Şubat-Mart 1981 Faşist Cuntanın Terör ve İşkencesine Karşı Kampanya

12 Eylül’le birlikte cunta baskı ve terörünü kurumsallaştırmıştı. Öyle ki, cuntanın baskı ve teröründen nasibini almayan hiçbir kesim kalmamıştı. Solun hemen hemen tümünün daha erkenden mücadele arenasını terk etmesiyle mücadele sahnesinde bir yerde cunta ile Devrimci Sol kalmıştı. Örgütsel olarak birinci büyük darbesini almış olmasına rağmen, Devrimci Sol cuntanın terör ve işkencesine karşı tavırsız kalmayarak yeni bir kampanya başlattı.
“Faşist Cuntanın Terör ve İşkencesine Karşı Kampanya”, halkta derin bir etki bıraktı. Cuntanın “bitirdik-yok ettik” demagojilerine verilmiş bir cevap oldu.
Kampanya boyunca yaygın bir şekilde bildiriler dağıtıldı. İşkencecileri teşhir eden duvar yazıları yazıldı.Pankartlar asıldı. Muhbirlere, işkenceci polislere yönelik eylemler gerçekleştirildi. Kampanya çerçevesinde 2 Şubat’ta İzmir’de Kemeraltı Polis Karakolu Devrimci Sol savaşçıları tarafından basılarak, silahsızlandırıldı.
Bir işkenceci polis cezalandırıldı. Kampanyanın en fazla etki yaratan eylemi ise İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mahmut Dikler’in cezalandırılması oldu. Mahmut Dikler Siyasi Şube’den sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı’ydı ve 12 Mart’tan bu yana birçok katliamın, işkencenin, provokasyonun sorumlusuydu.
6 ŞUBAT 1981
İSTANBUL EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI MAHMUT DİKLER’İN
CEZALANDIRILMASI
Mahmut Dikler Arnavutköy’de oturuyordu. Her sabah düzenli bir şekilde şubeye gidip akşam da dönüyordu. Devrimci Sol savaşçıları yaptıkları bir haftalık istihbarat çalışmasıyla eylem için ayrıntılı bir plan çıkardılar.
Mahmut Dikler’in her sabah 08.00-08.30 arasında üç korumasıyla evden çıktığı, genellikle Zincirlikuyu, Levent, Etiler hattını izleyerek şubeye gittiği; akşam da 19.0020.00 sıralarında da şubeden çıktığı tespit edilmişti. İlk yapılan plana göre Mahmut Dikler, Etiler yolu üzerinden Levent’in iç sokaklarına açılan
Güvercin otobüs durağında cezalandırılacaktı. Fakat ilk iki gün yaşanan aksilikler sonucu eylem gerçekleşmedi. Tekrar yapılan plana göre eylem Levent’ten Etiler’e dönülen kavşakta akşam dönüşte trafiğin sıkıştığı sırada yapılacaktı.
6 Şubat 1981, saat 19.00 sıralarında savaşçılar yerlerini aldılar. 10 dakika sonra trafik sıkışmaya başladı. Dikler’in aracı beklenilen yere geldiğinde trafik durma noktasına gelmişti. Hemen otoya yönelen savaşçılar arabayı tarayarak Mahmut Dikler’i ve üç koruma polisini cezalandırdılar. Mahmut Dikler eylemi faşist cunta üzerinde şok etkisi yarattı.
YÖK’E KARŞI KAMPANYA
Devrimci Sol, yediği birçok darbeye rağmen faşist cuntaya karşı savaşı sürdürdü. Gücü oranında cuntanın oyunlarını bozmaya çalıştı.
Suskun bir toplum isteyen faşist cuntanın ilk yöneldiği alanlardan biri eğitimdi. Özellikle üniversiteler cuntaya korku veriyordu. Cuntanın istediği; robotlaşmış, kişiliksizleşmiş, yozlaşmış gençler yetiştirilmesiydi. Cunta bu amaçla YÖK’ü (Yüksek Öğrenim Kurumu) oluşturdu. Anayasasıyla YÖK’ün statüsü sağlamlaştırıldı. Devrimci Sol cuntanın gençlik üzerindeki bu politikasına sessiz kalmayarak bir kampanya düzenledi.
“Cunta Bilim, Özgürlük Düşmanıdır”, “Üniversitelerin Faşistleştirilmesine İzin Verilmeyecek” sloganlarıyla hayata geçirilen kampanyada birçok çalışma yürütüldü. El ilanları dağıtıldı, yazılamalar yapıldı, pankartlar asıldı. Gençliğe ve öğretim üyelerine yönelik bildiriler ve broşürler hazırlandı. Forumlar, toplantılar düzenlendi. Bu zor koşullarda sürdürülen kampanya, üniversitelerde DEV-GENÇ örgütlülüğünün sürekliliğini korumasında da önemli bir rol oynarken, canlanmanın ilk kıvılcımı oldu.
