRILSIN, ÖZGÜR TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN!
“Delikanlım!..” diyor Nazım, duyuyorsun değil mi? “İyi bak yıldızlara” diyor. Duyuyorsun. Çünkü; şimdi, en çok sanadiyor. Kuyunun dibinde olsan da, “iyi bak yıldızlara”
“Peki, ama nasıl?” diye sormuyorsun, biliyorum. Ve zaten bu satırlar benim sana seslenişimden ötedir. Birlikte bakıyoruz yıldızlara. Birlikte yıldızlara bakışımızın kâğıda dökülüşüdür bu satırlar.
“İyi bak yıldızlara”; o Kuyu Tipi hücrenin duvarlarına çok iyi bak. Yıldızları görme diye, kuyunun dibinde karanlığa gömül diye yaptılar o duvarları. Senin bakışının aydınlığındadır yıldızlar. Senin yönü daima gelecek olan bakışınla aydınlanır kör karanlığı o kuyu dibinin.
Ve sonra ellerine bak. Emekçi ellerine iyi bak. Sanatçı ellerine iyi bak. Savaşçı ellerine iyi bak. O ellerinden, o ellerinle yarattıklarından ne kadar korktuklarını göreceksin ve bir yıldızın etrafında nice yıldız…
“İyi bak yıldızlara”; o Kuyu Tipi hücrenin kapısına çok iyi bak. Üzerine örtüp kilit vurdular diye seni teslim aldığını düşünenlerin acizliğidir o kapı. Ve en ileri teknoloji ile “insansız” açılıp kapansa da, eskimiş düzene aittir. Eskidir o kapı. Sen ne zaman istersen, vurursun haklılığın tekmesini ve yürür gidersin, o kapının varlığı beyhudedir.
Ve sonra ayaklarına bak. Hep onlarla yürüdün ve şimdi o kuyunun dibinden gittiğin yere seni onlar taşıyacak. Onların bitmeyen dermanında göreceksin görmek istediğin yıldızı…
“İyi bak yıldızlara”; o Kuyu Tipi hücrenin kör penceresine çok iyi bak. Demir parmaklıkla yetinmiyorlar artık. Ne ışık ne doğru dürüst hava girmesin diye, elini uzatıp yağmur damlasına dokunama diye tel kafese aldılar pencereni. Bu çaresizliklerine iyi bak. Gökyüzü, yağmur ve yıldızlar senindir o pencereye öfkenle baktığın müddetçe…
Ve sonra aynada yüzüne bak. Eğilmeyen başına bak. Gözlerine bak. Seni yenemediler hiçbir zaman. Ve seni yenemedikçe onlar, daha da ağırlaştırdılar hep yere serdiğin tecrit zulmünü.
Her zaferin, ne çok yıldız…
Şimdi Kuyu Tipi ile deniyorlar…
Sen “iyi bak yıldızlara” şimdiye kadar yaptığın gibi; direnerek…
Kuyunun dibinde yalnız değilsin sen, direndikçe…
Ve dahası, yıldızın ta kendisisin sen, direnişinle…
Yeneceksin, zaferin kesindir.
Ve biliyorsun,
“Yıldızlar ve senin kafan kainatın en mükemmel şeyidir.”
İleri Kızılaltun
