Nisan 1987 Gençlik Kabuğunu ParçalıyorNisan Direnişleri

Tarihimizden

Nisan 1987 Gençlik Kabuğunu Parçalıyor

Nisan Direnişleri

‘87’lerden itibaren gençliğin akademik-demokratik mücadelesinde hızlı ve kararlı adımlar atabilmesi için yapılması gereken, bir yandan eylemlerin çizdiği sınırları diğer yanda buna destek veren reformist-revizyonist çemberi kırmak olmuştur. Nisan Direnişleri işte bu hesaplaşmanın ve kabuğu parçalamanın eylemleridir. Ve her iki açıdan da başarıya ulaşmıştır. Revizyonizm artık bir daha doğrulamayacak şekilde gençlik hareketinin gündeminden çıkmıştır.

Nisan Direnişlerinin doruk eylemi 14 Nisan Yürüyüşü’ydü. Tarihler 14 Nisan’ı gösterdiğinde iki farklı anlayış iki farklı eylemliliği gerçekleştirdi. 14 Nisan günü Devrimci Gençlik önderliğinde 2 bin öğrenci Aksaray’daydı. Sokaklar uzun süreden beri ilk kez devrimcilerin sloganları, marşları ve adımlarıyla sarsıldı.

Halkın sevgi gösterileri arasında “Tek Tip Yasaya Hayır”, “Öğrenci Dernekleri Kapatılamaz”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz” sloganlarıyla Beyazıt’a doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüşe polis saldırdı, onlarca öğrenci yaralandı, gözaltına alınan 63 kişiden 31’i tutuklandı.

DEV-GENÇ önderliğinde öğrenci gençlik Nisan eylemlilikleriyle kendi gündemlerini, ülke gündemi yapmayı başardılar ve iktidara yenilgi yaşattılar. ANAP iktidarına geri adım attırdılar. Bu da siyasi bir zaferdir. Nisan Direnişleri’yle öğrenci gençliğin kendine güven kazanması, gücüne inanması anlamında önemli mesafeler alınmıştır. Cuntanın emekçi halklar üzerinde yarattığı pasifikasyon ve depolitizasyonun kırılmasına önemli bir halka eklenmiştir.

12 Eylül sonrasında gerçekleştirilen en büyük gençlik eylemi olan ‘87 Nisan Direnişleri’nin ardından, ivme kazanan gençliğin mücadelesi, Nisan 1988’de “Polis-İdare İşbirliği Ve Baskılara Son” kampanyasıyla yeni bir yükselişe geçti. DEV-GENÇ’liler kampanyayı tüm ilerici, yurtsever kesimlerle tartıştılar. Katmaya

çalıştılar. Bildiri, pul, döviz gibi faaliyetlerle sürdürülen ön çalışmaların ardından kampanyanın fiili eylemleri 19 Nisan’da başladı. O gün İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dekanlığına yürünerek bahçede sloganlı gösteri düzenlendi.

26 Nisan’da İTÜ rektörlüğü önünde oturma eylemi yapıldı. İÜ Hukuk Fakültesi’nde vizelere karşı 2 gün oturma eylemi yapılırken, İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde de disiplin soruşturmalarına karşı oturma eylemi ve sloganlı gösteri yapıldı.

28 Nisan’da İÜ’de düzenlenen forum, sivil polislerin bir kız öğrenciye sarkıntılık yapması üzerine üç saat sürecek bir işgale dönüştü. Polis işgalci öğrencilere saldırarak 200 öğrenciyi gözaltına aldı. Aynı anda okul bahçesinde kitlesel gösteri yapıldı. İÜ bahçesindeki öğrenciler Beyazıt Meydanı’nda bekleyen öğrencilerle

birleşerek gösteriye devam ettiler. Bir gün sonra DEV-GENÇ’in çağrısıyla Çemberlitaş’ta korsan gösteri düzenlendi.

Ertesi gün İÜ merkez binada rektörlük önünde oturma eylemi ve forum düzenlenerek rektör istifaya çağrıldı. Eylemler devam ediyordu. Tabibler Odası’nda diğer okullardan gelen öğrencilerle birlikte bir basın toplantısı yapıldı. Kitle basın toplantısından sonra valiliğe doğru yürüyüşe geçti. Polisin kitleyi dağıtması üzerine dağılan gruplar çevrede gösteriler yapmaya devam etti. DEV-GENÇ’in çağrısıyla öğrenci gençlik Saraçhane’de protesto gösterisi düzenledi.

İstanbul’da bunlar olurken Ankara ODTÜ’de oturma eylemi yapıldı. Samsun’da da öğrenciler rektörlük önünde oturma eylemi yaptı.

Yıldız Üniversitesi’nde öğrenciler sloganlarla rektörlük binasına doğru yürüyüş yaparken, İTÜ Ayazağa Kampüsü’nde de yemekhanede protesto eylemi yapıldı.

“Baskılar ve Polis-İdare İşbirliğine Son” kampanyasıyla birleştirilerek ‘87’de Van’da katledilen M. Şirin Tekin’in anısına tüm Türkiye çapında forumlar, yemek boykotları, oturma ve yürüyüş eylemleri gerçekleştirildi.

İÜ’de gözaltına alınan öğrencilerin DGM’ye çıkarıldıkları gün öğrenciler ve aileleri DGM önündeydiler.

Gözaltındaki öğrencilerin DGM’ye çıkarıldıktan sonra tekrar işkenceye gönderilmeleri üzerine aileler ve öğrencilerden oluşan 500 kişilik kitle “Polis-İdare İşbirliğine Son Çocuklarımız Serbest Bırakılsın” sloganlarıyla Eminönü’ne doğru yürüyüşe geçtiler.

9 Mayıs’ta öğrenciler İÜ önünde açlık grevine başladılar. Polisin saldırısı sonucu kitle dağıtılsa da açlık grevi kararlılıkla sürdürüldü.

14 Nisan 1987’de cuntanın önüne ördüğü barikatları yıkan gençlik, bu kampanyayla daha da kitleselleşti, güçlendi. Kendi meşruluğunu ve bu temelde sürdürülen mücadelenin iktidara geri adım attırabileceğini gördü.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar