
TARİHİMİZDEN
Sibel Yalçın’ın Cenazesini Almak İçin Altı Gün Altı Gece Direndik
Sibel Yalçın yoldaşları ile birlikte gerçekleştirdiği bir eylemin ardından ölüm mangaları tarafından kuşatılır ve yoldaşlarının güvenliğini sağlamak için düşmanı üzerine çekerek yoldaşlarının kurtulmasını sağlar. Çatışarak geri çekilen Sibel, Okmeydanı’nda girdiği evin ev sahiplerini dışarı çıkararak, çatışmaya orada devam eder ve düşmanın teslim ol çağrılarına “siz bizim teslim olduğumuzu nerede gördünüz” sözleriyle cevap verir ve şehit
düşer. Sibel şehit düştüğünde henüz 18’inde genç bir komutandır.
Düşman, Sibel’in direniş ve iradesine yenilmiş olmanın hazımsızlığıyla yoldaşımıza layık bir şekilde cenazesinin kaldırılmasını engellemeye çalışmıştır. Fakat düşmanın bu çabası, 11 Haziran 1995’de her yaştan, her meslekten yüzlerce insanımızın Sibel’i sahiplenmek ve cenazesini alabilmek için Yenibosna’daki Yeşilkent Sitesine akın etmelerine engel olamamıştır.
Cenaze evine ulaşan kitle balkona “Cenazemizi Vermiyorlar” pankartı asarak sokakta Sibel’in resimleri ile oturma eylemine başlamıştır. Akşama saatlerinde evin etrafında toplanan kalabalığın sayısı 1500 kişiye ulaşmış ve kitle adli tıpa otobüs konvoyları ile yola çıkmıştır. Polis kitleyi engellemeye çalışsa da kitle Adli Tıp’a girmiş ve “cenazenin yarın” alınacağına dair söz aldıktan sonra Yenibosna’ya cenaze evine dönerek polisin saldırısına taş ve sopalarla karşılık verebilmek için hazırlığını yapmış ve sabaha kadar nöbet tutmuştur.
Ertesi gün cenazenin verilmemesi üzerine, cenazeevinin penceresine “Cenazemizi Vermiyorlar” pankartı yeniden asılmış ve altı gün altı gece sürecek direniş kitlenin “Cenazemizi Alacağız” sloganları ile yürüyüşe geçmesi ve saldırılara karşı barikatlar kurması ile başlamış oldu.
13 Haziran günü polis kitleyi dağıtmak için panzer ve çevik otolarıyla mahalleye direniş bölgesine yöneldi, fakat saldırmaya cesaret edemedi, çünkü polisi karşılayan kitle cenazeyi almak için barikatlar arkasında çatışmaya hazırdı. Bunu üzerine vali yardımcısı görüşme talebinde bulunarak cenazenin Alibeyköy Mezarlığı’na gömülmesini kabul etti.
Sibel’in cenazesi 16 Haziran günü alınarak Alibeyköy Cemevi’ne getirildi. Alibeyköy’ü kuşatan polis cemevinde toplanan öfkeli kalabalığa saldırmayı göze alamadı ama Yenibosna’dan gelen otobüsleri durdurarak içindekileri gözaltına aldı ve bu sayede cenazeye katılımı engellemek istedi. Polisin gözaltı haberini duyan kitle yürüyüşü erteledi ve bundan sonra olacaklardan polisin sorumlu olacağını belirterek gözaltına alınanların serbest bırakılmasını şart koştu.
Polis kitlenin kararlılığı karşısında geri çekilmek ve gözaltına alınanları serbest bırakmak zorunda kaldı.
Sibel Yalçın oligarşinin tüm engellemelerine rağmen altı günlük bir direnişle binlerin eşliğinde geleneklerimize uygun olarak gömüldü.
