UZLAŞMA, TESLİMİYET, TASFİYE!
TASFİYECİLER, SADECE KENDİLERİNİ TASFİYE EDERLER
YOK OLANLAR, KİMSEYİ YOK EDEMEZLER;
ÇÜNKÜ ZATEN KENDİLERİNİ YOK ETMİŞLERDİR!
DEVRİMCİ İLKELER, DEVRİMCİ DİRENİŞLER, DEVRİMCİ DEĞERLER SAPASAĞLAM DURUYOR, İKTİDARA YÜRÜYOR!
-Şili’de Allende İktidarın’a Karşı 1973’te CIA Eliyle Gerçekleştirilen Darbe
-Türkiye’de 24 Ocak Kararları’nı Hayata Geçirebilmek için 12 Eylül 1980 Amerikancı Faşist Cunta 1990’LAR VE 2000’LER:
-SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) Revizyonistler Eliyle Yıkıldı
-Türkiye’nin Türk ve İslamcı Etiketini Kullanarak Emperyalizmin Güdümündeki Dinciliğin Adı: YEŞİL KUŞAK! –
TAHKİM, ÖZELLEŞTİRMELER, GATT, GATS, RENKLİ DEVRİMLER, ARAP BAHARI
-Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)
-Hazar’dan Kızıldeniz’e TRACECA Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaşım Koridoru – Transport Corridor Europe-Caucasus-Asia)
-Türkiye’de: “KAFATASÇI BİR SOL” Yaratmak için Bir Gecede 20 Hapishaneye Birden Yapılan Katliam Operasyonu ve 19-22 Aralık Direnişi; 21. Yüzyılın Sınıflar Mücadelesinin En Kanlı Çarpışma Alanı!
-2000-2007 BÜYÜK DİRENİŞ
-122 ŞEHİDİN 99’U CEPHELİ
-BOP ve GOP’un Önü Anadolu’dan Kesildi, Marksist-Leninist Sol Tasfiye Edilemedi! 2010’lara Kadar Devrimci Mücadeleyle Geriletilen Saldırılar Yeniden Devrede:
-SSCB’nin Etkisiyle Kurulan Baas Partisi Suriye’de Tasfiye Edildi
-Venezuela (Maduro Haydutça Kaçırıldı)
-Gazze ve Filistin’e yönelik ABD ve İsrail saldırıları
-“ILIMLI İSLAM”
-Tom Barrack: “HAYIR SEVER MONARŞİ”
-DÜZENİÇİ VE HALK DÜŞMANI CHP’YE YÖNELİK TASFİYE OPERASYONLARI…
EMPERYALİZMİN YENİ SÖMÜRGELEŞTİRME SÜRECİNDEKİ TEMEL SALDIRILARI;
BUGÜN YENİ SÖMÜRGECİLİĞİN DERİNLEŞTİRİLMİŞ HALİ OLAN NEOLİBERALİZMİN UYGULADIĞI POLİTİKALAR
-Antonio Negri, Fukuyama, Bockhing, Paul Hanze, Graham Fuller, Richard Perle, Tom Barrack; TASFİYECİLİĞİN İDEOLOGLARI YENİLMİŞTİR!
-TÜRKİYE’DE GATT VE GATS SALDIRILARI YÜKSEL DİRENİŞİ’YLE PÜSKÜRTÜLDÜ!
-BAŞKANLIK SİSTEMİNİN SALDIRILARI VE OHAL UYGULAMALARI ETKİSİZLEŞTİRİLDİ!
-KEC’İN 324 GÜNLÜK AÇLIK GREVİ DİRENİŞİ BOYUNCA İHRAÇ İÇERİKLİ TEK BİR KHK ÇIKARILAMADI!
-TAYYİP ERDOĞAN’IN AĞZINDAN TASFİYECİLİĞİN İFLASININ İTİRAFI:
“SİYASİ HEGEMONYAMIZI KURDUK, KÜLTÜREL HEGEMONYAMIZI KURAMADIK!”
ÇÜNKÜ HALKIN HUKUK BÜROSU DİRENDİ. GRUP YORUM DİRENDİ. HELİN, İBRAHİM, MUSTAFA, EBRU DİRENDİ!
EMPERYALİST SALDIRGANLIKTAN HALKLARIN TEK ÇÖZÜMÜ, TEK KURTULUŞ YOLU: PASS (POLİTİKLEŞMİŞ ASKERİ SAVAŞ STRATEJİSİ) İLE HALK KOMİTELERİ VE HALK MECLİSLERİNDE ÖRGÜTLEMEK VE ÖRGÜTLENMEKTİR!
19-22 ARALIK KATLİAMI’NI YÖNETENLERDEN BİNBAŞI ZEKİ BİNGÖL “OPERASYONLAR DHKP-C’Yİ BİTİRMEK İÇİN YAPILDI…”, “OPERASYON SOLU, KAFATASÇI, IRKÇI BİR SOL HALİNE GETİRMEK İÇİN YAPILDI”
KÜRT MİLLİYETÇİ HAREKETİ;
MHP VE DEVLET BAHÇELİ’Yİ YERE GÖĞE SIĞDIRAMIYOR
SURİYE’DE ABD’NİN ASKERLİĞİNİ YAPIYOR
ABD UŞAĞI TÜRKİYE FAŞİZMİNE KAFKASLARDA, BALKANLARDA YAYILMA PROGRAMI SUNUYOR
19-22 ARALIK KATLİAMI İLE HEDEFLEDİKLERİ SOL KÜRT MİLLİYETÇİ HAREKETİ VE PEŞLERİNE TAKTIKLARI OPORTÜNİZMİN, REFORMİZMİN BUGÜNKÜ HALİDİR
19-22 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamı ve F Tipleri, Türkiye Devrimci Hareketini Tasfiye Etmek için Yapıldı!
Suriye’de ABD’nin askeri işgal gücü; Orta Doğu’da ABD’nin saldırı ve işgal gücü olan; Maraş, Sivas, Çorum, Madımak katliamlarında, Kürtlere, Alevilere ve devrimcilere yönelik CIA ile MİT’in örgütlediği tüm katliamlarda yer alan MHP’ye övgüler dizen, Bahçeli tarafından övgülere boğulan, AKP faşizmini destekleyen ve iktidarda kalmasını sağlayan, Anadolu’da devrimin tasfiyesinde rol oynayan Kürt milliyetçilerinin bir yandan dilinde hâlen sosyalizm kelimesi var.
ABD’nin emrinde, MHP ile kol kola sosyalizm savunulamaz.
Kürt milliyetçiliğinin solculukla, sosyalistlikle ilgisi yoktur.
Peki hedef ne?
Hedef yeni bir solculuk yaratmaktır.
Bu solculuk 19-22 Aralık Katliamı’nı komuta edenlerden Zeki Bingöl’ün tanımladığı “Kafatasçı solculuk”tur. Kürt milliyetçileri ve peşlerine takılan oportünizm ve reformizmle hedeflenen kafatasçı solculuktur.
NASIL BİR SOLCULUKTUR BU?
Zeki Bingöl Kimdir?
Zeki Bingöl, 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde Türkiye’de 20 hapishaneye aynı anda düzenlenen katliam saldırısının koordinasyonunda görev alan jandarma subayı / binbaşı olarak tanımlanan bir isimdir.
Katliam sonrasında çeşitli röportajlar, açıklamalar ve yazılı ifadelerde 19-22 Aralık Katliamı’nın gerçek nedenlerini de içeren açıklamalar yapmıştır.
19-22 Aralık Katliamı için Ne Diyor Zeki Bingöl?
***“Operasyona karar veren mekanizmayı değerlendirdiğimizde mesele şudur: İki tane şeyi görürüz; sol ve solu dönüştürmek. Marjinal solu özellikle. Onu ulusalcı kafatasçı, ırkçı bir sol haline getirmek.” diyor.
***Bayrampaşa Hapishanesi’nde gerçekleşen katliamda Jandarma Taburu İstihbarat Subayı olarak bulunan Zeki Bingöl röportajında operasyonun ülkede ulusalcılığı güçlendirmek için yapıldığını öne sürüyor. “… Oradaki mahkûmlar bildiğim kadarıyla 1994’ten beri aynı şartlarda yaşıyorlardı. Daha önce neden bu operasyon yapılmadı? Amaç yeni bir sol yaratmak, kafatasçı ırkçı, evrensel soldan farklı bir sol yaratmak ve bunun adına ulusalcılık demekti. Operasyon, solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı” diyor.
***(İçişleri Bakanlığı Jandarma Komutanlığı’nın basın brifinginde Kurmay Albay Ali Aydın) “Operasyon, solu ulusalcı kanada getirmek için yapıldı, DHKP-C’ye karşı yapıldı.” diyor.
***“Operasyonlar DHKP-C’yi bitirmek için yapıldı…” diyor Zeki Bingöl.
***“Devrimci solu, kafatasçı, ırkçı bir sol haline getirmek için yapıldı” diyor.
Yani katliamla tek amaçları silahlı mücadelenin tasfiyesi değildi.
DHKP-C’yi bitirme değilse de etkisizleştirme hayalleri kurdular. DHKP-C’yi etkisizleştirecek ve solu yeniden biçimlendireceklerdi.
Burjuva ideolojisiyle düşünen, ırkçı bir sol oluşturulacaktı.
DHKPC bu politikanın önündeki temel engeldi. 1922 Aralık Katliamı’nda bu engel ortadan kaldırılacaktı.
Tecrit et,
örgütsüzleştir,
teslim al…
Bu, emperyalizmin dünya genelinde uyguladığı ve sonuç aldığı hapishane politikasıydı; fakat Türkiye’de uygulayamadı. Çünkü Türkiye’de DHKP-C vardı.
Öcalan yıllar öncesinden söylüyordu; “Onları Türkiye nasıl ıslah edecek şaşıyorum. Biz belki anlaşırız da. Fakat çok çatapatlar yani. Bir tanesini hizaya getirmek çok zor. Terörist mi diyelim artık, çok ilkeller.” (Cumhuriyet, 07.12. 1991 Semih İdiz’in Abdullah Öcalan’la röportajı)
Kürt milliyetçiliği emperyalizmin faşizmin hizmetine girerdi de, DHKP-C’yi nasıl yola getirecekti emperyalizm? İşte 19-22 Aralık Katliamı emperyalizmin bu soruya verdiği cevaptı.
122 şehitle Cephe’nin önderliğinde bu saldırı da Anadolu halkı tarafından etkisizleştirildi.
Cephe emperyalizmin Anadolu topraklarında programını uygulamasının önündeki engel oldu.
Kürt milliyetçileri silahsızlandırılırken bile Cephe’nin büyümesi korkusu oligarşinin önündeki en büyük engel oldu.
1999 yılında PKK’nin sınır dışına çekilme sürecinde dönemin Genelkurmay Başkanı, PKK’den boşalan yerleri Marksist-Leninist sol hareketler doldurmasın diye PKK’nin gerilla güçlerinin 500 kadarının Dersim bölgesinde bırakılmasını istedi.
19-22 Aralık Katliamı ve F Tipi Hapishaneler, Kürt milliyetçiliği işbirlikçileştirilirken halkın yöneleceği bir devrimci hareket olmasın diye yapıldı. Ancak devrimci hareketi tasfiye etmeyi başaramadılar.
Cephe, 122 şehit ve yüzlerce gaziyle direndi; emperyalizmin ve oligarşinin tasfiye saldırılarını geri püskürttü. Öcalan Kürt milliyetçiliğinin işbirlikçiliğini “Farkımızı koyduk, iyi oldu” diye ifade etti.
Bugün gelinen aşama emperyalizmin ve faşizmin hedeflediği solculuğun Kürt milliyetçiliği, reformizm ve oportünizm açısından hayata geçirilmiş halidir.
Kürt milliyetçiliği ve ırkçı faşist MHP milliyetçiliğinin birliği kafatasçı sol projesinin örgütlenme zemini yapılıyor.
Faşist MHP’nin ırkçılığı, Kürt milliyetçiliğinin NATO solculuğu, reformizmin burjuva ideolojisi kafatasçı solculuğun mayasını bunlar oluşturuyor.
Sanılmasın ki, kafatasçı sol oluşturmak için MHP ve faşizm kendisini değiştiriyor. Hayır. Faşizm ve emperyalizm yerinde duruyor. Onlar “süreç” diyerek Kürt milliyetçiliği eliyle solu biçimlendiriyor. Kürt milliyetçileri buna hazır olduklarını on yıllar önce söylemişti.
Kafatasçı solculuğun ideoloji burjuva ideolojisidir, ırkçı faşist ideolojidir. Emperyalizmin hizmetindedir.
Solculuk bunun neresindedir?
Sadece dilindeki bir iki söylemdedir. Nazilerin isimlerinde “nasyonal sosyalist” kelimelerinin olması gibidir. İdeolojisi faşisttir, ırkçıdır. Adı soldur, ulusaldır, sosyalisttir.
MHP ırkçılığın sağ ideoloji ile örgütlenmiş halidir. Kafatasçı ideolojinin sol görünümlü örgütlenmiş halini oluşturuyorlar.
Kafatasçı solculuk politikalarının MİT ve CIA ile birlikte belirlenmesidir.
Kafatasçı solculuğun en önemli göstergelerinden biri faşizme ve emperyalizme “bizi işgal gücü olarak kullanın” demektir. Şöyle yazıyordu Kürt milliyetçileri;
“Gerçekten bölgede lider ülke konumuna yükselme… Özellikle Kürtlerin bölgesel dostluğu, bölgesel gücüne büyük katkı sağlayacaktır. Tarihte olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de Kürtlerin bu rolü Orta Doğu’da haklı ve güçlü olmanın temeli olacaktır. Stratejik bir tehlike olarak görülmekten çıkıp dayanılan temel bir güç haline gelecektir. Bu temelde Balkanlardan Kafkasya’ya ve Orta Asya’ya kadar güçlenmenin yolu açılacaktır.”
O gün istediklerini bugün yapıyorlar.
Bu ideolojinin yönetim biçimi faşizmdir.
Faşizm, finans kapitalin en gerici, en şoven, en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür. Kafatasçı solculuk finans kapitalin hizmetinde işbirlikçi yönetimlerin yanında yer alacaktır. Kafatasçı solculuk tıpkı Suriye’de olduğu gibi, örneğin İran’da ya da başka bir ülkede insan hakları, demokrasi yalanları arkasına saklanarak emperyalist işgallere koşacaktır.
KAFATASÇI SOLCULUĞUN PRATİĞİ
Kafatasçı solculuk Libya’da, Suriye’de, Afganistan’da ve Irak’ta emperyalist işgalleri destekleyen sahtekar solculuktur.
İran’da emperyalist işgale tavır almayan, işgale doğrudan ya da dolaylı destek veren solculuktur. Filistin’de HAMAS’ı bahane ederek İsrail’in işgalinin, katliamlarının yanında duran solculuktur.
Kafatasçı solun en belirgin özelliği: Emperyalizm tahlili yoktur. Dünyadaki üretimin yüzde %50’sini tüketen ABD ile Rusya’yı eşitleyip ikisini de emperyalist işgal peşinde koşan ülke diye pazarlar.
Buna dayanarak Suriye’nin işgalinde ABD’nin askeri olur.
Ukrayna’da Rusya’ya işgalci der. ABD ve AB emperyalizminin kuşatmasını, DONETSK bölgesindeki katliamlarını, Ukrayna’yı NATO üssü haline getirmesini, Rusya’yı hedef almasını görmez.
Kafatasçı solculuk sınıf mücadelesini tasfiye eder. Onun yerine LGBTİ, “erkek devlet”, “erkek şiddeti” gibi kavramlar üretir. Emperyalizm faşizmi görmez, her sorunun arkasında erkek görür. Devlet erkektir, onun için şiddet uyguluyordur. Kadın şiddet görüyordur, bunun sınıfsal, toplumsal nedenleri yoktur. Erkek olduğu için kocalar şiddet uyguluyordur. Kadın olsalar şiddet ortadan kalkacaktır. Başbakanlar, içişleri bakanları kadın olur. Daha fazla kan dökerler ama kafatasçı solcunun kafası kalınlaşmıştır, görmez.
Kafatasçı solcunun misyonu, sınıf mücadelesinin gelişmesini engellemek, her eylemi, her hareketi sistem sınırları içinde söndürmektir.
Kafatasçı solcunun gözünde halkın silaha sarılması suçtur, terördür. Halkın iktidar mücadelesini, silahlı mücadeleyi tasfiye eder. Törenle halkın elindeki silahları yakar. Faşizmin işkencelerini, katliamlarını, trilyonluk silahlarını meşru gösterir. Misyonunu silahlı mücadelenin tasfiyesiyle tanımlayandır.
Emperyalizmin her yıl trilyonları silaha yatırmasını demokrasinin gereği sayar.
Halkın direnme hakkına, mücadelesine düşmandır. “Eğer biz çatışmadan yana olsaydık, şimdiye kadar dokuz kez tek taraflı ateşkes ilan etmezdik. Yine eğer biz savaşta ısrarcı olsaydık, Kürt halkını, Türkiye solunu, bütün muhalif güçleri HDP çatısı altında bir araya getirmeye çalışmazdık ve bunları parlamentoya taşımazdık… Türkiye yıllardır Kürtlerle, solla uğraşıyor ama bir türlü sonuç alamadı. Ama Önder Apo, PKK, bütün bu güçleri, onların yasa dışı dedikleri bütün bu güçleri parlamentoya çekti.” (BBC Türkçe, 30.11.2015-Cemil Bayık)
Bu düşmanlığın ve emperyalist politikaların piyonluğunun sonucu olarak kafatasçı sol Cephe’ye silahla, sopalarla saldırtılmıştır. Faşizmin hapishanelerde katlederek teslim alma dayatmasına dışarıdan saldırıyla katılmıştır.
Emperyalizmin, faşizmin katliamlarını unutturmak ister.
Halkın hafızasını silmek ister.
Roboski’yi unutturup “devletle barış” der.
Gar katliamını, domuz bağıyla diri diri gömülen Kürt halkını unutturup “AKP ile barış” der.
Kulağı kesilerek koleksiyon yapılan gerillaları unutturup “MHP ile barış” der. Devlet Bahçeli’yi öve öve göklere çıkarır.
Kafatasçı sol bedel ödemez. Oysa sınıflar mücadelesi demek bedel demektir, hem de en küçük demokratik haklar için bile ağır bedeller ödemek demektir. Bedel ödemekten kaçış uzlaşmacılık, teslimiyet ve işbirlikçileşmedir.
Kafatasçı solculuğun ideolojik gıdası emperyalizmin ideolojisidir.
Emperyalist talandan kendisine düşecek kırıntıların hayaliyle satar halkın kurtuluş umutlarını, geleceğini.
19-22 ARALIK KATLİAMI VE KAFATASÇI SOLCULUK
Ne Oldu 19-22 Aralık 2000 Tarihinde?
Faşizm o güne kadar her yolu denedi, hapishanelerde devrimci tutsakları teslim alamadı.
Hapishanelerde tutsakların teslim olması demek, dışarıda halkın teslim alınması demektir.
Önlerindeki en büyük engel, Cepheli tutsaklar, örgütlü tutsaklıktı.
2000’li yıllara gelirken bir kez daha ama geçmişe göre çok daha kapsamlı bir hazırlıkla, tecrit ve işkence ile teslim alma politikasını gündeme getirdiler.
Uygulama biçimi F Tipi tecrit hapishaneleri olacaktı. Cepheli tutsakların öncülüğünde bir direniş başlatıldı. Tüm örgütleri bu direniş sürecine katmak için aylarca tartışma yürütüldü. Sonuçta Cephe dışında sadece iki örgüt katıldı.
Direnişin biçimi ölüm orucuydu.
19-22 Aralık 2000’de faşist devlet 20 hapishaneye birden saldırı düzenledi.
28 devrimci tutsak katledildi. 24’ü Cepheli tutsaktı. Saldırıya 8 bin asker katıldı. 20 bin gaz bombası kullanıldı.
Emperyalizm ve faşizmin saldırısını, amacını tahlil eden Cephe tutsakları direniş başlattılar.
Kürt milliyetçileri bizim için hapishanelerin birbirinden farkı yoktur dedi.
MLKP, söyleyecek sözleri yoktu, Kürt milliyetçilerinin söylediklerini tekrar etti.
TKEP-Leninist, işçi sınıfının eline ölüm orucu direnişi silahını vermeyeceğiz, dedi. Ölüm orucu direnişi onlara göre pasif bir direnişti, onlar barikatların savaşçılarıydı!
TİKB, ölüm orucu direnişinde yer alıp Cephe’yi büyütmeyeceğiz, dedi. Hedef Cephe’nin tasfiye edilmesiydi, TİKB bu tasfiyenin gerçekleşmesini istiyordu.
Kafatasçı solculuk böyle kabulleniliyordu.
Kürt milliyetçileri ve oportünist sol 19-22 Aralık’ta beden olarak ölmediler, beyinlerinde devrimcilik öldü. Devrimin, Marksist-Leninist ideolojinin değil; emperyalizmin, faşizmin ideolojik propagandası ile düşünen beyinlere dönüştüler. Halk için değil, düzenin çıkarları için üreten beyinlere döndüler. Bu onların 19-22 Aralık’ta bedenlerini yaşatmak için ödedikleri bedel oldu.
Katliamın mimarlarından Zeki Bingöl Kürt milliyetçilerinin durumunu şöyle anlatıyordu;
“PKK’nin hiçbir koğuşu yanmamıştır. Bardak dahi kırılmamıştır. Bardak dahi kırılmamış, tabaktaki zeytin yere düşmemiştir. …PKK direnmemiştir. Kendileri tek tek çıkmıştır ve hepsi de verilen talimatlara uygun hareket etmiştir…”
Yakılıp yıkılan bir hapishanede tek bir zeytinin tabaktan düşmediği koğuşlarda kalanların artık solla solculukla bir ilgileri kalmamıştı. Onların her gün köylerinde, mahallelerinde katledilen Kürt halkı ile de ideolojik kültürel bir ilgileri kalmamıştı.
Faşizm hedefine ulaşamadı. Kürt milliyetçilerinin, direniş düşmanı haline getirilen solculuğun tüm engelleme çabalarına, saldırılarına rağmen Cephe tutsakları yedi yıl büyük bir irade ve kararlılıkla direnişi sürdürerek zafere taşıdılar. F Tipi Hapishane saldırısını yendiler. Hapishanelerde teslim alınan değil, direnen ve kapıdan çıkar çıkmaz mücadeleye koşan tutsak kişiliğini yarattılar.
Büyük Direniş 20 Ekim 2000’de başladı,
22 Ocak 2007’de sona erdi.
Direniş 6 yıl 3 ay 2 gün, 75 ay, 326 hafta 3 gün,
2286 gün, 25 mevsim sürdü.
Oportünist Örgütler Sadece Bir Yıl Yedi Ay Sekiz Gün, Direniş İçinde Oldu.
Oportünist örgütler düşman karşısında Cepheli tutsakları yalnız bıraktı.
Direnişte 122 şehit verildi. 122 şehidin 99’u Cephelidir.
122 şehidin 34’ü dışarıda şehit oldu.
Şehitlerimizden 48’i kadındı.
122 şehidin 24’ü cayır cayır kendini yaktı.
400’ü aşkın tutsak bu direnişte sakat kaldı.
Direnişte 13 ölüm orucu ekibi çıkarıldı.
TAYAD’lıların Abdi İpekçi Parkı’nda başlattıkları oturma eylemi 27 Ocak 2007’ye kadar, tam 3 yıl
4 ay 2 hafta 1 gün yani 40 ay, 160 hafta, 13 mevsim SÜRDÜ.
1984 Ölüm Orucu Direnişi 75 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde Verdi.
1996 Ölüm Orucu Direnişi 69 Gün Sürdü. İlk Şehidini 63. Günde Verdi.
2000-2007 Ölüm Orucu Direnişi 75 ay sürdü. Direniş ilk şehidini 150. günde verdi. Faruk
Kadıoğlu gibi direnişinin 17. gününde bedenini tutuşturarak şehit düşenler olduğu gibi, Berkan Abatay gibi 589 gün, Feride Harman gibi 512 gün hücre hücre eriyerek ölümsüzleşenler oldu.
12 Cepheli tutsak, tahliye edildikten sonra direnişi dışarıya taşıyarak dışarıda şehit düştüler.
122 şehidin 4’ü, dışarıda, katledilen yoldaşlarının hesabını sormayı amaçlayan feda eylemlerinde şehit düştü.
Direniş her yaştan insanı birleştirdi. 19 yaşındaki Özlem Durakcan’la iki çocuk annesi Şenay Hanoğlu, bir yıllık devrimci Canan Kulaksız’la 25 yıllık devrimci Sevgi Erdoğan, 22 yaşındaki İlker Babacan’la 45’indeki Veli Güneş omuz omuza yer aldılar bu direnişte.
122 Şehit içinde Türk, Kürt, Arap, Terekeme, Çerkez, Laz, Çingene milliyetinden direnişçiler vardı. Büyük Direniş’te 10 TAYAD’lı şehit düştü. 8 TAYAD’lı ölüm orucunda şehit düşerken 2 TAYAD’lı da Küçük Armutlu Katliamı’nda katledildi.
TAYAD’lılar direniş boyunca hapishanelere ilişkin üç büyük kurultay ve sempozyum gerçekleştirdiler. 5 kez Ankara yürüyüşü yaptılar. “Tecride son verilmesi” talebiyle 155 bin imza topladılar.
Halk Okulu Dergisi, Sayı: 343
