Home Genel Tarihimizden 1985 Ricat Kararı

Tarihimizden 1985 Ricat Kararı

0

Devrimci hareket cunta sonrasında büyük darbeler yemesine, ileri adımlar atamamasına rağmen hiçbir zaman savaş arenasından çekilmeyi düşünmedi. ‘80-’85 yıllarında DİRENME VE SAVAŞMA tavrını devam ettirdi.

“Sürecin özgünlüğü nedeniyle, direnişin ön plana çıkarılması ve örgütlenmenin de buna bağlı olarak ele  alınması zorunluluktu. ‘85 sonlarından itibaren ortaya çıkan koşullar devrimci hareketin bu taktiğini değiştirmeyi gerekli ve olanaklı kılıyordu. Gerekli kılıyordu çünkü yeni süreci kucaklayabilmek ve silahlı mücadeleyi yeniden yükseltebilmek mevcut örgütsel yapıyla mümkün değildi. (…) Aynı şekilde taktiğimizi değiştirmek olanaklıydı çünkü cuntanın teslim alma, devrimcilerin ise her koşulda direnmede ifadesini bulan tutumları gelinen aşamada her iki taraf açısından da farklı bir içeriğe bürünmüştü.” (Dava Dosyası II)

‘85 sonlarında ricat kararı alındı. Bu aynı zamanda partileşmeyi hedefleyen, kadrolaşmayı ve buna bağlı olarak organlaşmayı sağlayacak sürecin hızlandırılması anlamına da geliyordu. Devrimci Sol ricat dönemini asla bir eylemsizlik dönemi olarak da ele almadı. Gerek çeşitli alanlarda halkın mücadelesinin örgütlenmesi, gerekse de zorunlu durumlarda devrimci şiddet eylemlerine başvurulması ricata eşlik etti.

Cunta sonrası solun büyük bölümü ricat kararı almıştı. Ancak mücadeleden kaçıştan başka bir anlamı olmayan bu ricatlar, doğal olarak geri çekilip toparlanma anlamında da bir işe yaramadı. Denilebilir ki, Devrimci Sol, ricatı amaçlarına uygun olarak hayata geçirebilen tek siyasi hareket olmuştur. ‘90’a gelindiğinde Ricat dönemine ilişkin şu değerlendirme yapılıyordu:

“Tüm eksik, hata ve zaaflarımıza, faşizmin tüm baskı ve terörüne rağmen ayakta kalmayı, gecikmiş de olsa süreci aşmamıza hizmet edecek bir potansiyeli yaratmayı başardık. Şekillenmemiş, legalize olmuş olsa da böyle bir devrimci potansiyelin oluşmuş olması, kolektif organlara sahip bir yeraltı örgütünü eksik ve zaaflı olsa da kısa sürede inşa etmeyi olanaklı kılmıştır.

12 Eylül den bu yana en zor koşullarda ülkede yaşama ve mücadele geleneği sürdürülmüş, faşizmin takip, operasyon, muhbir ağı, ajan-provokatör sokma vb. yöntemlerine karşı belli oranda deneyim kazanılmış… kentlerde yaşama ve mücadele sanatı genel olarak öğrenilmiştir. Oluşturduğumuz geleneklerin de etkisiyle, hareketin bütünlüğü korunmuş, solun ideolojik ve örgütsel bunalım içine düştüğü koşullarda hareketimizin bu bunalımın dışında kalması sağlanmıştır.” (Dava Dosyası II, s. 36)

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version