MAHİR OLMAK DEV-GENÇ’Lİ OLMAKTIR
Herkes Mahir Olur Mu? Belki Hayır
Ama Herkes Mahir’in Yolunda Yürüyebilir
Çünkü Mahir Olmak, Bir Sonuç Değil Bir Süreçtir;
Bir Karar Anıdır; Bir “Artık Yeter” Deme Eşiğidir
O Eşik, Bugün de Önümüzde Duruyor
Ve Tarih, Her Zaman Olduğu Gibi O Eşiği Aşanları Yazıyor
Mahir, 26 yaşında katledildi. Ama bazı hayatlar, takvimle ölçülmez. Bazı ömürler, yaşanılan yıl sayısıyla değil, yarattığı geleneklerle, açtığı yollarla, bıraktığı mirasla ve silinmeyen izlerle değerlendirilir. Mahir’in hayatı da böyledir. Kısa ama yoğun, kısa ama onurlu, kısa ama tarihsel bir sıçramaya dönüşen bir yaşam…
Bugün “Mahir olmak” dediğimizde, bir kişiyi taklit etmekten, bir ismi sloganlaştırmaktan bahsetmiyoruz. Mahir olmak; bir stratejidir, bir ideolojidir, bir bilinçtir, bir duruştur, bir kopuş ve yeniden kuruluş iradesidir.
Mahir olmak, önce gerçeği görmekle başlar. Dünyanın nasıl bir sömürü düzeni üzerine kurulduğunu, emperyalizmin nasıl işlediğini, Anadolu gerçekliğini ve gençliğin neden sistematik olarak yozlaştırılmak istendiğini kavramaktır. Çünkü Mahir, sadece savaşan değil, aynı zamanda çözümleyen, analiz eden, düşünen, yol gösteren, yöneten, iktidarı hedefleyen bir devrimciydi. Komutandı. Onun teorik üretimi, pratikle birleşen yöntemleri bugün hâlâ yol gösteriyorsa bu; dünyayı, ülkemizi, halkı ve hayatı doğru kavramasındandır.
Ama Mahir olmak yalnızca bilmek ve anlamak değildir.
Mahir Olmak İstemek ve Yapmaktır…
Mahir olmak, sadece bir istek, niyet meselesi değildir. İstemek, ilk adımdır; yapmak ise o isteğin gerçeğe dönüşmesidir. Bugün birçok kişi doğruyu görür, haklıyı bilir ama o doğrular uğruna adım atmaz. Oysa Mahir olmak; bildiğinle yaşamak, inandığın gibi davranmaktır.
Mahir olmak, anladığın yerde kalmamaktır. Beklememektir. Ertelememektir. “Bir gün” dememektir.
Mahir olmak, bugün, burada, şimdi başlamaktır.
Ve yapmak, bir süreklilik ister. Yarım bırakmamayı, geri dönmemeyi, sonuna kadar gitmeyi…
Mahir olmak, bu anlamda kurtuluşa kadar savaş demektir.
Bu kararlılık, aynı zamanda bir taraflaşmadır. Mahir, dünyaya dışarıdan bakan biri olmadı; safını seçti. Ezilenlerden yana, sömürülenlerden yana, halktan yana saf tuttu.
Bugünün en büyük hastalığı tam da burada başlar. Görmek ama harekete geçmemek. Bilmek ama sorumluluk almamak. Eleştirmek ama değiştirmeye cesaret edememek.
Oysa Mahir olmak tam tersidir. Bu yüzden Mahir olmak, belirsiz bir “karşı çıkış” değil; açık bir ideolojik duruştur. O, gördüğü her adaletsizlik karşısında taraf oldu. Tarafsızlığın, aslında egemenlerden yana olmak olduğunu bildi.
Burjuva ideolojisine karşı cepheden tavır almak, devrimi ve sosyalizmi savunmak… İşte Mahir olmak budur.
Mahir olmak, gençliğe biçilen “pasiflik” rolünü reddetmektir.
Sistem, gençliği ya tüketimle oyalamak ister ya da umutsuzlukla felç etmek. “Yaşınız küçük”, “tecrübeniz yok”, “bekleyin” der. Oysa Mahir’in hayatı bunun en büyük yalan olduğunu gösterir. 26 yaşında bir genç, bir ülkenin devrimci hattını etkileyebiliyorsa mesele yaş değil, iradedir.
Mahir olmak, korkuyu yenmektir.
Korkusuz olmak değil, korkuya rağmen yürümektir. Teslimiyet ile direniş arasındaki çizgide, tereddütsüz bir seçim yapmaktır.
Kızıldere’ye giden yol, kolay bir yol değildi. Ama o yol, teslimiyetin değil direnişin yoluydu. Mahir olmak, “kazanır mıyız?” sorusundan önce “haklı mıyız?” sorusuna cevap vermektir. Çünkü tarih, çoğu zaman önce haklı olanların, sonra kazananların tarihidir.
Mahir olmak, bireyciliği parçalamaktır.
Bugün sistem, “kendini kurtar”, “kendi hayatına bak” diyerek gençliği yalnızlaştırıyor. Oysa Mahir, kolektif bir mücadeleyi, birlikte üretmeyi, birlikte direnmeyi temsil eder. O yüzden Mahir olmak; “ben” demekten “biz” demeye geçiştir.
Mahir olmak, koşullara teslim olmamaktır.
Tercih yapmaktır. Eldekiyle yola çıkmak, tüm araçları silaha dönüştürebilmektir. Emperyalizme ve işbirlikçilerine meydan okumaktır.
Ve en önemlisi…
Mahir olmak, kurtuluşa kadar savaş demektir. Umudu örgütlemektir.
Umutsuzluk, sistemin en etkili silahlarından biridir. “Hiçbir şey değişmez” fikri, en derin teslimiyettir. Mahir’in yaşamı ise bunun tersini kanıtlar. Değiştirilebilir ama kendiliğinden değil; örgütlü bir iradeyle.
Bu yüzden Mahir olmak, aynı zamanda bir sürekliliği kavramaktır.
Mücadeleyi bir ana, bir kuşağa hapsetmemek… Geçmişten geleceğe uzanan kesintisiz bir hat olarak görmek… “Mahir’den Dayı’ya Sürüyor Bu Kavga” diyebilmek… Yani devrimci mirası sahiplenmek ve ileriye taşımaktır.
MAHİR OLMAK DEV-GENÇ’Lİ OLMAKTIR
1969-1972; kurultaylardan DEV-GENÇ’e, DEV-GENÇ’ten THKP-C’ye, Maltepe’den Arnavutköy’e, Kızıldere’ye uzanan iki yıl… Mahir, iki yıl içinde 50 yıllık revizyonizmi, reformizmi yıkmış, ideolojik mücadelenin zaferiyle Türkiye ve dünya siyasi tarihine damgasını vuran bir strateji ve bu stratejiye yön veren Parti’yi yaratmıştır.
Mahir olmak, bu iddiaya ve kararlılığa sahip olmak, kendine güvenmektir.
Mahir olmak, bir geleneğe yaslanmaktır. O gelenek, gençliğin tarih sahnesine örgütlü bir güç olarak çıktığı, bedel ödeyerek büyüttüğü bir mücadele çizgisidir; DEV-GENÇ’tir.
DEV-GENÇ’li olmak, yalnızca bir isim ya da geçmişe ait bir hatıra değildir. DEV-GENÇ’li olmak; gençliğin kendi kaderini eline almasıdır. Üniversitelerde, sokaklarda, hayatın her alanında politika üretmesi, örgütlenmesi, direnmesidir.
Mahir’i Mahir yapan, sadece cesareti değil; bu örgütlü gençlik geleneğinin içinden çıkmış olmasıdır. O yüzden Mahir olmak, aynı zamanda DEV-GENÇ’li olmaktır.
DEV-GENÇ’li olmak;
-Susmamaktır.
-Çürümemektir.
-Boyun eğmemektir.
-Adalet olmaktır.
-Unutmamak, unutturmamaktır.
-Tek başına kalmayı göze almaktır.
-Örgütlenmektir. Harekete geçmektir.
-“Ben varım” demek ve mücadeleyi büyütmektir.
Bugün emperyalizm ve tüm işbirlikçileri bir olup gençliği apolitikleştirmek, bireycileştirmek, parçalamak, umutsuz ve geleceksiz bırakmak istiyor. Çünkü biliyor ki örgütlü bir gençlik, onun en büyük korkusudur. İşte bu yüzden DEV-GENÇ’li olmak, sadece bir tercih değil; bir zorunluluktur.
Bu bir çağrıdır:
Dağınıklığı bırakmaya,
Örgütsüzlüğü kırmaya,
Umutsuzluğu parçalamaya çağrıdır.
Her bir gencin kendi bulunduğu yerde bir kıvılcım olması, o kıvılcımların birleşerek bir yangına dönüşmesi çağrısıdır.
Mahir olmak istiyorsan yalnız yürüyemezsin.
Mahir olmak istiyorsan örgütlü olmalısın.
Mahir olmak istiyorsan DEV-GENÇ’li olmalısın.
Herkes Mahir olur mu? Belki hayır.
Ama herkes Mahir’in yolunda yürüyebilir.
Çünkü Mahir olmak, bir sonuç değil; bir süreçtir. Bir karar anıdır. Bir “artık yeter” deme eşiğidir.
O eşik, bugün de önümüzde duruyor.
Ve tarih, her zaman olduğu gibi o eşiği aşanları yazıyor.
Sen de tercihini yapmalısın…
Gerisi mücadeledir.
Gerisi örgütlülüktür.
Gerisi Mahir’dir.
