“Bir Türküdür Direniş Boy Verir Zindanlara…” (Abdullah MERAL Haydar BAŞBAĞ Fatih ÖKTÜLMÜŞ Hasan TELCİ)

Abdullah MERAL Haydar BAŞBAĞ Fatih ÖKTÜLMÜŞ Hasan TELCİ

Abdullah Meral, 1952 yılında Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Kalebayır köyünde yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İlkokulu burada bitirdi. Geçimini çobanlıkla sağlayarak babasının yanında, çocuk yaştayken çalışmaya başladı. Ortaokulu Manyas’ta bitirdikten sonra, 197071 öğrenim yılında girdiği İstanbul Selimiye Sağlık Meslek Lisesi’nde öğrenimini devam ettirdi.

1969’dan itibaren sol düşüncelere olan eğilimi, lise yıllarında sempatiye dönüştü. Kendi ifadesiyle, 1516 Haziran, 6. Filo’nun protesto edilmesi eylemlerinden önemli ölçüde etkilenmişti. Sol yayınları okumaya ve yavaş yavaş sınıf bilincini almaya başladı.

İlk meslek yaşamına başladığı Sivas’ta giderek devrimci mücadele ve örgütlenmede öne çıktı. Demokratik kitle örgütlerinde yönetici olarak görev aldı. Halkla yakın ilişki kurabilmesi ve örgütçü nitelikleriyle dikkatleri çekti. Bu yüzden tüm devrimci demokrat memurlar gibi sürgün, onun yaşamının bir parçası olmaya başladı.

1977 yılında İstanbul’da Yabancı Diller Yüksekokulu’na girdi. Gece öğrenimini sürdürürken, gündüz memurluğa devam ediyor devrimci mücadeleden de kopmamaya çalışıyordu. Önceleri memur örgütlenmesinde, daha sonra görev aldığı Kadıköy Dev-Genç örgütlenmesinde en önde gelen militanlardan biri oldu.

Tutsak düştüğü 1980 Temmuz ayından sonra Alemdağ, Metris, Hasdal, Sultanahmet ve Sağmalcılar hapishaneleri mücadelesinde ön saflardaydı.

1984 Ölüm Orucu Direnişi’nde İstanbul’da Sağmalcılar Özel Tip Hapishanesi’nde 1. Ölüm Orucu Ekibi’nde yer aldı. Ve büyük bir kararlılıkla sürdürdüğü ölüm orucunun 63. gününde 14 Haziran 1984’te Haydarpaşa Askeri Hapishanesi’nde şehit düştü.

Haydar Başbağ, 1956 yılında Dersim’ de doğdu. Çocukluğu Elazığ’ın yoksul mahallelerinde geçti. Lise yıllarında birçok kez faşist saldırılara uğradı. Devrimci yaşama 1974 yılında Elazığ’da atıldı. 12 Mart döneminin ardından başlayan faşist terör ortamında, lise sıralarındayken mücadelede aktif olarak yer aldı.

Elazığ, Dersim gençliği ve yoksul Kürt köylüleri arasında yoğun bir örgütlenme ve propaganda faaliyeti yürüttü. Mücadeledeki kararlılığı, yetenekleriyle kısa sürede kendini gösterdi ve bu bölgenin önder militanları arasına girdi. Faşist saldırıların en yoğun olduğu merkezlerden biri olan Elazığ’da bir faşist katliamı engelleme eyleminde ilk kez tutsak düştü. İşkenceciler onun ağzından, halkın ve devrimcilerin aleyhine tek söz alamadılar. Bir süre tutsak kaldığı Sinop Hapishanesi onu yıldırmak şöyle dursun, daha da bilenmiş olarak mücadeleye atılmasına neden oldu.

1980’de İstanbul’da sanayi proletaryasının örgütlendirilmesiyle görevlendirildi. Haydar, artık İstanbul proletaryasının bir sıra neferi ve önderi olarak profesyonel devrimciliğini sürdürüyordu. Yoldaşlarıyla birlikte devrime giden yolda proletaryanın öneminin bilincinde olarak, Marksist-Leninist temellere oturmuş devrimci bir işçi sınıfı örgütlenmesinin ve kadrolaşmasının temelini atmaya çalıştı. 12 Eylül’den bir süre sonra daha büyük sorumluluklar üstlendi. 1982 Haziran ayında tutsak düştü.

Ölüm orucu gönüllüsü olduğunda da, ne yaptığını çok iyi bilen bir dava adamı rahatlığı ve sorumluluğuyla hareket ediyordu.

1984 Ölüm Orucu Direnişi 1. Ölüm Orucu Ekibi’nde yer aldı. Ve büyük bir kararlılıkla sürdürdüğü ölüm orucunun 66. günü olan 17 Haziran 1984‘te şehit düştü.

Fatih Öktülmüş, TİKB Merkez Komite üyesi ve önderlerindendi. 1968’lerden beri sınıf mücadelesinin içindeydi. 12 Mart koşullarında tutsak düştü. 1973’te tahliye olduktan sonra mücadelesine devam etti. Defalarca karşılaştığı işkence tezgâhlarında düşmanı hep mağlup etmesini bildi. Ölüm orucunun 66. gününde 17 Haziran 1984 tarihinde şehit düştü.

Hasan Telci, 1957 yılında Mudanya’da doğdu. Mudanya limanında bir sırt hamalı olarak çalıştı. Daha çocuk yaştayken, yaşamını emeğiyle kazanmaya başlamıştı. 1977 yılına kadar ’71 mücadelesine sempati temelinde yürüttüğü faaliyetler, bu yıldan sonra Marksist-Leninist saflarda örgütlü olarak yer almasıyla nitelik kazanmaya başladı. Kısa bir süre sonra askere alınması onu devrimci mücadeleden koparamadı. Askerlik yaptığı gemide propaganda ve örgütlenme çalışmaları sürdürdü. Askerden döndükten sonra Marksist-Leninist saflarda daha aktif olarak yerini aldı. Mudanya’daki mücadelenin önderiydi. O artık, hamal arkadaşlarının, Siemens Kablo, Tekel ve belediye işçilerinin, yoksul zeytin emekçilerinin, liseli gençlerin örgütlenmesinde, mücadelesinde, küçük üretici köylülerin kooperatifleşmesinde hep en öndeydi.

1980 yılında karşı devrim güçleriyle girdiği bir çatışmadan hemen sonra tutsak düştü. İşkence tezgâhlarında devrimci sorumluluğunu bir an olsun unutmadı. İşkencecilerin tüm çabasını boşa çıkarmasını bildi.

Hasan Telci hapishanede sürgünden sürgüne gönderildi ama sınıfının mücadelesini tutsaklık koşullarında da olsa sürdürmekten geri kalmadı. Ölüm orucu direnişinde son ana kadar bir proleter devrimciye yakışır şekilde yaşadı ve ölümsüzlüğü kucakladı.

1984 Ölüm Orucu Direnişi 1. Ölüm Orucu Ekibi’nde yer aldı. Ve büyük bir kararlılıkla sürdürdüğü ölüm orucunun 73. günü olan 24 Haziran 1984‘te şehit düştü.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar