İPEK YÜCEL
Şehit Düştüğü Tarih: 14 Haziran 2003
Şehit Düştüğü Yer: Tokat Reşadiye ilçesi Küngür (Yuvacık)köyü kırsalı
Doğduğu Tarih: 6 Ocak 1965
Doğduğu Yer: Tokat, Almus Çamdalı köyü
Mezar Yeri: Cebeci Mezarlığı, İstanbul
Tokat Reşadiye ilçesi Küngür (Yuvacık) köyü kırsalında oligarşinin askeri güçleriyle DHKC Karadeniz Bölge Komutanlığı’na bağlı gerilla birliği arasında çıkan çatışmada yoldaşı Metin Keskin’le birlikte şehit düştü.
İpek Yücel (Gerilladaki Adıyla Özlem), Türk ve alevidir. İlkokulu bitirdi köyünde. Sonra birçok köy kızı gibi, onyedisinde evlendirildi. 18’inde bir oğlu oldu. Yirmisinde eşinden ayrıldı. Toplumumuzda hemen her dul kadının yaşadığı sıkıntılar, kuşatmalar onu da bekliyordu. 1990’da Armutlu’ya geldi. Armutlu onun devrimci doğum yeri oldu.
Düzeni ve devrimcileri orada tanıdı. “Yaşamı yaşamayı her şeyi öğreniyordum. Düzeni öğreniyordum…” diyordu o günler için. Bir yanda düzenin kadına bakış açısı, öte yanda sosyalizmin ve devrimcilerin kadına bakış açısı vardı. İkisinin arasındaki uçurum, onun tercihini devrim ve sosyalizm tarafında yapması için yeterliydi. “Çünkü diyordu düzende ayrılmış bir kadına kullanılmış bir bez gibi bakıyorlar… ama yapacak hiçbir şeyim yoktu. Mücadeleye başladığımda doğru yolumu, kurtuluşun yolunu gördüm.”
Armutlu direnişleri içinde devrimcileşti. “İlkokulu bitirdikten sonra ’90’a kadar hiçbir şey okuyup, yazmayan” İpek Yücel, ’93 yılında Armutlu Komitesi’ndeydi. Daha sonra bir süre Şişli bölgesinde milislerde yeraldı. Defalarca gözaltılar, işkenceler, tutsaklıklar yaşadı. Doğru bildiği yoldan şaşmadı.
“Sınıfsız sömürüsüz bir dünya kurmak için devrimciydi” o. 1994’te gerillaya katıldı. Sıvas ve Tokat yöresinde savaştı. Armutlu’nun ve dağların kahraman kadını İpek Yücel, kurtuluş savaşında bir gerilla olarak ölümsüzleşti.
Yoldaşları Yakınları İpek Yücel’i Anlatıyor
Küçükarmutlu’da İpek Yücel için yapılan anmada İpek için söylenenlerden:
Bir anaydı o, en sağır kulaklara bile ses oldu. Herkesin elinden gerekçelerini tek tek aldı. Devrimcilik gençlik hevesidir, dağlar gençlerin işidir diyenleri susturdu. Çocuğunu seviyorsan, çocuklar aç kalmasın istiyorsan yüreğini ortaya koyacaksın dedi. Namus ve şerefini yüksekte tutacaksan feda kültürü ile donacaksın dedi… Ve çağrısının duyulmasını istiyor, anılarını yaşatacağımıza söz veriyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
Armutlu ve dağların kadın kahramanı İpek Yücel’e selam olsun! Selam olsun halk kurtuluş savaşında canını feda edenlere; Bin selam! Selam olsun sömürü zulüm, adaletsizlik eşitsizlik son bulsun diye dağların doruklarını mekan tutanlara! Selam olsun emperyalizmin sömürgesi olmayalım diye öne atılanlara. Selam olsun Gülsüman, Şenay, Sevgi ve İpek gibi analara ve takipçilerine…
Kimse artık İpekler neden devrimci demeyecek. Ben neden yokum diyecek.
Artık İpek gibi yalın düşünüp yaşamaktır doğru olan. Onu doruklara çıkaran nedenler bizimde nedenlerimizdir.
***
METİN KESKİN
Şehit Düştüğü Tarih: 14 Haziran 2003
Şehit Düştüğü Yer: Tokat Reşadiye ilçesi Küngür (Yuvacık) köyü kırsalı
Doğduğu Tarih: 6 Ocak 1969
Doğduğu Yer: İstanbul Okmeydanı
Mezar Yeri: Topardıç Köyü, Sivas
Tokat Reşadiye ilçesi Küngür (Yuvacık) köyü kırsalında oligarşinin askeri güçleriyle DHKC Karadeniz Bölge Komutanlığı’na bağlı gerilla birliği arasında çıkan çatışmada yoldaşı İpek Yücel’le birlikte şehit düştü.
Metin Keskin (Gerilladaki Adıyla Cafer), aslen Sıvas’ın Kangal ilçesine bağlı Topardıç köyündendi. Ailesi 1960’da İstanbul’a göç etti. O, 6 Ocak 1969’da Okmeydanı’nda doğdu. Bir emekçi olarak çalıştı. İskenderun’da topçu olarak askerliğini yaptı. Sonrasında yine yoksulluk ve sömürü içinde geçen hayatında bir boşluk vardı. O boşluk mücadeleyle doldu. Şöyle diyordu yazdığı özgeçmişinde: “Böyle bir ülkede herkesin mücadele etmesi gerektiği, bunlardan birinin de ben olmam gerektiğini düşündüğüm ve bundan sonra da hiçbir şey olmamış gibi yaşamayacağım için mücadele etmem gerekliliğine inandığım için örgütlü mücadelenin içine girdim.” Ve yine şöyle diyordu: “Hareket benim için içinde güzellikleri yaşadığım insan olma gerekliliğinin yerine getirildiği ve mücadelenin en onurlu şekilde yapıldığı parti cepheli olmanın onuru ve gururun yaşandığı bir harekettir.”
Savaşma ve Cephe saflarında yer alma gerekçesi bu kadar yalındı. Hareketimizle örgütlü ilişkisi 1998 yılının başında başladı. Ardından kısa bir süre tutsaklık yaşadı. Tutsaklığı sonrası 1998 sonlarında gerillaya katıldı. Halk kurtuluş savaşçısı olarak ölümsüzleşti.
Yoldaşları Yakınları Metin Keskin’i Anlatıyor
Nurtepeli Bir Aile Kendi Mahallelerinde Devrimcilik Yapan Metin Keskin’i Anlatıyor:
“Oğlum Metin”
Gece saat 11.00 civarında evdeyim. O zaman mahallede TÖDEF’liler vardı. Birkaç kişi ile birlikte gelmişti Metin. Onu hiç tanımıyordum. “O örgütlü mü, beni ele vermesin” dedim. “Yok” dediler “bizim arkadaşımız.” O gece saat 04.00’e kadar oturduk.
Sonraları çok görüştük. Benim evime gidip gelirdi. “Sen benim asıl anamsın” derdi. Ona o zamanlar “Oğlum bak yakışıklısın gidin çalışın evlenin” dedim. Bana “Benim her şeyim bu mücadele, bir gün beni gururla anacaksın” dedi.
Bir gece iki kişi eve geldiler. Saat gece bir buçuk. Kızdım. “Bu Tepe’de bir ben miyim burada size ev açan” dedim. Almadım içeri, gönderdim. Sonra rahatsız oldum, ne yaptılar diye düşündüm. Yaktım sigaramı balkona çıktım. Karşı parkta iki sigara ışığı. Bunlar onlardır diye aldım elime bir bıçak, gittim. Hadi gelin dedim onlara. Metin “sen bizi evden kovmadın mı biz gelmeyiz”, dedi. Hadi gelin dedim alıp, gittim.
“Bir Gün Bu Ülkede Devrim Olacak”
Benim evin anahtarı vardı Metin’de. Ben yokken de gelir kalırdı.
Evde benim kızdan çok iş yapar, evi derler toplardı. Benim kızım sen olacakmışsın Metin, derdim ona.
Çöreklerimi çok severdi. Tutuklanınca ziyaretine çörek götürürdüm. Bir gün küçük oğlumu istemişti. Götürdüm. Oğlana; “Büyüyünce ne olacan” dedi.
Oğlan Metin’i çok sever; “Senin gibi olacam, burda kalacam” dedi. “Yok” dedi. “Sen gerilla ol, birlikte gerilla olalım”.
Tahliye olup çıkınca bir iki gün kaldı. “Ne yapacan, tamam mı, devam mı” dedim. Bana “Bir gün bu ülkede devrim olacak. Sen de göreceksin” dedi. Yok ben göremem, deyince “Sen görmezsen bu çocuk görecek. Ben bu yola inanıyorum, her şeyimi feda ederim” dedi.
Metin’in şehit haberini aldığımda askerdeki Hatay’da oğlumun yanındaydım. Hemen Sıvas’a gittim. TAYAD’lı aileler karşıladı beni. Sonra Metin’in ailesiyle görüştük. Babasının elimi tutup bırakmayışı beni çok etkiledi. Metin ortadan kaybolunca sık sık bize gelip beni sorumlu görerek kızardı. Ama Metin ailesine “Ben bu yola inanıyorum. Benim her bir arkadaşım bir Metin. Eğer beni seviyorsanız onları da Metin gibi görün” demiş. Bunları anlatarak tutuyordu elimi.
Şimdi ailesi “Herkes birer Metin bizim için” diyor.
(Bu anlatım Ekmek ve Adalet dergisinin 30 Haziran 2003 tarihli 66. Sayısında yayınlanmıştır.)
***
Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi Basın Bürosu’nun 16 Haziran 2003 tarihli 307 No’lu Açıklamasında İpek Yücel ve Metin Keskin’in şehitlikleri üzerine şunlar söylendi:
Bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm için silaha sarıldık.
Bizi katledenler Amerika adına kurşun sıkıyorlar.
Karadeniz Bölge Komutanlığı’na bağlı, Tokat yöresinde bulunan bir gerilla birliğimiz, 14 Haziran saat 12.00 civarında Tokat ilinin Reşadiye ilçesi Küngür (Yuvacık) köyü kırsalında düşmanla çatışmaya girmiş, düşmanın yoğun ateşi altında kalan savaşçılarımız iki şehit vermiştir.
Şehit savaşçılarımızın adları İpek YÜCEL ve Metin KESKİN’dir. Bir ülkenin dağlarında silahlı insanlar varsa, bu oligarşinin göstermek istediği gibi bir “terör ve güvenlik” sorunu değil; o ülkenin sistemine ilişkin bir sorundur.
Ülkemiz, emperyalizme bağımlı yenisömürge bir ülkedir. Ülkemiz, faşizmle yönetilen bir ülkedir.
Ve böyle bir ülkede, emperyalizmi topraklarımızdan kovmanın, oligarşik diktatörlüğü yıkmanın ve yerine halkın iktidarını kurmanın yolu, silaha sarılmaktan geçer.
Barışçıl mücadele biçimleriyle bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizme ulaşmanın yollarını kapatanlar emperyalizm ve işbirlikçileridir. Bizim savaşçılarımız canlarını ortaya koyarak bu ülkede sömürü ve zulüm son bulsun, adaletsizlikler, eşitsizlikler son bulsun, emperyalizmin sömürgesi olmayalım diye savaşırken, bu ülkedeki gelmiş geçmiş tüm hükümetler ve ordu, emperyalizmin ve oligarşinin sömürüsünü sürdürmek için devrimcileri katlettiler.
Bugün, bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm için savaşçılarımıza Amerika adına kurşun sıkanlar, AKP iktidarı ve genelkurmaydır. Jandarma Genel Komutanı Karadeniz’de “terör örgütlerine darbe vurulduğunu” açıklıyor övünerek.
Niye övünüyorsunuz; sıktığınız kurşun Amerika adına değil mi? Sıktığınız kurşun, IMF’nin programları uygulansın diye değil mi? Sıktığınız kurşun, mevcut sömürü, yoksulluk, açlık düzeni, yolsuzluk düzeni sürsün diye değil mi?
Ülkemizin dağlarını kurtuluş savaşımızın üsleri olarak kullandığımız için kurşun sıkıyorsunuz halk kurtuluş savaşçılarına. Ülkemizin her yanını kendi üssü olarak kullanan, hava sahamızdan limanlarımıza her yeri emperyalist amaçları için delik deşik eden Amerika’ya doğrultabiliyor musunuz o silahları? Hayır!
Siz Amerika’nın ülkemizdeki işgal ordususunuz. “Türk Silahlı Kuvvetleri” adını taşıyor olmanız bu gerçeği değiştirmez.
Savaşçılarımıza sıkılan kurşunlar “USA” damgalıdır. “USA” adına tetikçilik yapanlar ise, AKP hükümeti ve genelkurmaydır.
Amerika ve işbirlikçilerine karşı savaşımız sürecektir. Halk kurtuluş savaşımızın feda savaşçılarını ne dağlarda, ne şehirlerde yok etmeyi kimse bugüne kadar başaramadı, bundan sonra da başaramayacaktır. Savaşımız, oligarşiye ve emperyalizme ilk kurşunu sıktığımız günde söylediğimiz şekilde sürecektir: Kurtuluşa kadar!
Halktılar, halk kurtuluş savaşçısı olarak ölümsüzleştiler!
Şehit düşen savaşçılarımızdan İpek Yücel 38 yaşında, Metin Keskin ise 34 yaşındadır. İpek Yücel, Armutlu’nun, Metin Keskin Nurtepe’nin yoksul kondularından çıktılar dağlara. İpek 9 yıldır, Metin 5 yıldır oligarşiye karşı savaşıyordu dağlarımızda.
Düşmanı gecekondu yıkımlarında tanıdılar. En demokratik haklarını kullandıkları için gözaltına alındıklarında işkencehanelerde tanıdılar. Ve savaşmaktan, devrimden başka yol olmadığı sonucuna vardılar. Bunun için Cephe saflarındaydılar.
Bir çocuğu vardı İpek Yücel’in. Uğruna savaştığı Anadolu’nun yoksul çocuklarıydı. Ölüm orucunda ölüme yatan iki çocuk annesi Şenaylar, kurtuluş için dağlara çıkan çocuklu kadınlarımız. Hangi terör demagojisi bu savaşın bir halk kurtuluş savaşı olduğunu gizleyebilir?
