
Direnmek insanın doğasında vardır. Güçlü olanlar
değil koşullara direnenler hayatta kalır ve bu mücadele
onu güçlü bir direnişçi yapar.
Direnirsen hayatta kalabilirsin.
Diyelim direnmedik. Elde ne var? Elde var koca bir
sıfır… Sıfır zaten cebimizde. Direnmekse bize haklarımızı
almanın yolunu açar.
Diyelim ki direnmedik; bize haksızlık yapanların
mutluluğunu düşünün.
Direnmek, bir etkiye gösterilen tepkidir. Yasak varsa
direniş vardır örneğin. Baskı varsa, zulüm varsa, hak
gasbı varsa, çalınan bir gelecek varsa ve daha bizden
çalınan ne varsa hepsinin bize söylediği tek bir şey vardır:
BASKIYI KABUL ETMEK ÖLÜM; BASKIYA
DİRENMEK İSE ONURDUR.
Direnmenin önünde ne engel olabilir?
Korku!
Gözaltına alınma, tutuklanma, işten atılma, okuldan
atılma, işkence görme… Korkunun bin bir türlü hali var.
Ve tabi en önemlisi elindekini de kaybedecek olma…
Terazinin bir kefesinde bunlar var. Diğer kefesinde
ne var? Onur, namus, şeref, haysiyet, gurur, kişiliğimiz,
kimliğimiz… Yani özcesi bizi biz yapan bütün değerlerimiz…
Direnmek bize bir kapı açar; umudun kapısını. Zulme
boyun eğmemiş olmanın getirdiği onur kapısını…
“Yaramın üstünde yürümeyi öğretti bana celladın
bıçağı.
Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi.
Direnmeyi öğretti. Direnmeyi…” (Mahmud Derviş)
Şairin de dediği gibi, bize direnmeyi öğreten, direnmek
zorunda bırakan şey yaşadığımız tüm adaletsizliklerdir.
Fizik, Kimya, Matematik, Biyoloji bilimlerinin nasıl
ki kendi yasaları varsa, direnmenin de yasaları vardır.
Direnmenin koşullarını sağlayan, düzenin ahlaksızlığıdır.
Ahlak dışı eylemlere karşı direnmek ahlaki bir
yükümlülüktür.
Susmak, sessiz kalmak zalimi susturmaya yetmez.
Tek bir yolu var bunun, o da direnmek. Hak veren zalim
gördünüz mü, hesap soran olmayınca?
Evimizi yıkarlarsa,
ekmeğimizi bölerlerse,
alınterimizi çalarlarsa,
adaletsizlik günlük tayınımız olmuşsa eğer
DİRENECEĞİZ!
SONUNA SONUNCUMUZA KADAR DİRENECEĞİZ!
