Home Gündem Faşizm, Ferhat Gerçek’e Bir Kurşun Daha Sıkmak İstiyor!

Faşizm, Ferhat Gerçek’e Bir Kurşun Daha Sıkmak İstiyor!

0

Halk Okulu Dergisinin 330. sayısında yayınlanan TAYAD’lı Aileler’in Ferhat Gerçek ile yaptıkları röportajı paylaşıyoruz.

*

Faşizm, Ferhat Gerçek’e Bir Kurşun Daha Sıkmak İstiyor!

“Beni hapishaneye koyup süründürmek istiyor. ‘Seni zamanında öldüremedik, sana kurşun sıktık felç kaldın. Şimdi bir kurşun daha sıkıyoruz, seni hapishaneye atıyoruz…’ diye…”

Ferhat Gerçek için Adalet!

İstanbul’da 7 Ekim 2007 tarihinde, umudun sesi Yürüyüş dergisi dağıtımı yaptığı esnada polis tarafından sırtından vurularak felç bırakılan Ferhat Gerçek ile TAYAD TV röportaj yaptı.

Ferhat, faşizmin katletme girişimine rağmen teslim olmayarak yaşamını ve emeğini halkın sesi Yürüyüş dergisine adadı ve gerçeğin sesini ulaştırdı. Bu nedenle faşizmin mahkemeleri tarafından kendisine 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmek isteniyor!

Ferhat Gerçek’le yapılan röportaj şu şekildedir:

TAYAD: Merhaba Ferhat, bize kendini tanıtır mısın?

Ferhat Gerçek: Adım Ferhat Gerçek, 2007’de dergi dağıtımı yaparken polis tarafından vurularak felç bırakıldım.

TAYAD: Polis sizi neden vurdu, neden ateş açtı?

Ferhat Gerçek: Yürüyüş dergisi dağıtıyorduk toplu bir şekilde, her hafta yaptığımız gibi. Dergi dağıtımı yaparken polis geldi “Bu dergi yasal değil, dağıtamazsınız” diye müdahale etmek istedi. Biz de derginin yasal olduğunu söyledik, hatta dergiyi ellerine verip gösterdik bu dergi yasal diye, matbaadan yasal olarak çıkıyor her hafta. Matbaası belli, adresi belli, o şekilde çıkıyor diye verdik.

Sonra polis dergiyi aldı amirine sordu, dedi ki “böyle böyle bir dergi var”, amiri biz de telsizden duyuyoruz, karşıdan diyor “Tamam bırakın, dergide bir sorun yok” diyor, “Bırakın dağıtsınlar” diyordu. Sonra polis bir metre ileriye gitti, sonra da arabayla geri geri geldi. Geri geri gelirken içimizden bir arkadaşı da ezmeye kalktı, biz de o anda tepki gösterdik; “Ne yapıyorsun ne biçim araba kullanıyorsun! Adamı ezeceksin” gibisinden. Öyle deyince de polis arabanın içinden çıkıp “Ne diyorsunuz lan siz”  falan diyerekten arkadaşı iteledi. Orada kargaşa çıktı, arkadaşı da gözaltına almaya çalıştılar.

O sırada bende dergiler vardı, dergilere bir şey olmasın diye alıp derneğe bırakmak için giderken arkamdan silah sesi duydum. O sırada yere düştüm, arkadan başka bir polis ateş etmişti.

TAYAD: Dağıttığınız dergi yasa dışı bir dergi değildi, herhangi bir toplatması vs. yoktu; doğru mu?

Ferhat Gerçek: Evet, doğru. Derginin toplatması falan yoktu. Demin de dediğim gibi yasal olarak her hafta çıkarılan bir dergi, matbaasının adresinin belli olduğu.

TAYAD: Yani polis seni yasal bir dergiyi dağıtırken vurmuş oldu.

Ferhat Gerçek: Evet.

TAYAD: Peki, sen bu derginin bir çalışanı mısın, dağıtımcısı mısın? Dergiyi niye dağıtıyordunuz?

Ferhat Gerçek: Ben derginin dağıtımcısıydım, o zaman dergi dağıtıyordum.

TAYAD: Yani hem okur hem dağıtımcısı.

Ferhat Gerçek: Evet, hem okuru hem de dağıtımcısıydım derginin.

TAYAD: Bir dernekten bahsettin, bu dernek de nasıl bir dernek?

Ferhat Gerçek: Bu dernekte yasal bir dernek, Haklar ve Özgürlükler Derneği. Devrimci bir kurum, devrimcilerin bulunduğu bir kurum…

TAYAD: Yani yasal bir derneğe gidiyordunuz, yasal bir dergi çıkartıyordunuz ve dergi dağıtıyordunuz. Ve de bu dergi dağıtımı sırasında polis sizi vurdu. Bu gerçekten çok çarpıcı bir durum!

Ferhat Gerçek: Evet. Hatta sonra polisler derneğe gelip basmaya çalıştılar, ‘Sizin arkadaşlarınız vurdu, silah arayacağız’ gibisinden bir bahaneyle dernekte arama yapmak istemişler. Tabi o gün insanların tepkisiyle girip arama yapamadılar.

TAYAD: Yani polis aynı zamanda suçu kendi üstünden atmaya çalıştı…

Ferhat Gerçek: Evet, bizim üstümüze atmaya çalıştı.

TAYAD: Peki polisin bu dergiyle veya derneklerle derdi nedir; sizi vuracak kadar bir öfkeyle saldırıyor?

Ferhat Gerçek: Yürüyüş dergisi, bir devrimci basın. Bu dergide gerçekleri anlatıyoruz, ülkemizdeki faşizmi, yoksulluğu, yozlaşmayı, uyuşturucu neden kullanılıyor, bu uyuşturucuyu kimler temin ediyor gibi yazılar yazıyoruz.

TAYAD: Yani toplumsal sorunları, halkın sorunlarını işleyen bir dergi.

Ferhat Gerçek: Evet, toplumsal sorunları dile getirdiğimiz için.

TAYAD: Senin sonra sağlık durumun nasıl oldu? Vurulduğun andan sonra, vurulman ulusal basında ve dünya basınında da epey bir yer tuttu. Daha sonra da bir tedavi sürecin gerçekleşti. Doğru mudur?

Ferhat Gerçek: Evet, doğru. Bir süre Bahçelievler’de fizik tedavi gördüm, hayatımı devam ettirebilmem için. Ondan sonraki süreçlerde de yurt dışına gittim, orada tedavi gördüm aynı şekilde. Çok bir gelişme olmadı benim yürüyebilmem açısından.

TAYAD: Şu an belden aşağısı felç…

Ferhat Gerçek: Evet, belden aşağısı felç.

TAYAD: Peki, tekrardan yürüme şansın var mı?

Ferhat Gerçek: Şu anlık yok… Şu anlık yok yani…

TAYAD: Yani polis 17 yaşında, genç bir insanken daha reşit olmadan; yasal olarak da çocuk sayılıyorsun, seni vurdu ve ömrün boyunca seni felç bıraktı.

Peki, daha sonrasında da -bu çok dehşet verici bir durum gerçekten- normalde bunu yapan herhangi bir insanın, polis olsun veya olmasın çok ağır bir cezaya çarptırılması gerekir… Seni vuran polisler yargılandı mı?

Ferhat Gerçek: Beni vuran polisler yargılanma davası… Yargılanmadı daha doğrusu. Davamız, mahkeme davaları sürdü, sürekli hâkimler, savcılar değişti, sürekli kamera görüntüleri -kameralar vardı benim vurulduğum yerde aslında- ama bu kamera görüntülerini sildiler, ‘kamera görüntüleri yok’ diye mahkemeyi ertelediler. Hatta ben vurulduğumda üstümde bir tişörtüm vardı, sarı tişörtüm. O tişörtü ben hastanedeyken çalmışlar.

Bu tişört şuna yarıyor; mesafeye. Polisin ateş edip beni vurma mesafesini belirlemede önemli bir delil. Bu delili çalmışlardı.

TAYAD: O zaman da basından takip etmiştik; yani polis seni vurduktan sonra delilleri karartmaya çalıştı.

Peki bu mahkemeye nasıl yansıdı? Mahkeme bir şey yapmadı mı bu konuda, polisler hakkında?

Ferhat Gerçek: Mahkeme tabi korudu, polisini korudu. On yedi yaşında bir çocuğu vurdu ama ‘o çocuksa çocuk, bu da benim polisim’ diyerek polisini savundu, beni değil.

TAYAD: Normalde bir savcının, polisin senin vurulma olayını geçtik, bu delilleri kaybeden emniyet görevlileri hakkında soruşturma açması gerekirdi…

Ferhat Gerçek: Evet, beni yargılamak için, tutuklamak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

TAYAD: Delil karartanların da yanına kaldı…

Ferhat Gerçek: Delil karartmalar, mahkemeleri ertelemeler, bir sürü şey…

TAYAD: Göstermelik bir yargılama yani. Bu yargılamanın sonunda seni vuran polisler?

Ferhat Gerçek: Beni vuran polis 10 yıl ceza aldı, ben 15 yıl ceza aldım; polisten daha fazla aldım, mağdur olan biri olarak.

TAYAD: Evet, senin aldığın cezaya da ayriyeten geleceğim, soracağım. Ama şunu irdelemek istiyoruz,’10 yıl ceza aldı polis’ dedin. Peki, bu polisler hapis yattı mı, hapse girdiler mi?

Ferhat Gerçek: Yatmadılar… Benim cezam Yargıtay’a gitti, Yargıtay da ‘zaman aşımına’ uğradı. Muhtemelen o polisin de. Aslında bu bilinçli yapılan bir şey, polisi yargılamamak için, hapis yatırmamak için benim davamı da Yargıtay’da ‘zaman aşımıyla’ kapattılar.

Ama şunu biliyoruz o polis hiçbir şekilde yargılanmayacaktı zaten.

TAYAD: Sen vurulduğun halde hem şikâyetçimağdur olarak dosyada yer aldın hem de sanık olarak mı yer aldın?

Ferhat Gerçek: Evet, ben sanık olarak yer aldım. Polis ‘mağdur’…

TAYAD: Neyle suçlanıyordun?

Ferhat Gerçek: Kamu malına zarar vermek, polise görevini yaptırmamak; bunlar. Bir de o gün havaya sıkılan -konu biraz değişik oldu ama-, o gün havaya sıkılan mermilerin parasını da benden istediler… Bana sıktıkları mermilerin parasını benden istediler.

TAYAD: Çok çarpıcı bir durum; seni vuruyorlar, sen vurulduğun için ‘polise mukavemet etmekten’ dava açıyorlar, sana ceza veriliyor 15 yıl; seni vuran poliseyse 10 yıl ceza veriliyor; öyle mi? Ve senden de sana sıkılan kurşunların parasını istiyorlar…

Ferhat Gerçek: Evet!

TAYAD: Sevgili Ferhat, senin yargılanma sürecin gerçekten Türkiye’deki adaletin yani adaletsizliğin nasıl işlediğini, mahkemelerin halka karşı nasıl davrandığını gösteriyor, çok somut bir örnek.

Vurulduğunda ceza aldığını, bunun Yargıtay’da bozulduğunu söyledin…

Sen şu anda bir ceza daha aldın, bir hapis cezası daha verildi. Bu nedir, bunu da biraz anlatır mısın?

Ferhat Gerçek: Bunu da dergi basımı nedeniyle yani yine dergi. Devrimci tutsaklara dergi gönderdiğim için, dergide aynı şekilde yazı yazdığım için bir dava açıldı. Bu davada 6 yıl 3 ay ceza istiyorlar bana.

Bu da şöyle bir şey, geçmişte yaşadığım, aynı dergiyi dağıttığım için intikam amaçlı hâlâ bununla beni yargılayıp tutuklamak istiyorlar.

TAYAD: Yine Yürüyüş dergisi mi bu dergiler?

Ferhat Gerçek: Evet, Yürüyüş dergisi.

TAYAD: Sen Yürüyüş dergisini sokakta dağıttığın için polisler tarafından vuruldun, bu sefer aynı dergide çalışmaya devam ettin. Öyle mi?

Ferhat Gerçek: Evet, devam ettim.

TAYAD: Dergiyi de posta yoluyla hapishanelerdeki siyasi tutsaklara gönderdiğin için de şu an altı yıl ceza mı verdiler sana?

Ferhat Gerçek: Evet, tam olarak öyle.

TAYAD: Peki, yazı yazdığını söyledin. O yazılar nedir, yazılar sana mı ait?

Ferhat Gerçek: Bazıları bana ait, evet. Yine toplumsal sorunlara yönelik yazılar. Kendi fikrim olan yazılar ve siyasi yazılar.

TAYAD: Sen dergi dağıtımcısı olarak vurulduktan sonra derginin çalışanı, bir yazarı olarak yaşamına devam ettin…

Ferhat Gerçek: Evet…

TAYAD: Bildiğim kadarıyla dosyalarını takip eden avukatlar da tutuklandı.

Ferhat Gerçek: Avukat Ebru Timtik, Avukat Oya Aslan 7 Ekim’de vurulduğumda, felç bırakıldığım davalarıma onlar bakıyordu. Avukat Oya Aslan da şimdi tutuklu. Benim gibi davaları susturmak için devlet onları hapse attı; Engin Çeber davası, Dilek Doğan -evinde katledildi-, Festus Okey, o zaman yine o davalara bakıyorlardı aynı avukatlar. Onlar da bu davalara baktıkları için, savundukları için tutuklular, müebbet hapisle yargılanıyorlar.

TAYAD: Ortaya çıkan, anlattığın tablo şu; sen dergi dağıttığın için polis tarafından vuruluyorsun, bu dosyada hapis yatmayan tek kişi de seni vuran polis…

Ferhat Gerçek: Evet…

TAYAD: Sen şu anda bir şekilde cezalandırılıp hapis yatacaksın -tabi cezan onanırsa- ve de senin dosyana bakan avukatların da hapis yatacak. Ama polis?

Ferhat Gerçek: O yatmayacak, o hâlâ dışarıda normal hayatını sürdürecek.

TAYAD: Sen bu yargılanma süreçlerini nasıl değerlendiriyorsun? Yürüyüş dergisine, sosyalist basına yönelik bu baskı ve sonrasındaki bu yargılama süreçleri neden böyle bir baskı var, siyasi mi bu davalar; sen ne düşünüyorsun?

Ferhat Gerçek: Ülkemizde muhalif olan herkes zaten ya tutuklanıyor ya da gözaltına alınıyor. İlla devrimci basın olmasına gerek yok, devrimci de olmasına gerek yok. En sıradan televizyon kanalındaki, basındaki insanlar bile tutuklanıyor.

Tabi bu devrimcilere yönelik olduğu zaman daha şiddetli oluyor. Ülkemize baktığımızda adalet sistemi tam anlamıyla bitmiş durumda, çökük…

TAYAD: Şu anda devlet seni felçli halinle hapishaneye koymak istiyor, öyle mi?

Ferhat Gerçek: Evet… Beni hapishaneye koyup süründürmek istiyor. ‘Seni zamanında öldüremedik, sana kurşun sıktık felç kaldın. Şimdi bir kurşun daha sıkıyoruz, seni hapishaneye atıyoruz…’ diye.

TAYAD: Yani yarım bıraktığı işi tamamlıyor. Seni diri diri mezara gömmek istiyor…

Ferhat Gerçek: Evet, tam olarak bu…

TAYAD: Peki felçli halinle hapishanede kalabilir misin? Bu şekilde insanlar, engelli insanlar hapishaneye koyulabiliyor mu?

Ferhat Gerçek: Felçli halimle hapishaneye atılmam bana çok etki etmez. Yani ben hapishanede felçli halimle yaşayabilir miyim; yaşarım ama daha zor olur. Çünkü çok sağlık sorunum var; açık yaralarım var, kasılmalarım vb. bu tür şeylerim var. Onun için benim için biraz daha zor olur. Ama hapishane beni yıldırmaz…

TAYAD: Peki hapishanelerde şu an tekerlekli sandalyede olan insanlar var mı, bu şekilde insanları koyuyorlar mı?

Ferhat Gerçek: Arkadaşım var; İrfan Yılmaz. O da aynı benim gibi tekerlekli sandalyede. O benden daha kötü durumda aslında; ellerini, bacaklarını kullanamıyor. Denge sorunu var. Şu an o da hapiste…

TAYAD: Bu ülkede böyle ciddi hasta tutsaklar sorunu var ve de sen de yakında bunlardan biri olabilirsin…

Ferhat Gerçek: Evet, ben de aralarına katılacağım…

TAYAD: Devlet dergi dağıttığın için seni vurdu, felç bıraktı. Aynı dergiyi felçli halinle olsan da posta yoluyla dağıtmaya devam ettiğin için seni bu sefer tutuklamak istiyor. Şu anda bir mahallede de olsa tekerlekli sandalyeyle özgürce gezebilmeni sana çok görüyor… Bu nasıl bir zulüm, sen bu zulmü nasıl değerlendiriyorsun?

Ferhat Gerçek: Acizlik olarak değerlendiriyorum, acizlik!

Adaletsizlik…

Gerçekleri söylememizi, anlatmamızı istemiyorlar, bunları biliyoruz. Bunları yaptığımız için de bizleri Kuyu Tipi Hapishanelerine atmak istiyorlar; atıyorlar da zaten.

TAYAD: Kuyu Tipi Hapishaneler hakkında ne düşünüyorsun? Senin de oraya girme tehliken var…

Ferhat Gerçek: Kuyu Tipi Hapishaneler; evet, benim de Kuyu Tipine atılma ihtimalim yüksek. Kuyu Tipi Hapishaneler; insan yok, hava yok, güneş yok… Bu söylediğim söz birçok şeyi özetliyor aslında.

TAYAD: Ferhat, son olarak ne söylemek istersin?

Ferhat Gerçek: Bugün ülkemizde büyük bir korku var. Kimse korkmasın, herkesi de duyarlı olmaya çağırıyorum. Bu davada da beni sahiplenmeye çağırıyorum…

TAYAD: Bize verdiğin röportaj için teşekkür ediyoruz Ferhat…

Ferhat Gerçek: Ben de teşekkür ediyorum…

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version