PROVAKASYONLARLA, İHBARLARLA ODTÜ’DEN DEVRİMCİLERİ YOK EDEMEZSİNİZ!
ODTÜ’DE DEVRİM YÜRÜYÜŞÜMÜZ SÜRÜYOR ETKİNLİĞİNE AKP’NİN FAŞİST POLİSLERİ “İSTİKLAL KADINLARI HAREKETİ” Nİ KULLANARAK SALDIRDI!
KİMDİR BU BAYRAK ALTINA SAKLANARAK SALDIRAN PROVOKATÖRLER?
1) AMERİKAN YETİŞTİRMESİ KATLİAMCI FAŞİST POLİSLER
2) ABD İŞBİRLİKÇİSİ FAŞİST KATİL MHP
3) EMPERYALİZMİN İŞBİRLİKÇİSİ FAŞİST MHP ARTIĞI İYİ PARTİ VE ZAFER PARTİSİ
4)FAŞİZMDEN BESLENEN İSTİKLAL KADINLARI HAREKETİ
5)SOLUN LANETLİSİ TESCİLLİ MUHBİR AYDINLIKÇILAR HEPSİ DE EMPERYALİZMİN İŞBİRLİKÇİSİ FAŞİST, IRKÇI, KATİL HALK DÜŞMANLARIDIR!
Devrimcileri, Halkın Örgütlü Mücadelesini Engellemek için Her Türlü Provokasyonu, Saldırıları Yapmaktadırlar!
ODTÜ’de Devrim Yürüyüşü Etkinliğine Saldırı da Bir Polis Provokasyonudur!
AKP’nin Faşist Polisleri, ODTÜ’deki “Devrim Yürüyüşümüz Sürüyor” Etkinliğinde DEV-GENÇ’lilerin Bulunduğu Bölgeye “İstiklal Kadınları Hareketi” Adındaki Provokatif Bir Grubu Gönderip Sahnede Konser Veren İlkay Akkaya’yı Önce Yuhalattı, Sonra Pet Şişelerle Saldırarak Provokasyon Çıkarttı.
Provokasyon Alanında Bulunan “Polis Okulu Yüzükleri” de Kanıtlamaktadır ki; Sivil Polisler Bizzat Bu Provokatif Gurubun İçinde Yer Almıştır. İstiklal Kadınları Hareketi Adı Altında Saldırıyı Başlatanlar Bizzat Sivil Polislerdir!
AMAÇ;
ODTÜ’DE DEV-GENÇ’İN, DEVRİMCİLERİN ÖRGÜTLENMESİNİ ENGELLEMEKTİR!
Çünkü; Daha Bir Buçuk Ay Önce DEV-GENÇ’liler ve Devrimci Demokrat Öğrenciler ODTÜ’de Faşizmin Tüm Engel ve
Yasaklarına Rağmen Grup Yorum’un Konser Gibi Albüm Tanıtımını Yaptılar.
Çünkü; Faşizmin Tüm Saldırı ve Tutuklamalarına Rağmen 1 Mayıs’ta Halk Cephesi Korteji Tüm Görkemiyle 1 Mayıs Alanındaydı…
Çünkü; Kuyu Tiplerine Karşı 41. Kez Zafer Kazanan Direnişin Bir Ayağı da Zulmün Başkentinde Sürdürülüyordu!
Çünkü; Tüm Saldırılara, Tutuklamalara, Komplolara Rağmen Halk Cepheliler, DEV-GENÇ’liler, Grup Yorum, TAYAD’lılar Teslim Alınamıyor, Mücadeleleri Engellenemiyordu.
Amerikan Uşakları, İşbirlikçiler…
Provokasyonlarınızla, Komplolarınızla, Gözaltı ve Tutuklamalarınızla; Devrimcileri ve DEV-GENÇ’lileri Asla Bitiremezsiniz!
Örgütlenmemizi, Mücadelemizi Engelleyemezsiniz! Emperyalizmin İşbirlikçi Maşaları, İhbarlarınız İşe
Yaramadı… Provokasyonlarınızı, Kompollarınızı Deşifre Ettik… İKİ DEV-GENÇ’LİYİ TUTUKLAYARAK OKULLARDAN DEVRİMCİLERİ, DEV-GENÇ’LİLERİ SİLEMEZSİNİZ!
6. FİLONUN UŞAKLARI!
DEV-GENÇ 6. FİLO’YU DENİZE DÖKENLERDİR! DEV-GENÇ’LİLER BU VATANIN EN ONURLU EVLATLARIDIR!
DEV-GENÇ KİMLİKTİR, DEV-GENÇ GELECEKTİR! ODTÜ’DE PROVOKASYON SALDIRISINI YAPAN POLİSLER TUTUKLANSIN!
KOMPLOLARLA TUTUKLANAN DEV-GENÇ’LİLER SERBEST BIRAKILSIN!
AYDINLIK GAZETESİ VE VATAN PARTİSİ,
DEVRİMCİ VE SOSYALİST ÖRGÜTLERE DÜŞMANDIR! VATAN PARTİSİ; FAŞİST İKTİDARLARLA VE FAŞİST
ÖRGÜTLERLE BİRLİKTE HAREKET EDEN BİR PARTİDİR! AYDINLIK GAZETESİNİN İHBARLARIYLA
GEÇMİŞTE DEVRİMCİLER KATLEDİLMİŞTİR! YİNE İŞ BAŞINDALAR,
AYDINLIK İHBARCILIĞA DEVAM EDİYOR!
Aydınlık Gazetesi; Faşizmin ve Emperyalizmin Hizmetinde Devrimci Düşmanlığına Devam Ediyor: “Yakalananlardan birinin DHKPC Ankara Sorumlusu İlhan Kaya olduğu bildirildi.”
Bu Cümleler AKP Faşizminin Gazetelerine Değil, Aydınlık Gazetesine Aittir
Polis Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ)’nde 37.’si düzenlenen Bahar Şenliklerinde provokasyon çıkardı. Polis denetimindeki faşist bir güruh şenliklerdeki devrimci gençliğe sözlü saldırıda bulundu. Bu güruha müdahale etmek için kitle gruba yöneldiğinde önceden hazırlanmış Türkiye bayrağını açtılar. Sonra devrimci gençliğin “bayrağa saldırdığı” yalanını ortaya attılar.
Polis gençlik içinde devrimci çalışma yürüten gençlerden altı kişiyi gözaltına aldı.
Bu provakasyon Aydınlık gazetesine haber yaptırıldı;
Aydınlık gazetesinin 9 Mayıs tarihli manşeti: ODTÜ GENÇLİĞİ BAYRAK İÇİN AYAKTA
“Yakalananlardan birinin DHKPC Ankara Sorumlusu İlhan Kaya olduğu bildirildi.”
Benzer şekilde Tweetler attılar. Devrimci öğrencilerin fotoğraflar yayınladılar. Aydınlıklıkçılar faşizmin provokasyonlarında daha açık roller üstleniyor.
İlhan Kaya ve Celal Elmacı tutuklandı.
Maraş Katliamı’nda yaptıkları provokasyon yöntemi ile aynı. Çorum’da, Sivas’ta, Madımak’ta hep benzer yalanlar kullanıldı: “Camiye bomba atıldı.”, “Dini değerlere saygısızlık yapıldı.”, “Bayrağa saygısızlık yapıldı.” Faşizmin yöntemi hep aynı.
Orada kimler vardı? CIA, MİT, MHP.
6 Nisan 2005 tarihinde Trabzon’da TAYAD’lılar F Tipi Hapishaneleri protesto için bildiri dağıtıyorlardı. Hoparlörlerden meydanda PKK’lilerin “Türk bayrağı yaktığı” yalanı söylendi. Polis ve MHP’li faşistler saldırının başını çekiyordu, faşist güruh kışkırtıldı TAYAD’lı beş gence karşı linç saldırısı örgütlendi.
ODTÜ’deki saldırıda kimler var?
ODTÜ’deki bu provokasyon alanında bir polisin yüzüğü bulundu.
Provokasyonun başladığı alanda aynı gün bulunan yüzüğün üzerinde “Samsun 19 Mayıs PMYO 9.Dönem ” yazısı vardı. Bunun anlamı, yüzük Polis Meslek Yüksek Okulu’ndan 2010 2011 döneminde (9. dönem) mezun olan bir polise ait.
BAYRAĞA SALDIRI YALANDIR
DEVRİMCİ GENÇLİK PROVOKASYON YAPAN GÜRUHA MÜDAHALE ETMİŞTİR
Bayrağa saygısızlık yapan faşizmdir. Faşizmin herhangi bir bayrağa saygısı yoktur. Bayrağı kendi işbirlikçiliklerinin, provokasyonlarının aracı yapan faşizm bayrağa saygısızdır.
Emperyalizmle işbirliği yapan faşist iktidarlar bağımsızlık düşmanıdır. Bu nedenle de her türlü ulusal değerin de düşmanıdır. Onlar için vatan ve bayrak; işbirlikçiliklerini ve halk düşmanlıklarını gizleyip örtbas etmenin birer aracıdır. Bu faşist devlet halkın değildir; bir avuç sömürücü azınlığın devletidir. Halka zulmeder, provokasyonlar örgütler, katliamlar yapar.
Faşist devletin görevi; bir avuç emperyalist ve işbirlikçi tekel ile bir avuç tefeci, tüccar ve toprak ağasının sömürü düzenini korumak, bu sömürü ve zulüm düzenine karşı yükselen halk isyanını bastırmaktır.
Türkiye emperyalizmin yeni sömürgesi bir ülkedir. Bu ülkenin yönetimi emperyalizmin işbirlikçileridir. Ülkeyi emperyalizme teslim edenlerdir. Ordu emperyalizmin işbirlikçisi işgal ordusudur. Parlamento emperyalizmin yönetme aracıdır. Yönetim biçimi faşizmdir. Bayrağı; işbirlikçiliklerini, halk ve vatan düşmanlıklarını gizlemek için kullanıyorlar. Nerede halk kendi sorunlarını gündeme getirse bayrak alıp ortaya çıkıyorlar. Ama aynı bayrak; örneğin köylülerin maden alanlarının emperyalizme peşkeş çekilmesine karşı yaptıkları eylemlerde, işçilerin hakları için yaptıkları yürüyüşlerde, İsrail siyonizmine ve ABD emperyalizmine karşı yapılan gösterilerde taşındığında faşizmin saldırılarına engel olmaz. Bayrak umurlarında değildir.
Konu bayrak değil, faşist saldırganlık ve provokasyondur.
AYDINLIĞIN SOL DEĞİLDİR, SOSYALİST DEĞİLDİR
Aydınlıkçıların özünde solculuk yoktur. Solculukları yalandır. Solcu olmak; halktan yana olmak, antiemperyalisttir ve antifaşist olmaktır.
Aydınlık; emperyalizmin ve faşizmin safında, halkın ise tam karşısındadır. 12 Eylül faşist cuntası bunun en somut örneklerinden biridir. Bugün herkes çok iyi bilmektedir ki 12 Eylül faşist cuntasının arkasındaki asıl örgütleyici güç, ABD emperyalizmidir.
ABD emperyalizmi, işbirlikçi işgal ordusu generalleri aracılığıyla Türkiye’de darbe yaptı. 12 Eylül 1980’de ülkemizdeki bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesini boğmak için askeri faşist cunta yönetime getirildi. Dünyanın pek çok ülkesinde ABD’nin uyguladığı yöntem budur
12 EYLÜL CUNTASI DÖNEMİNDE AYDINLIK NE YAPTI? DEVRİMCİLERİ İSİM İSİM POLİSE, FAŞİZME İHBAR ETTİ
İşte bu ihbarın gazete küpürlerinden birkaçı ve birkaç alıntı;
Aydınlıkçılar özellikle 197880 döneminde tüm güçleriyle karşı devrime hizmet edip ihbarcılıklarını sistematik hale dönüştüler.
Aydınlık sayfaları devrimci, yurtseverlerin fotoğraflarının boy boy afişe edildiği, isim ve ev adreslerinin, özgeçmişlerinin yayınlandığı bir gazete haline geldi. Yani ihbarcılık gazetesi… Her fırsatta 12 Eylül faşist cuntasının yanında yer aldıklarını gösterdiler, ihbarcılıklarını inkâr etmediler.
Aydınlıkçı İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ve Aydınlık Yayın Yönetmeni Oral Çalışlar’ın cunta mahkemelerindeki ifadeleri ile cuntaya verdikleri dilekçeler;
Aydınlık çizgisinin solla ve direnmekle uzaktan yakından ilgisinin olmadığını göstermeye yeterlidir.
Doğu Perinçek şöyle demişti 12 Eylül’ün mahkemesinde:
“Bizi tutuklamak 12 Eylül’ün amaçlarıyla bağdaşmaz. Serbest bırakın, 12 Eylül’e hizmet edelim.”
Yeterince açık değil mi?
Doğu Perinçek devam ediyor: “Partimizi hedef almak 12 Eylül’de ilan edilen amaçlarla bağdaşmaz. TİKP gerek sağ ve gerekse sol kisveli teröre karşı en kararlı mücadeleyi yürütmüştür. … Terör örgütleri yanında iç barışın en kararlı savunucusu olan TİKP’nin de hedef alınması… teröre karşı mücadeleyi zayıflatmaktadır.”
Faşizmin hizmetinde olduklarını daha açık anlatabilirler mi? Karşı devrimci Doğu Perinçek kendini sola anlatabilmek için daha ne desin? Daha ne yapsın?
“Terörle mücadele eden güçleri tutuklamak ve mahkûm ettirmeye çalışmak, iç barış cephesini bölmekte, terör örgütlerinin ve bölücülerin cephesini güçlendirmektedir.” (Alıntılar, Aydınlıkçıların kendi yayınladıkları “TİKP İddianame ve Sorgu” adlı kitaptandır)
Bunun herhangi bir yerinde sola ait bir şey bulunabilir mi?
Doğu Perinçek, zamanında muhbirlik bile yaptıklarını kanıt olarak gösterip cuntadan bu “hizmetin” devamı için kendilerinin serbest bırakılmasını istiyor:
“TİKP, Moskovalı emperyalistlerin yıkıcılığına ve her iki terör odağına karşı önemli bir ağırlıktır. Partimizin teröre karşı mücadelesinin belgelerini ekli olarak sunuyoruz. (Dosya XVIII) TİKP, terör örgütlerinin faaliyetlerini ortaya çıkarmış, kamuoyunu bu konuda aydınlatmıştır. Bugün iddianamelere geçen gerçeklerin büyük bir bölümü, TİKP’nin daha önce açığa çıkardığı olgulardır.”
ABD’ye değil, SSCB’ye emperyalist diyor ve Amerikancı faşist cuntanın hizmetine giriyor. Safı tümüyle açık değil mi?
Cunta mahkemesine sundukları bu kanıt, gerçekten doğrudur.
Aydınlık gazetesi, 12 Eylül’den önce, “Bilinmeyen Sol (49 Sol Grup)” adlı yazı dizisiyle çeşitli siyasi hareketlerin yönetici kadrolarını, mahallelerdeki örgütlenmelerini, kullandıkları yerleri isimleri, soy isimleriyle, ad ve fotoğraflarıyla, kroki çizimleriyle yayınlayıp düşmana ihbar etmişti.
Aydınlıkçılar, bu dönemde tüm solu “sahte ve provokatör” ilan ederek faşist hükümetten sola karşı önlem almasını istiyordu.
Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Oral Çalışlar, bizzat faşist cuntanın şefi Kenan Evren’e yazdığı mektupta, işbirlikçiliklerini somut kanıtlarıyla(!) anlatıyor ve kendilerinin serbest bırakılmaları halinde faşist cuntaya yardımcı olacaklarını taahhüt ediyordu:
“Aydınlık, yaptığı birçok yayınla Sıkıyönetim Komutanlıklarının, terör ve zorbalık odaklarına karşı başarı kazanmasına yardımcı olmuştur…
Aydınlık gazetesi, bugüne kadarki yayını ve mücadelesi ile Milli Güvenlik Konseyi’nin ilan ettiği bu amaçların gerçekleşmesine basın alanında destek olmak için ‘hayatını dahi seve seve feda etmeye hazır’ olduğunu kanıtlamıştır.”
“Gazetemiz, … yeni yönetimin (yani faşist cuntanın-bn) ilan ettiği amaçları başarmasına katkıda bulunacağına güven duymaktadır.
… Aydınlık’ın yeniden yayınlanması için bildirimde sözünü ettiğiniz ‘ikinci emrin verilmesini’ arz ederim.
Saygılarımla. 17.9.1980”
Metin Feyzioğlu da işte bu “arz ederim” çizgisindendir. AKP faşizmine “arz etmiştir”.
Faşizmin egemenleri önünde gerdan kırıp boyuneğen birinin hukuka, adalete, direnenlere, avukatlara sahip çıkması beklenemez.
Aydınlık’ın 12 Eylül öncesi partisinin adı Türkiye İşçi Köylü Partisi’dir. Sonra İşci Partisi oldu. Bu çizgi, “İşçi” ismini yeterince kullandıktan ve kirlettikten sonra, bu defa “Vatan Partisi” adını kullanmaya başladı.
Cuntaları destekleyenler, AKP faşizminin katliam politikalarını destekleyenler vatansever olamaz.
Doğu Perinçek sorgusunda; “Partimiz, orduyu parçalamak bir yana orduyu düşman ilan edenlerin adreslerini göstermiştir.” (Doğu Perinçek’in Sorgusu… syf. 125)
Doğrudur. Örneğin, 1980 öncesi “Belgelerle ve Olaylarla Doğu’daki 15 Grup” yazı dizisi başlatarak “49 Sahte Sol” başlığıyla devrimcilerin isimlerini, adreslerini ve özgeçmişlerini yayınlıyordu. Hangi örgütün üyesi, yöneticisi veya sempatizanı olduğunu bulabildikleri tüm ayrıntılarla yayınladılar. Eylemleri de yayınlandı. Evlerinin ve çalışma yürüttükleri bölgelerin, alanların krokileri çizilerek ihbar edildiler. Aydınlık, faşizme ihbarcılık yaptı. Devrimcileri, tutuklanmaları ve katledilmeleri için faşizme hedef gösterdi. Devrimcilerin tutsaklığında ve faşizmin döktüğü kanda Aydınlık da sorumludur.
Gazetede yazarak yaptıkları ihbarcılığın dışında fiili ihbarcılığı nasıl yaptıklarını eski bir Aydınlıkçı M. Özdemir mektubunda anlatıyordu:
“Gaziantep’te TİKP ve Aydınlık Genel Merkezi’nin talimatlarıyla 30 yurtseveri Apocu-kontradır diye sıkıyönetim komutanlıklarına ihbar ettim. Ve Apocuları her yerde tespitle sıkıyönetim komutanlıklarına ihbar etmemizi istemesi üzerine Adana Sıkıyönetim Komutanlığı’na Aydınlık’ın işlevi ve Apocuların işlevini belirten dilekçe verdim. Adana Sıkıyönetim Komutanlığı bir yetkili gönderdi ve bölgedeki tüm Apocuların yakalanmalarını sağladık. Mehmet Bozkurt, Mehmet Şentürk, İsmail Taşkın gibi 30 tane Kürt yurtseveri yakalattık. “
Yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açık.
Aydınlık, karşı devrimci bir tutumla devrimcileri çarşaf çarşaf faşizme ihbar ederken; Devrimci Sol, “Amerikancı Faşist Cunta 45 Milyon Halkı Teslim Alamayacaktır” sloganıyla faşist cuntaya karşı direnişi örgütlüyor; katliamlarda, işkencehanelerde ve hapishanelerde bedel ödüyordu.
Aydınlık, ihbarcı ve karşı devrimci Aydınlık, devrimcilerin isimlerini faşizme verirken; Devrimci Sol tutsakları, hapishanelerde her gün işkencelerden geçiriliyor, tek tip elbise ve teslimiyet dayatmasına karşı çok sayıda açlık grevi ve ölüm orucu direnişi yapıyordu. 1984 Ölüm Orucu Direnişi’nde ise dört şehit verildi.
AYDINLIK DEVRİMCİ KATİLİDİR
Aydınlıkçılar 1978 Kasım’ında Liseli DEVGENÇ önderlerinden Turgut İpçioğlu’nu provokatif faaliyetlerine karşı çıktığı için katletti. Elazığ ve daha birçok yerde polislerin korumasında Devrimci Solcuların üzerine ateş açtılar.
Aydınlıkçılar diğer pek çok sol örgütten devrimcilerin de katilidir.
Hedefleri olan siyasetlerden biri de PKK idi. PKK, Aydınlık’a göre “Kürdistan’ın MHP’siydi” ve bu anlamda onlar için de her şey mübahtı.
Dünya genelindeki halklar ile emperyalizm arasındaki saflaşmada Aydınlık’ın yeri, emperyalizmin safıdır. Bunun sonucu olarak; 1978’de beş yıl içinde ‘Rusların’ saldıracağı ve bir dünya savaşının çıkacağı uydurmasıyla faşist devlete 4. Ordu’nun Rus-Sovyet sınırına kaydırılması çağrısı yaptılar.
Amaç halkta Sovyetler Birliği ve sosyalizm düşmanlığı yaratmak ve ABD işbirlikçiliğini meşrulaştırmaktı. Sonraki yıllarda Aydınlık içinden Sosyalist Birlik isimli grup Aydınlık sürecini şöyle anlatıyordu; “TİKP 1978 Ocak’ındaki kuruluşundan itibaren, Türkiye devletini ve orduyu dış tehdide karşı koruma, güçlendirme çizgisini benimsemiş ve uygulamıştır. Bunun yüzlerce kanıtı var. Birinci kongredeki 10 maddenin 1. maddesi milli savunmanın güçlendirilmesine ilişkindir. Bu tutumu alan ikinci bir parti yoktur.
“Buna bağlı olarak şunu belirtmeliyiz ki; o dönem solun diğer akımlarına karşı düşmanca tavır alışımız, sadece bazı akımların halka ve bu arada bize karşı şiddet kullanmalarına tepki değildir, doğrudan doğruya devlet ve ordu konusundaki tutumumuzdan kaynaklanmaktadır.” (Sosyalist Birlik, Mart 1989)
Aydınlıkçıların tarihi; halk düşmanlığının, emperyalizm ve faşizm işbirlikçiliğinin tarihidir. Hiçbir zaman halkın mücadelesinin içinde ve yanında olmamışlardır.
Aydınlık bir diğer adı da VATAN PARTİSİ’dir. Ülkemizde FKF’den ve Mahirlerden günümüze uzanan 57 yıllık bir mücadele tarihi var. Bu mücadele tarihi içinde Doğu Perinçek önderliğindeki Aydınlıkçıların yeri; ihbarcılık, devrimci katilliği, karşı devrimci propaganda ve emperyalizmin işbirlikçisi AKPMHP faşist iktidarına verdikleri destekten ibarettir.
57 yıllık devrimci mücadele tarihinde, binlerce şehitle ödenen büyük bedeller vardır; buna karşın bedel ödeyen tek bir Aydınlıkçı bile yoktur. Emperyalizme ve faşizme karşı halkın verdiği mücadelede örgütlenen sayısız eylemin hiçbirinde Aydınlık yoktur.
Kazanılan haklar ve yürütülen direnişler vardır; fakat bunların hiçbirinde Aydınlık yoktur.
Halkın mücadelesinin karşısında olan Aydınlık, emperyalizmin ve faşizmin hizmetindeki karşı devrimci bir gruptur.
Aydınlığın Gerici İdeolojik Temeli Nedir?
Aydınlık, burjuva milliyetçisi ve ihbarcı karşı devrimci bir gruptur.
Solun içinden çıkıp burjuva milliyetçisi bir çizgiye evrilmiştir; ya da tersine, solun içerisine burjuva milliyetçisi ideolojinin yerleştirilmesinin bir ürünüdür.
Almanya’da Nazilerde, İtalya’da Mussolini’de olduğu gibi… Almanya faşizminin adı da, Ulusal (Nasyonal) Sosyalist Parti’dir. Ama tersine sosyalizmin en azılı düşmanıdır. Sovyetler Birliği’nde 27 milyon Sovyet halkını sosyalist sistemi yıkmak için katletmiştir.
Burjuva milliyetçiliğinin sol içindeki ideolojik gıdasını aldığı yer; II. Enternasyonal dönekleri olan Kautsky ve Bernstein’dır. Onlar, burjuvazi ile proletaryanın uzlaştırılması teorisini savundular. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda ise “anavatanın savunulması” adı altında Almanya emperyalizminin savaşını desteklediler.
Bugün Doğu Perinçek çizgisine bakıldığında durum aynıdır. Lenin, yüzyılı aşkın bir süre önce bu ideolojiyi kesin olarak mahkûm etti. Sınıf mücadelesi de bu burjuva ideolojisini halk saflarından tasfiye ederek gerçek yerine yani burjuvazinin safına yerleştirdi. Halk saflarından tasfiye edilen bu ideoloji, Perinçekler eliyle yeniden sol saflara sokulmaya çalışılarak karşı devrimci bir örgütlenme olarak ortaya çıktı.
Bu ideolojinin Türkiye’deki biçimlenişi olan Perinçek çizgisi ve Aydınlıkçılar, önderimiz Mahir Çayan tarafından ideolojik olarak mahkûm edilmiştir.
Burjuva ideolojisinin sol görünümlü biçimlerinden biri de Çin’de ortaya çıkmış olan Çan Kay Şek grubudur. Guomindang, 1900’lerin başında Çin’deki emperyalist işgal koşullarında ortaya çıkan ulusal bir harekettir. Guomindang’ın önderi Sun Yatsen antiemperyalist bir tavır alır ve “Üç Halk İlkesi” ni ortaya koyar: Sovyetler
Birliği ile ittifak, Komünist Partisi ile işbirliği, işçiler ile köylülerin desteklenmesi… Sun Yatsen’in ölümünden sonra yerine Çan Kay Şek geçer. Burjuva milliyetçisi Çan Kay Şek, partideki halkçı ilkeleri tasfiye ederek doğrudan Komünist Partisi’ni hedef alır.
“18 Eylül 1931’de Japon emperyalistleri Mançurya’yı işgal etti. Guomindang Askeri Birlikleri ‘kesinlikle karşı koymayın’ talimatı vererek işgali onaylamış oldu. Çan Kay Şek güçlerini Kızıl Ordu üzerine yoğunlaştırarak ÇKP’yi yok etmeye çalıştı.”
Ulusal görünümlü burjuva milliyetçiliğinin emperyalist dönemde işbirlikçileşmesinin bir örneği de budur.
Bizim gibi yeni sömürge ülkelerde ise artık ulusal tavır alan bir burjuvazi yoktur. Burjuvazi, kendi pazarına sahip çıkmak adına emperyalizme karşı antiemperyalist ve bağımsızlıkçı bir tavır almaz. Aksine çıkarlarını, emperyalizmin işbirlikçiliğinde ve ülke topraklarını emperyalistlerin pazarı haline getirmekte görür. Emperyalist tekellerin işbirlikçiliği ile iktidara yerleşir. Bu nedenle, Aydınlık gibi burjuva milliyetçileri; işbirlikçi tekelci burjuvazinin çıkarlarının savunucusu olarak emperyalizmle yapılan işbirliğinin; halka karşı savaş gücü olarak örgütlenmiş olan ordunun, polisin, istihbarat örgütlerinin ve parlamentonun savunucusu olurlar.
Gerek dünya tarihinde gerekse faşizmle yönetilen ülkemiz tarihinde; bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm uğruna canı pahasına mücadele eden sadece sosyalistler ve devrimciler olmuştur. Bağımsızlık bayrağı devrimcilerin ellerindedir.
Halk Okulu, Sayı: 340
