Hasta Tutsak İrfan Yılmaz: İnsan, Kolsuz-Bacaksız Yaşar. Dilsiz, Gözsüz, Kulaksız Da Ama Onursuz Asla!

%96 Engelli İrfan Yılmaz Hapishanede Yaşadığı Sorunları Anlatıyor: “İnsan, Kolsuz-Bacaksız Yaşar. Dilsiz, Gözsüz, Kulaksız Da Ama Onursuz Asla…”

Serebellar Sendromu nedeniyle %96 engelli olan hasta tutsak İrfan Yılmaz, binlerce hasta tutsaktan bir tanesi olduğunu anlattığı mektubunda, Marmara 2 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde yaşadığı sorunları yazdı.

İrfan Yılmaz, Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan  “Hapishanede Kalamaz” raporlarına rağmen Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’nün “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturabileceği” kararı nedeniyle, tek başına hayatını idame ettiremeyecek durumdayken 7 aydır tutsak.

Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi diyor ki; hücrede yalnız başına yaşamını sürdüremeyen hasta tutsaklar iyileşinceye kadar tahliye edilirler. İrfan Yılmaz, faşizmin yasaları, hukuku, tüm kurumlarıyla halka karşı terör olarak kullanmasının çok somut bir örneğidir.

Tek başına hayatını idame ettiremeyecek bir insanın hapishanede kalmasına neden olan kurumlar, hastalıklarıyla ilgilenmeyip tedavisini engelleyen hapishane doktorları, İrfan Yılmaz’ın başına geleceklerden sorumlu olacaktır. İrfan Yılmaz derhal serbest bırakılmalıdır!

Hasta Tutsak İrfan Yılmaz Serbest Bırakılsın!

*

İrfan Yılmaz’ın hapishanelerde yaşadığı sorunları anlattığı mektubu paylaşıyoruz.

Sayın

Merhaba

Öncelikle size selam ve sevgilerimizi gönderiyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Nasılsınız? Gayet iyisiniz umarım. Ben, yaşadığım onca hukuksuzluğa, hastalığıma rağmen iyi olmaya çalışıyorum.

Adım, İrfan Yılmaz. 59 yaşındayım ve Serebellar Sendrom hastasıyım. %96 engelliyim. Ayakta duramıyor, kollarımı, ellerimi istediğim gibi kullanamıyorum. Konuşmakta zorlanıyorum ve daha pek çok engel var hayatımda. Bu haldeyken ve ATK’nin infaz erteleme talebime dönük “Hapishanede yaşamını sürdüremez” şeklindeki raporuna rağmen Sarıyer İlçe Emn. Md’ün “Güvenlik Sorunu Yaratır” görüşüne dayanarak hala hapishanede tutuluyorum. Doğal olarak birçok sağlık sorunu yaşamaya devam ediyorum.

1 ay kadar önce, Marmara Hapishaneler Kampüsü Hastanesi’nde Üroloji Bölümü’ne sevk edildim. Doktorun muayene ve önerisi ile yıllardır kullandığım sondam çıkartıldı. Sondasız yaşamaya adapte olmam önerildi. Ancak talebime rağmen “ördek” lazımlık ve prezervatif sonda gibi ihtiyaçlarımı doktor yazmadı. Sadece bez yazdı. Ama bez kullanmak, benim için, hapishane koşullarında zor olduğu gibi, bezlerde yeterince sıvı tutan cinsten değildir. İlkel yöntemlerle, pet şişeleri ördek niyetine kullanıp, el yapımı-uydurma prezervatif sonda yapıp kullanarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Fakat, sondamın çıkartılmasından sonra, idrar yollarımda sıkça iltihaplanma oluyor. Kurum doktoru bu nedenle 3 farklı antibiyotik ilaç yazdı. Bunlardan biri tek kullanımlıktı. Onu kullandım. Biri 500mg öbürü 100mg dozlu diğer antibiyotikleri kullanırken el parmaklarımda uyuşma, sürekli idrar kaçırma, idrarımın geldiğini neredeyse hiç hissetmeme sorunlu yaşamaya başladım. Bunlar, hastalığım nedeniyle benim için özellikle hassas konular olduğundan ilaçları hemen kestim ve kurum doktoruna tekrar çıktım, durumu anlattım. Özellikle Nöroloji Bölümü’ne sevk etmesini istedim. Doktor, sorunun öncelikle ürolojik olduğunu söyleyerek beni kampüsteki Üroloji Bölümü’ne sevk etti. Nöroloji’ye sevkimi oradan yaptırmamı önerdi.

1 hafta sonra 1 Nisan 2026 Çarşamba günü, saat 14.00 sonrasında Üroloji’ye gittim. Doktora durumu anlatırken onun tarafından azarlandım: “İlaçların bir yan etkisi yoktur”, “Sen bana doktorluk yapıyorsun” dedi ve “Alın bunu götürün” diyerek odasından kovdu.

Hastalığım nedeniyle konuşmakta zorlandığım halde derdimi anlatmama bile izin vermeyen doktorun tavrını, hekim ahlakına yakıştıramadığım gibi, insani de bulmuyorum. İlaçların prospektüsünde bile onlarca yan etki sayılırken, ilaçların yan etkisi olmadığını neye göre söyleyebiliyor? Dahası bu etkileri yaşayan benim. Muayene etmeden, tetkik yapmadan, hangi bilgiyle yorum yapıyor?

Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkumum. Bu durumda bir yerden bir yere gitmek, araç değiştirmek bile benim için eziyetken doktorun bu ilgisizliği de ayrı bir eziyet, işkence olmuştur.

Bu yaşadıklarımı İstanbul Tabip Odası’na da yazdım. Ayrıca suç duyurusunda da bulundum.

Sayın…

Ben, özel biri değilim. Biliyorum ki ülkemiz hapishanelerinde benimle benzer durumda olan yüzlerce hasta tutsak, anti-bilimsel raporlarla, hukuk dışı mahkeme kararları ile tutuluyor hapishanelerde. Siyasi düşüncelerimizden ötürü cezalandırılıyoruz.

İnsan, kolsuz-bacaksız yaşar. Dilsiz, gözsüz, kulaksız da ama onursuz asla…

Sizden yaşadıklarımı halkımıza duyurmanızı, bana ses olmanızı bekliyorum.

Çalışmalarınızda bir daha kolaylıklar dileyerek sevgi ve selamlarımızı yolluyorum.

İrfan YILMAZ

5 Nisan 2026

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar