Home Blog Tayyip Erdoğan’ın Gazze Halkının Katili Olduğunun Belgesi

Tayyip Erdoğan’ın Gazze Halkının Katili Olduğunun Belgesi

0

SUÇ: 70 BİN FİLİSTİNLİNİN KANINI RÜŞVET OLARAK ABD’YE VERMEK

SUÇLU: TAYYİP ERDOĞAN

DELİL: ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI BELGESİ

ADALET BAKANLIĞI’NIN BELGESİNDEN ALINTIDIR….

“REHİNELERİN SERBEST BIRAKILMASINI DESTEKLEMEYE YÖNELİK BU BENZERSİZ VE ÖNEMLİ KAMU YARARI, HÜKÜMETİN BU DAVANIN UYGUN ŞEKİLDE ÇÖZÜLMESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMESİNDE BÜYÜK AĞIRLIK TAŞIMIŞTIR.”

İRAN’DAN HALKBANK’A, HALKBANK’TAN AYAKKABI KUTULARINA, TAYYİP ERDOĞAN’IN KASASINI ORTA DOĞU HALKLARININ KANI DOLDURUYOR

AKP FAŞİZMİ, FİLİSTİN DİRENİŞİ ÜZERİNDEN EMPERYALİZMLE PAZARLIKTA…

HALKBANK DAVASI ASKIYA ALINSIN DİYE, İSRAİLLİ REHİNELERİN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN DEVREYE GİRDİ

BU, FİLİSTİN’İN SATIŞIDIR!

SATILAN; FİLİSTİN DİRENİŞİ VE 70 BİN FİLİSTİNLİNİN KANIDIR!

TAYYİP’İN DONALD TRUMP’LA İŞBİRLİĞİ, ABD’NİN ORTA DOĞU’DAKİ ÇIKARLARININ BEKÇİLİĞİDİR!

TAYYİP ERDOĞAN, GAZZE HALKININ KATİLİDİR!

FAŞİST AKP, TAYYİP ERDOĞAN VE BESLEMELERİ; EKONOMİK, SİYASİ, SOSYAL HER ANLAMDAKİ KRİZİNİ, KARDEŞ HALKLARIMIZIN KANI ÜZERİNDEN ÇÖZMEYE ÇALIŞIYOR

ABD İLE YAPILAN GİZLİ ANLAŞMALAR, İŞBİRLİKÇİLERİN AHLAKSIZLIĞINI VE NAMUSSUZLUĞUNU ORTAYA SERİYOR

HALKIMIZ;

AKP’NİN GAZZE İÇİN DÖKTÜĞÜ GÖZYAŞLARI SAHTEDİR!

ORTA DOĞU’NUN HAMİSİ OLMA ÇABALARI EFENDİSİ ABD’NİN ÇIKARLARINI SAVUNMAK İÇİNDİR!

AKP’YE İNANMAYIN!

HİÇBİR SÖZÜNE İNANMAYIN!

ERDOĞAN VE AKP; CAN ÇEKİŞEN KAPİTALİZMİN VE EMPERYALİST TEKELLERİN, ORTA DOĞU’DAKİ JANDARMASI İSRAİL’İN STRATEJİK HEDEFLERİNİN HİZMETKÂRIDIR!

İŞBİRLİKÇİ AKP, YÖNETEMEME KRİZİNDEN KAYNAKLANAN HER TÜRLÜ POLİTİKASININ FATURASINI BİZE ÖDETMEK İSTİYOR!

BU SUÇA ORTAK EDİLMEYİ KABUL ETMİYORSAK; FAŞİZME KARŞI ÖRGÜTLENMEKTEN VE MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK!

AÇ, İŞSİZ, YOKSUL BIRAKILMAYI; KARDEŞ HALKLARIMIZIN KATLEDİLMESİNİN SUÇ ORTAĞI YAPILMAYI ASLA KABUL ETMEYECEĞİZ!

SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜMÜ İÇİN HALK KOMİTELERİNDE ÖRGÜTLENELİM EMPERYALİZMİN VE FAŞİST İKTİDARLARIN KAN VE GÖZYAŞI ÜZERİNE KURDUKLARI DÜZENE, DAYATTIKLARI KÖLECE YAŞAMA KARŞI HALK MECLİSLERİNDE BİRLEŞELİM, MÜCADELE EDELİM, KAZANALIM!

FAŞİZMİN AHLAKINI, ÇIKARLARI ŞEKİLLENDİRİR

“Nereden nereye”ci Erdoğan, krizlerini emperyalizmin katilliğine ortak olarak aşmaya çabalıyor. İşbirlikçiliğinin karşılığı olarak ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında, 6 Mart 2026 tarihli “kovuşturma erteleme anlaşması” yapıldı. Bu anlaşmanın nasıl sonuçlanacağını, ne kadar süreceğini, Halkbank davasında ne karar verileceğini; elbette ABD’nin çıkarları belirleyecek.

ANLAŞMAYA GELİNENE KADAR NELER YAŞANDI?

2010’dan itibaren İran’ın nükleer programı bahane edilerek ABD emperyalizmi tarafından ağır yaptırımlar uygulanıyordu. İran ekonomisini küresel finans siteminden tecrit etmek isteyen ABD, bu yaptırımlara uymayan bankaları ağır ceza ile tehdit etti. İran yaptırımlarını deldiği için Fransız bankası BNP Paribas’a 8.4 milyar dolar ceza ödetildi.

2012’de İran’ın durumu, ABD ve Avrupa emperyalistlerinin diğer yaptırımları ile daha da kritikleşti. İran bankaları SWIFT (Uluslararası Ödeme Sistemi) uygulamasından çıkarıldı ve dolar kullanamaz hale geldi. İran petrol gelirlerini uluslararası bankalarda kullanamaz oldu. Bu yüzden İran’ın parası, dünya finans sisteminde “kilitli” bırakıldı.

Hindistan gibi yakın komşusu Türkiye de, İran’dan doğalgaz ve petrol almaya devam ediyor, parasını da Halkbank’ta İran hükümeti adına açılan Türk lirası hesabına yatırıyordu. Yaptırımlardan ve ABD finans sistemine erişim kısıtlamasından kaynaklı, İran bu parayı çekemiyor ve transfer edemiyordu.

Biriken milyarlarca Türk lirasını İran’ın kullanabilmesi için Reza Zarrab devreye girdi. Oligarşi içi it dalaşında Zarrab, kendi çıkar çatışmaları sonucunda AKP tarafından tutuklandı. Sonrasında ABD’ye giderek alacağı cezalardan kurtulmak için itirafçı oldu.

Zafer Çağlayan (Eski Ekonomi Bakanı), Muammer Güler (Eski İçişleri Bakanı), Egemen Bağış (Eski AB Bakanı), Erdoğan Bayraktar (Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı) ve Berat Albayrak’ın İran yaptırımlarını delmek için kurulacak sisteme kolaylık sağladığını ABD’de ki savcılara itiraf etti Reza Zarrab.

Zarrab, sadece Zafer Çağlayan’a 50 milyon dolar civarında rüşvet verdiğini söyledi.

Erdoğan ve yandaşlarının sağladığı olanaklarla İran’ın petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği Türk lirası ile Türkiye’de altın alındı. Bu altınlar, Dubai’ye gönderilip orada dolar karşılığında satıldı. Zarrab, Türkiye ve Dubai arasında bu sistematiği oluşturmak için AKP içindeki yiyicileri milyon dolarlara boğdu.

2011 yılında Türkiye’nin altın ticareti 1.5 milyar dolardan, 2012 yılında 13 milyar dolara yükseldi.

Rüşvetin, sahteciliğin, adam kayırmacılığın, uyuşturucunun ve kara para aklamanın başını çeken AKP; bu yolla da milyon dolarları cebe indirdi. Belediyeler üzerinden akladığı paralarla da yiyici sömürgen Beşli Çete’sine kaynak yağdırdı, 3000 civarında müteahhitle adeta bir müteahhit ordusu oluşturdu. Çarpık kapitalist bir ülkeyi sürekli faşizmle yöneten oligarşik yönetimin somut bir sonucu olarak oluşan faşizmin yardakçısı Beşli Çete’nin inşa ettiği konutlarda, halkımızın on binlercesi, Şubat 2023 depreminde katledildi.

Almanya ortaklı KİPTAŞ gibi diğer beş enerji alt yapı kurumu ve ABD ortaklı TOKİ gibi konut projelerinin kaynağı da bu paralarla yaratıldı.

Yani sadece emperyalizmden yüksek faizlerle alınan kredi ve fonlarla oluşturulan işbirlikçi sermaye ile tüm bunların yapılması mümkün değildi. Kara para ve her türlü gayrimeşru yolla elde edilen para ile “AKP çalışıyor, halka hizmet ediyor” demagojisine zemin yarattı.

Emperyalizme ve kapitalizme göbekten bağımlı olan AKP iktidarı, 26 yıl boyunca 40 yeni milyarder yarattı. Halka küfreden Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz, halka “ananızın a… k..yarım” deyişiyle, faşizmin ahlaksızlığını hiç silinmeyecek şekilde beyinlere kazımıştır.

Emperyalistlerin çıkarı uğruna halkın ve ülkenin ırzına nasıl geçildiğinin boyutudur bu. Sömürücülük ve binbir türlü sahtekârlıkla elde edilen servetle halkın malına, ırzına ve canına göz dikenlerin hanedanlığıdır.

Ayakkabı kutularından çıkan rüşvetin kaynağı ve halkın gün geçtikçe yoksullaşmasına sebep olan AKP’nin politikaları işbirlikçilik üzerine kuruludur. Halkbank üzerinden aklanan kara paralardan, 17-25 Aralık yolsuzluklarının banka hesaplarına, para kasalarına sığmayıp ayakkabı kutularından taşan paralardan Filistin halkının kanının dökülmesine uzanan suçlarını gizlemek isteyen Tayyip, kendini ve kanlı iktidarını güçlü gösterme çabalarını sürdürüyor.

ABD emperyalizmi dünya ekonomisini; doları dünya parası yapma, finansal kararlarla hizaya çekme, CAATSA yaptırımları ve uluslararası bankacılık sistemi vb. ile hegemonyası altında tutuyor. 1947’de dönemin ABD Başkanı Truman’ın “ABD, bir dünya sistemi olmadan yaşayamaz” gerçeğinden hareketle İran’a karşı uygulanan yaptırımlar da dünya halklarına saldırı politikalarının önemli bir parçasıdır. Bu yaptırımların delinmesi, küresel finans otoritesine yani ABD emperyalizminin hegemonyasına karşı çıkmaktır. Bunu yapan devrimciler değil de düzenin yarattığı sömürgen yiyicileri de olsa ABD; kendisine saldırı olarak görür. Halkbank Müdürü Hakan Attilla’nın tutuklanması da böyle olmuştur.

HALKBANK DAVASI, GAZZE HALKININ KANI KARŞILIĞINDA ASKIYA ALINDI

AKP faşizmi “Gazze halkı kardeşimdir” yalanını da İsrail’le ekonomik ve siyasi ilişkileri de sürdürüyor.

Son 20 yılın en büyük yaptırım ihlali olarak değerlendirilen Halkbank davası hangi siyasi gerçeklerle askıya alındı? Halkbank davası süreci; Zarrab ağı ve Beşli Çete gibi AKP döneminde yaratılan işbirlikçi, faşist, dinci, gerici sermayedarların devletle iç içe geçmesinin, Tayyip’in hem siyasi hem ekonomik kazanımlarını korumaya çalışmasının, aynı zamanda da emperyalizminin baskısıyla karşılaştığı sınıfsal ve küresel bir çatışma hikayesidir.

ABD, davayı tam sonuçlandırırsa teorik olarak Halkbank’a milyarlarca dolar ceza ve ABD finans sisteminden kısmi dışlanma gibi sonuçlar çıkabilirdi. İşbirlikçi AKP iktidarı da bu durumda, kapalı kapılar arkasında görüşülen ve anlaşılan yaptırımlara maruz kalarak uluslararası alanda diplomatik, ekonomik, siyasi, kültürel, ideolojik olarak mahkûm olmuş olacaktı.

Bu korkuyla Erdoğan, Trump’la görüşmeler yaparak; Filistin’in esir aldığı İsraillilerin serbest bırakılması için devreye girdi. ABD emperyalizmi, kendi adına Orta Doğu halklarına jandarmalık yaptırdığı İsrail’i, savaşın ekonomik etkilerinden bir an önce kurtarmak için bu işi Erdoğan’a vermeyi uygun buldu. Böylece AKP, ABD’nin her emrini harfiyen yerine getirdi ve emperyalizmin bölgedeki çıkarlarının bekçiliğini yaptı.

Bu süreç bir günde başlamadı, ince ince işlendi ve Gazze halkının yanındalarmış gibi görünerek suç ortaklığına devam ettiler. Milyon dolarlar aktardıkları “insani yardım kuruluşları ve vakıfları” ile sahte kardeşliklerinin propagandasını yaptılar. Sumud Filosu gibi organizasyonlarda yer aldılar. HAMAS ile yapılan ateşkes görüşmelerinde ABD adına birebir yer aldılar. Aynı zamanda yandaşları aracılığıyla İsrail’le ticarete devam ettiler. İsrail’e giden gemileri Gazze’ye gidiyormuş gibi kayıt ettirdiler.

ABD’nin Genişletilmiş Orta Doğu Projesi’nin işbirlikçisi, halkların katili Erdoğan ve faşist AKP hükümeti, çıkar ilişkilerinden elde ettikleri milyon dolarları rüşvetle taçlandırarak tarihe Orta Doğu halklarının katili olarak geçti!

HAMAS ile İsrail arasında rehine takası için Türkiye’de gizli görüşmeler yapıldı. Erdoğan HAMAS üzerinde etki kurarak görevini yerine getirdi. Filistin’de İsrail üstünlüğünü kurmak için yapılan toplantılar, gizli görüşmeler, konferanslarda hep Türkiye öne sürüldü. Müslüman Kardeşler üzerindeki etkisi ve Orta Doğu’da şimdiye kadar ABD’nin emirlerini birebir yerine getirmesi nedeniyle Tayyip, Trump’tan sürekli övgüler aldı.

Suriye’de Esad iktidarının yıkılmasında da Trump açıkça Erdoğan’ın verdiği desteğe övgüler dizmişti.

Kimi konuşmalarında da Erdoğan’ın kazandığı seçimlere gönderme yaparak ‘sen seçimlerin nasıl kazanılacağını bilirsin’ diyerek verdikleri desteği hatırlatarak işbirlikçisini aşağıladı.

Trump, Erdoğan’ın ihtiyacı olan meşruluğu kendilerinin verdiğini her fırsatta belirtti ve işbirlikçilik konusunda diğer ülkelerin liderlerine örnek verdi Erdoğan’ı. Türk ve Müslüman halklara örnek gösterdi, “Müslüman olacaksanız Erdoğan gibi olun” mesajı verdi.

AKP’nin bugün İran’daki emperyalist saldırganlığa sessiz kalmasının sebebi de budur. Sahibinin fırlattığı tabaktan yahnisinin eksik olmaması için Orta Doğu’daki haksız savaşlarda ve emperyalist saldırganlıkta, sürekli emperyalistlerin tarafında oldu AKP faşizmi.

Bu nedenle açıkça diyoruz ki; Gazze’de bedenleri parçalara ayrılmış bebeklerin de katilidir Tayyip Erdoğan!

ABD ve İsrail’in suç ortağı Tayyip Erdoğan; yıllardır işgal edilen topraklarını terk etmeyen ve vatanını canı pahasına savunan Filistin halkının katilidir.

Dünyanın en ileri teknolojilerine sahip ordularına ve istihbaratına karşı cesaret ve halkçı yöntemlerle direniyor Filistin halkı ve 7 Ekim 2023’ten bu yana birçok kahramanlık örneği yarattılar.

Dünya halklarına umut olan, Direniş Ekseni etrafında örgütlenen yapıları hizaya getiremeyen ABD destekli İsrail’i, Filistin halkının öfkesinden ve örgütlü gücünden Erdoğan kurtarmaya çalıştı. Yani işbirlikçiliğin gereğini yerine getirdi oligarşi.

Gazze halkına dayattıkları teknokrat hükümet ve “yeniden inşa” sürecinin de arkasında AKP var.

Askıya alınan Halkbank Davası, zamanı geldiğinde tekrar ABD’nin gündemine girecek ve ABD elindeki bu şantaj malzemesini sahaya sürecektir.

Halkımız;

AKP işbirlikçidir, faşisttir, soyguncudur, yolsuzlukların başıdır.

AKP faşizminin ABD ve İsrail işbirlikçi politikaları, Anadolu halklarını temsil etmez!

Suriye’de, Filistin’de, İran’da katledilen halkların kanına giren AKP’nin savaş suçlarına ortak olmamak için Halk Meclislerinde birleşelim!

AKP’nin zam, zulüm ve işkencesine; bizi açlık ve işsizlikle teslim alma saldırılarına Halk Meclisleriyle direnelim!

İŞTE TAYYİP ERDOĞAN’IN GAZZE HALKININ KATİLİ OLDUĞUNUN BELGESİ

ABD hükümet yetkililerinin Halkbank davasının askıya alınması için mahkemeye yaptığı başvurunun gerekçeli dilekçesi ve mahkemenin aldığı karar, Tayyip’in katil olduğunun tescilidir.
“Hükümet, davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Halkbank) ile birlikte, Mahkemeden tüm bekleyen davaları reddetmesini ve Hükümet ile davalı arasında imzalanan ve bu dilekçe ile birlikte sunulan Ertelenmiş Kovuşturma Anlaşması (“Anlaşma”) ışığında, Hızlı Yargılama Yasası kapsamındaki süreyi hariç tutan bir karar vermesini talep etmektedir.
Hükümet, Anlaşmada belirlenen şartlar ve koşullarda Halkbank aleyhindeki suçlamaların çözülmesinin Amerika Birleşik Devlelteri’nin menfaatine olduğuna inanmaktadır. Anlaşmada belirtilen benzersiz ve olağanüstü ulusal güvenlik ve dış politika hususları da dahil olmak üzere, çeşitli hususlar Anlaşma’da öngörülen suçlamaların çözülmesine katkıda bulunmuştur.
Özellikle, bu konunun uygun şekilde çözülmesi hususunda, Hükümet özellikle
(i) ABD Dışişleri Bakanlığ’nın, Hükümetin Halkbank ile karşılıklı olarak kabul edilebilir şartlarda suçlamaları çözmek için iyi niyetle çalışacağına dair taahhüdününe
(ii) ABD ile Türkiye Cumhuriyeli arasında 7 Ekim 2023’teki Hamas terör saldırılarını ele almak ve o tarihte kalan tüm rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak için 2025 yılında devam eden üst düzey diplomatik görüşmelerin önemli bir bileşeni olduğu yönündeki görüşünü, ve
(ii) ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki bu diplomatik görüşmelerin, ateşkes anlaşmasının sağlanması ve Halkbank’ın rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik taahhüdü için kritik öneme sahip olan Türkiye’nin yardımına yol açtığına dair kamuoyuna yapılan açıklamalar.
(Bkz. Anlaşma. madde 1.) Rehinelerin serbest bırakılmasını desteklemeye yönelik bu benzersiz ve önemli kamu yararı, hükümetin bu davanın uygun şekilde çözülmesine ilişkin değerlendirmesinde büyük ağırlık taşımıştır.”

Halk Okulu, Sayı: 332

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version