
TARİHİMİZDEN
Adalet Yıldırım’ın Cenazesine Halk Sahip Çıktı
22 Haziran 1996 tarihinde DHKC savaşçıları tarafından düzenlenen baskında faşizmin bekçiliğini yapan bir kişi ölümle cezalandırılmış, diğer ikisi ise yaralanmıştı. Eylem sonrası geri çekilen savaşçılarımızla polis arasında çıkan çatışmada Adalet Yıldırım şehit düşmüştü. Oligarşi her türlü yöntemle cenazenin sahiplenmesini engellemek için 28 Haziran günü İstanbul’a gelen Adalet’in ailesini gözaltına alarak uzun süre tehdit etmiş, ailenin cenazeyi sahiplenmesini engellemek istemiştir.
Adalet’in ailesinin tehditler karşısında yılmaması ve çocuklarının cenazesini sahiplenmesi üzerine, polis cenazenin İstanbul’da kaldırılmasının önüne geçmek için elinden geleni yaparak, halkın evladına sahip çıkmasını ve öfkelerini haykırarak Adalet’i uğurlamalarını engellemek istedi.
Polisin, cenazenin Elazığ’a götürülmesi noktasında dayatmasına, Adalet’in ailesinin cevabı; 30 Haziran pazar günü cenazenin İstanbul’da Sarıgazi Cemevi’nden alınarak Sarıgazi Mezarlığı’nda toprağa verileceğiydi.
29 Haziran günü defin ruhsatı ve mezarlıktan yer tapusu alan aile ve HHB avukatlarını polis Mezarlık Müdürlüğü’nde yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı ve gömü belgelerine el koydu. Gözaltına alınanlar aynı gün serbest bırakılırken, 30 Haziran günü HHB avukatları Mezarlık Müdürlüğü’nce arandı ve gasp edilen belgelerin geri getirildiği ve cenazenin kaldırılabileceğini söyledi. Belgeleri almak için Mezarlık Müdürlüğü’ne giden HHB avukatına ve aileye polis tekrar saldırdı ve gözaltına alarak, aileye cenazeyi Topkapı ya da Esenler Mezarlığı’na gömmelerini yada Elazığ’a götürmeleri yönünde baskı yaptı.
Aslında polisin niyeti cenazenin hiçbir şekilde İstanbul’da kaldırılmamasıydı ve polis cenazeyi kaçırarak Elazığ’a gönderdi. Şehidimizin cansız bedenini Elazığ’a kaçırarak halkın evladını sahiplenmesinin önüne geçtiğini sanıyordu polis. Oysa halkımız Cemevi’nin bahçesinde cenazenin kaçırıldığını öğrenir öğrenmez daha da öfkelenerek, ne koşulda olursa olsun şehidimizi sahipleneceklerini haykırdı.
Cenazenin kaçırıldığını öğrenen beş yüze yakın insan, protesto yürüyüşüne geçtiler. Mahalle aralarından yürüyen kortejin yolu, cadde üzerinde jandarma tarafından kesildi. İnsanlardan dağılmasını isteyen jandarma direnişle karşılaştı. İnsanlarla jandarma arasında çatışma sürerken, mahallenin yakınında bulunan Alay Komutanlığı’ndan çok sayıda asker bölgeye yığınak yaptı. Sayıları bine yakın olan askerler insanların üzerine coplarla, kalaslarla vahşice saldırdılar. Saldırıya taşlarla karşılık vermeye çalışan kitleden pek çok insan postallarla ezilerek, yerlerde tekmelenerek, kalaslarla dövülerek gözaltına alındı. Cenazenin kaçırılmasını protesto etmek için kepenk kapatan mahalle esnafı da bu saldırılardan payını aldı. Jandarmalar kepenkleri tekmelerle kırdı.
Cansız bedenlerimizden dahi korkan ve korkusunu halka azgınca saldırarak, sahiplenmenin önüne geçmek isteyen oligarşi istediğine ulaşamamıştı, Adalet’in sahiplenilmesini cenazesinin geleneklerimize uygun gömülmesinin önünde engel olamamıştı. Çünkü halkımız onun onuru, değeri ve geleceği için savaşan, şehit düşen evladını, geleneklerimize uygun gömülebilmesi için asker postalı, polis copu altında direnmiştir.