Dünyayı Kerhaneye ve Meyhanaye, Sanatçıları Fahişeye Çevirmelerine İzin Vermeyeceğiz!

SLOVAKYA ESKİ DIŞİŞLERİ BAKANI, YENİ HÜKÜMETİN BAŞDANIŞMANI, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURUL BAŞKANI SLOVAKYA BAŞKANI’NIN ULUSAL GÜVENLİK DANIŞMANI BİR DİPLOMAT MİROSLAV LAJCAK, EPSTEİN’I ARAMIŞ VE “BU SENE OSCAR ÖDÜLÜNÜ BENİM SÖYLEDİĞİM KADINA VERİLMESİNİ SAĞLA” DEMİŞTİR

KARŞILIĞINDA NE VERDİĞİ, DÜNYA HALKLARI İÇİN SIR DEĞİLDİR; FUHUŞ, SAPKINLIK…

GRUP YORUM İSE 40 YILDIR; SAHNEDE DEĞİLSE YA HAPİSHANEDE YA MAHKEME KÜRSÜSÜNDE YA DA GİZLİ STÜDYOSUNDA 21 EMEKÇİSİYLE KUYUNUN EN DİBİNDE…

S, R, Y KUYU TİPİ HAPİSHANELERDE HALKIN SANATINI YAPMAYA DEVAM EDİYOR

HALKIN ÖRGÜTLÜ SANATÇILARININ ÖDÜLÜ; EMPERYALİSTLERİN OSCARLARI, GRAMMYLERİ DEĞİL, HALKIN GÜVENİDİR!

DÜNYAYI KERHANEYE VE MEYHANAYE, SANATÇILARI FAHİŞEYE ÇEVİRMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!

KAPİTALİZMDE HER ŞEY META, HER YER PAZARDIR

META, ALINIP SATILAN HER ŞEY DEMEKTİR; YANİ MAL…

DAYI’NIN DEYİMİYLE

“BURJUVAZİ İÇİN HER YER PİYASA, HER ŞEY VE HERKES MALDIR”

Kültürde ‘’KİRLENME’’nin Kaynağı, Oscar Ödülü!

Kir nereden gelir? Üretim ilişkilerinden yani metalaşmadan gelir.

META MALDIR. ALINIP SATILAN HER ŞEYE META DENİR.

EMPERYALİST VE KAPİTALİST DÜNYADA SANAT DA MAL HALİNE GETİRİLMİŞTİR.

Kapitalizmde sanat; finans, dağıtım, tanıtım zincirine bağımlıdır. Oscar ödülü ise bu zincirin tepe mührüdür.

Burjuvazinin damgasını taşıyan sanat, ne kadar teknik “nitelikli “olursa olsun kirlidir.

Bu kir, sadece yapılan işin içeriğinden değil, esas olarak onun kim tarafından, hangi amaçla ve kime karşı yapıldığından yani sınıfsal özelliğinden gelir.

Bu ne demektir?

Faşizmin sanatı olmaz ve sanatçı burjuvazinin safında olamaz!

Buna rağmen burjuvazinin ödülleri; halkın yaşadığı sorunlarından, o sorunların kaynağını ve sorumlularını göstermekten, çözüm yöntemleri göstermekten uzak olanlara verilir. Bu da sınıfsal olarak halkın değerlerinin ve yaşam biçiminin karşısında olanlara verildiği anlamına gelir. Ödül, içerikten ve estetikten önce bütçeye bakar.

Oscar’ı verenler de zaten emperyalizme göbekten bağlı yapımcı, dağıtımcı, stüdyo çevrelerinden oluşur. Hakem oyuncunun ortağıysa maçın sonucu bellidir. Bu nedenle Oscar ödülleriyle sistem, kendi kendini ödüllendiriyor.

EMPERYALİSTLER İÇİN OSCAR’IN İŞLEVİ

Kapitalizmde bir “sektör” iş alanı olarak görülen sinema alanında verilen Oscar ödüllerinde de kimin kazanıp kimin kaybedeceği önceden bellidir. Oscar sadece ABD iç pazarı için değildir, DÜNYA ÇAPINDA halklara karşı ideolojik bir saldırı aracıdır.

Senaryosuna, yönetimine, oyuncularına doğrudan emperyalist tekellerin müdahale ettiği ve finanse ettiği filmler kastedilerek; Oscar ile verilen mesaj şudur:

-İyi sinema budur (Film böyle yapılacak)

-Evrensel değerler bunlardır (Amerikan yaşam tarzı)

-İnsanlık hali böyle anlatılır (Ezilen dünya halkları değil, bireyci yaşamlar, sorunlar, bunalımlar…)

Bu filmlerde;

-Yoksul dünya halklarının acıları sanal ve egzotik (kendi dışında, yapay) gibi gösterilir.

-Direniş romantize edilir. (Filmlerdeki romantik kahramanlar iyi niyetlerinin kurbanı olur ve böylece kurtuluşun direnişle mümkün olmadığı düşüncesi yaratılır).

-Sömürü normalleştirilir. (Tüm film kahramanları aynı biçimde çalışmakta, içmekte, aldatmakta, yiyip içmekte, uyumakta ve ne yaşarsa yaşasın asla sisteme karşı gelmemektedir.)

-Kadercilik ve boyun eğme empoze edilir. (Kim ne yaparsa yapsın, hayat aynı şekilde akıp gider, hiçbir şey değişmez; filmlerin sonunda kendi kurtuluşunu kendisi sağlayan, direnip savaşan örgütlü halklar yoktur.)

Peki Temiz Filmler, Ahlaklı Ödüller Mümkün müdür?

Bu ancak sömürüsüz bir toplumda mümkündür. Çünkü; alt yapı, üst yapıyı belirler. Yani alt yapı olan ekonomide hakim sınıf hangisiyse bir üst yapı kurumu olan sanat da o sınıfın hizmetindedir. Bu düzende kültür ve sanat; burjuvazinin sömürü sistemini uzatmak, Amerikan İmparatorluğunu tesis edebilmek için yapılmaktadır. ,

Bugün Oscar; sinemayı da sanatı da özgürleştiremez; sanatı ancak hizaya sokmaya çabalar. Çünkü Oscar, kirli ve kanlı ilişkilerle vardır.

Kirli ve kanlı ilişki, sadece zarfta para vermek değildir (ki genellikle o da olur). Asıl kir; yapımcı, dağıtımcı, akademi ilişkileri; lobi faaliyetleri; bütçeler; sponsorluklar; prestij ağları; fonlar…

ABD’nin Akademi Ödülü olan Oscar; milyonlarca dolar harcanan, sistematik lobicilik süreçleridir. Hak edilen değil, organize eden kazanır. Bu bireysel ahlaksızlık değil; piyasa mantığının kültüre taşınmasıdır.

Kirli ilişki; gizli rüşvet ve şantaj ile sınırlı değildir. Asıl kirli, açık ve yasal olan şudur:

Birincisi; büyük bütçelerle yürütülen kampanyaların,

İkincisi; emperyalizmin uşağı olmuş akademi ve akademisyenlerin varlığı.

En önemli NOKTA: OSCAR HALK İÇİN DEĞİL, HALKA KARŞI OLANA, HALKI YOZLAŞTIRANA VERİLİR.

‘’OSCAR’LIK FİLM’’ NASIL OLUR?

Çoğu zaman sistemi eleştirir gibi yapar; ama temeline dokunmaz. Acıyı gösterir; ama nedeni soyutlar, bireyi yüceltir; sınıfı aşağılar ya da yok sayar.

Sistemi aklayan filmler Oscar alır. Örneğin Oscarlık filmlerde;

-Yoksulluk vardır; ama sömürü yoktur.

-Savaş vardır; ama emperyalizm yoktur.

-Adaletsizlik vardır; ama ezen sınıf gerçeği ve çelişkileri yoktur.

Buna rağmen kendini meşrulaştırmaya çalışır; çünkü Oscar halklara sanat olarak sunulur, politikadan arındırılmış, bağımsız gibi gösterilir. Oysa siyasi olmayan, bağımsız, tarafsız bir sanat zaten yoktur.

En apolitik gibi gösterilen sanat ise; aslında egemen burjuva siyasete hizmet eder.

Oscar, burjuvazinin kendini gösterme çabasında sabunlu bir vitrindir, arkasında piyasa vardır. DÜNYA PİYASA, SANAT MALDIR.

Bu yüzden Oscar’da belirleyici olan, ödülü kimin kazandığı değil, kazanmanın neye bağlı olduğudur.

BURJUVAZİNİN BİR DİPLOMATI, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULU BAŞKANI, ÇÜRÜMÜŞ VE KOKUŞMUŞLUĞUN ÜRÜNÜ OLAN EPSTEİN’İN FUHUŞ ADALARI İLE OSCAR İLİŞKİSİ

Bakın Kimler Var, Oscar’a Uzanan Bu Kirli ve Kanlı İlişkiler İçinde?

Jeffrey Epstein cinsel istismar ve insan ticareti ağıkurmakla suçlanarak ABD’de tutuklanmış ve kaldığıhapishanede 2019 yılında öldüğü açıklanmıştı.

Miroslav Lajcak ve Epstein’ın 2017-2019 yıllarında epostayoluyla mesajlaştıkları, geçtiğimiz hafta basınayansıdı. ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlananbelgede; 2018 yılında Slovakya’nın Dışişleri Bakanı olan

Miroslav Lajcak’ın da Epstein ile ilişkide olması; kapitalist devletin ahlaksızlığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Lajcak; Slovakya’nın eski Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı ve kısa süre önce Slovakya Başkanı’nın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yapmış bir diplomattır.

BBC’nin haberine göre; Epstein, 2018 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Miroslav Lajcak’a gönderdiği kısa mesajlarda kadın teklifinde bulunmuş.

Slovakya Başbakanı Robert Fico, Jeffrey Epstein ile bağlantılı olan danışmanı, eski Dışişleri Bakanı ve AB’nin Batı Balkanlar Özel Temsiliği görevini de yapan diplomatı Miroslav Lajcak’ın istifasını geçen hafta kabul etmesiyle; bu iddia ve belgelerin doğruluğu pekişmiş oldu.

ABD’deki dava dosyasının çok küçük bir bölümü açıklandı. Bu küçük bölüm bile kapitalizmin nasıl çürümüş ve kokuşmuş bir sistem olduğunu gözler önüne sermeye yetti.

Bu belgelerden biri de Ekim 2018 yılında Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajcak ile Epstein’ın mesajlaşmasıydı. Belgelerde, Epstein ahlaksız partilerinden bir görüntüyü Lajcak’a göndermiş ve Lajcák’ın “Sen beni bu oyunlara davet etsen neden olmasın, (model) kızını alırdım” diye yanıt verdiği görülüyor. Epstein bunun üzerine “Sen hepsini alabilirsin, kız kardeşleri de dahil” tarzı ifadeler kullanmıştır.

Bir diplomatın, pedofili suçundan hüküm giymiş bir sapıkla bu tarz mesajlaşması, kadınlar üzerinde espriler yapması ve Epstein’in dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı Miroslav Lajcak’a kadın teklif etmesi… Bu durum sadece basit bir ahlaksızlık olarak değerlendirilemez!

Güç ilişkilerinin sanatta nasıl prestij sağlamak için kullanıldığının ilk elden kanıtıdır. Lajcak, aynı zamanda Epstein’den, yerli işbirlikçisine Oscar ödülü verilmesi için aracılık etmesini istiyor. Bir film yapımcısının Oscar adaylığı konusunda Epstein’den yardım dilenmesi; Oscar ödülünün kimlere neden verildiğini de net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Ödülleri kimlerin alacağına, Epstein’in; tekelci burjuvaların haz dünyalarında bir ‘an’ olabilsinler diye dünyanın dört bir yanından getirdiği kadın, erkek, çocuk yüzlerce kişiyle kurduğu fuhuşun ve her türlü sapkınlığın yapıldığı adalarda karar veriliyor!

EMPERYALİZMİN KENDİ İKTİDARINI VE HEGEMONYASINI SAĞLAMLAŞTIRMA ARACI OLAN OSCAR ÖDÜLÜ İLE EPSTEİN ARASINDAKİ İLİŞKİ, BURJUVAZİNİN SANATA VE SANATÇIYA BAKIŞINI ORTAYA ÇIKARMIŞTIR: SİNEMA FUHUŞTUR

Slovakya’dan Epstein’a yapılan talep, bireysel bir ‘hediye’ ya da ‘jest’ değil; burjuva sanatının kokuşmuşluğa, fuhuşa dayandığının kanıtıdır.

Ödülü kimin alacağına Epstein partilerinde karar verilmesi ne demektir?

“Sinema fuhuştur, Oscar fuhuştur. Sanat, fuhuşla mümkündür!”

Burjuvazinin sanatı, bu ilişkilerle tüm sanatçıları fahişe olmak zorunda bırakmaktadır. Başka bir şekilde bu ödüllere ulaşmanın mümkün olmadığını göstermektedir.

Çünkü sinema salonları, konser salonları, tiyatro salonları, bilet satışları; hep tekellerin yani Epstein’in müşterilerinin elindedir. Burjuvazi, bu düzende başka türlü sanat yapmayı imkânsız hale getirmiştir.

Oscar, bu kokuşmuşluğun doruğudur. Ödülü kimin alacağına, fuhuş ve sapkınlıklar ortasında karar verilir.

Burada kastettiğimiz kişilerden ibaret ahlaksızlıklar değil, ekonomik ve politik işleyiştir.

Epstein dosyalarının yayınlaması sadece Slovakya’yı değil, dünya “siyasetini’ de etkiledi. Türkiye’nin de adının geçtiği belgelerde; ABD Başkanı Donald Trump’tan İngiltere’den eski prens Andrew’e, Norveç Kraliçesinden Noam Chomsky’e, ABD ve Avrupa’dan “iş adamı” diye tanıtılan tekeller ve burjuva siyasetçilerinden sahte solcu Mamdani’nin “sanatçı” annesine kadar hepsi; bu fuhuşun, sapkınlığın ve yozluğun içindedir.

Evet, aklınıza kim gelirse Epstein belgelerinde ve yazışmalarında var…

DEVRİMCİLER HARİÇ, GRUP YORUM HARİÇ!

ÇÜNKÜ DÜNYADA KİRLETİLEMEYEN TEK YER DEVRİM VE DEVRİMCİLİKTİR.

Grup Yorum; dünya halklarının tarihsel ve siyasal haklılığını, Anadolu halklarının mücadelesini, direnenleri ve direnişleri anlatıyor.

Halkın örgütlü sanatçısı Grup Yorum’u tekeller değil, HALK FİNANSE EDİYOR, KONSERLERİNE YOKSUL HALK KATILIYOR, ALBÜMLERİNİ YOKSUL HALKIMIZ ALIYOR VE DAĞITIMINI YİNE ONLAR YAPIYOR.

Grup Yorum, burjuvazinin sanatının ve bu sanatın kokuşmuşluğunun çok uzağındadır.

Bugün kültür ve sanatta gelinen kokuşmuşluk; bireysel başarısızlık ve ahlaksızlıktan öte, sınıfsal olarak burjuvaziye yani emperyalizme bağımlılığından kaynaklanmaktadır.

BURJUVAZİNİN, ONUN YÖNETİM BİÇİMİ OLAN FAŞİZMİN SANATI OLMAZ!

SANAT VE SANATÇI İLERİCİDİR!

EMPERYALİSTLER VE İŞBİRLİKÇİLERİ SANAT YAPAMAZ, SANATÇI YETİŞTİREMEZ!

SANATI ANCAK HALK ÇOCUKLARI YAPAR, DEVRİMCİLER YAPAR!

Burjuvazi kimdir?

Kapitalizmin ezen sınıfıdır, gericidir, halk düşmanıdır.

Dünya halkları emperyalizmi nasıl tanır?

İşgalci, katil, hırsız, soyguncu, yağmacı, sapık…

Emperyalizm için sanat da bir metadır yani alınıp satılan bir maldır dedik. Devrimciler için sanat; gerçeğin estetize edilmiş halidir. Halka siyasi gerçekleri estetik bir biçimde açıklarken halkın bilincini ve beğenilerini yükseltmeyi amaçlar. Lenin sinemayı “bizim için sanatlar içinde en önemlisi” diye tanımlanmıştır.

Emperyalizmin Hollywood’u ise; sermayenin bir avuç tekelin elinde yoğunlaştığı bir düzene hizmet eden, yüksek riskli, büyük dağıtım ağlarına bağlı bir sektördür. Bu durumda; Film=meta, ödül=pazarlama aracıdır.

Meta dünyasında ödül; halka yararlılığı, kaliteyi değil dolaşımı kutsamaktadır.

Oscar ödülleriyle en “iyi” olan değil, pazarlamaya ve emperyalist çıkarlara en uygun olanlar parlatılır. Sömürüye, tekellere, faşizme yani burjuvaziye en iyi hizmet eden ödüllendirilir.

Bu yüzden sömürgen burjuvazi tarafından Grup Yorum’a verilen tek ödül; vur emriyle aranırken başlarına konulan para ödülleridir! Başka türlüsü mümkün de değildir!

EMPERYALİZM VE KÜLTÜREL HEGEMONYA

Emperyalizm; sadece vatanları değil, yürekleri, bilinçleri, duyguları, beyinleri ve bilinçleri de işgal eder.

Oscar, emperyalizmin bu amacına hizmet eder. Halkların hangi konuda nasıl düşünmesi gerektiğini, neye sevinip neye üzülmesi gerektiğini, neye nasıl tepki vermesi gerektiğini belirler. Dahası neye ve kime isyan edeceğini, neyi tehlikeli bulacağını ve neyi beğeneceğini de belirliyor.

Bu yüzden; emperyalist çıkarlara hizmet etmeyen filmler ya hiçbir yerde gösterilmez ya da doğrudan baskıyla, sansürle yok edilmek istenir. Grup Yorum’a uygulanan baskının, sansürün, 21 tutsak emekçisinin kuyuların dibine gömülmek istenmesinin nedeni tam olarak budur!

Emperyalizm silahla girer, Oscar’la kalıcı olur. Tankla giremediği yere, senaryo ile müzikle girer. Sanat özgür değildir; özgürlük mücadeleyle kazanılır. Oscar kirlidir; çünkü kan emici asalak burjuva sistemin ödülüdür.

ÖDÜL DİYE BİR ŞEY NEDEN VARDIR?

İlk soru şudur: Sanat neden ödüllendirilir?

Piyasa içindeki sanat için ödül; estetik ölçüm aracı değildir, değer sabitleme aracıdır. Ödül vererek “bu sanat PİYASADA dolaşıma sokulacak” demek istemektedir. Oscar tam olarak budur; PİYASA… KAPİTALİZM… EMPERYALİZM…

Hangi filmin dünya piyasasına sokulacağına, SERMAYE KARAR VERİR. SÖMÜRÜ İÇİN, HALKI UYUTMAK İÇİN OSCARLIK FİLM KAÇ PARA EDER, KAÇ DOLAR EDER ÖNEMLİ DEĞİLDİR. Çünkü o, kaz gelecek yerden tavuk esirgemez, Oscar’ın sermayesi de harcaması da emperyalistlere aittir.

Oscar için milyonlarca dolar harcanır, özel gösterimler, lobi şirketleri, akademi üyeleriyle birebir temaslar yürütülür.

Bu ne demektir? Ödül, estetikten önce bütçeye bakar. Oscar’ı verenler; çoğunlukla sektöre göbekten bağlı, yapımcı, dağıtımcı, stüdyo çevresidir. Üniversite ve akademisyenler fuhuşu felsefi bir sosa batırır, üniversite çevreleri böylece “ideolojik olmayan bilimselliğin” temsilcisi olarak gösterilir. Öyle ya üniversiteler bağımsız ve ideolojisiz olmalıdır. Sınıfının ideolojisiyle sanat ve bilim yapan halk çocukları ise TERÖRİST sayılır.

Nobeller, Grammyler, Oscarlar, Eurovisionlar, Bestsellerlar… İşte tüm bunlarda ancak halkın haklı ve meşru mücadelesine TERÖRİST diye saldıranlar yer bulabilir.

Bilimsel olmanın ölçüsü, para ile satın alınmış akademisyenler, doçentler ve Noam Chomsky GİBİ PROFESÖRLERDİR.

Oscar’ın “politikliği” tam burada görünür. Ödül kazanan hikâyeler genellikle; bireysel trajediler, kişisel kurtuluşlar, sistem dışı kötüler (deli, cani, psikopat), soyut adaletsizliklerdir.

Kaybeden hikâyeler; sınıf mücadelesi, emperyalizm eleştirisi, sermaye ilişkilerinin teşhiri, kolektif direnişi, tarihsel ve bilimsel gerçekleri konu alanlardır. Oscar acıyı sever, nedeni sevmez. Çünkü neden gösterilirse sistem sorgulanır, seyirci rahat etmez, meta zarar görür.

Oscar, Epstein, lobi, emperyalizm ve akademisyenler işte bu nedenle buluşabiliyor.

Mesele tek tek isimler değil. Önemli olan kültür alanının, siyaset, finans ve sömürgen asalak burjuvaziyle iç içe geçmiş olmasıdır. Oscar’ın masum bir jüri kararıyla bağımsız bir şekilde değil, Epstein’ın sapık partilerinde belirlenmesinin nedeni bu kapitalist düzenin yapısal sonucudur.

Kültür emperyalizmin en sessiz ordusudur.

Sanat özgür değilse ödül zincirdir ve devrimci sanatçılar; bu zincirlerle emperyalizme bağlanmayı kesin bir biçimde reddeder.

Oscar’ın istediği seyirci; empati kurup evine dönen seyircidir.

Devrimci sanatın istediği seyirci; soru soran, harekete geçen insandır. Halkın sanatçıları sınıfı gizlemez, sömürüyü soyutlamaz, seyirciyi rahatlatmayı değil; yaşadığı adaletsizliklerin nedenlerini ve sorumlularını gösterir, taraf olmayı örgütler.

Bu nedenle burjuvazinin sanatı ile halkın sanatı UZLAŞMAZDIR!

Grup Yorum burada kilit örnektir. Grup Yorum sponsorlarla çalışmaz, piyasacılığı reddeder, emperyalizmin ve faşizmin güdümüne girmez. Çünkü Grup Yorum; sadece bir müzik grubu değil;

– halkın kolektif hafızası yani TARİH BİLİNCİ

– halkın kahramanlıklarını destanlaştıran yani SINIF BİLİNCİ kazandırandır.

Emperyalizmin ve faşizmin gerçek yüzünü halka gösterir. Halkın, sömürü düzenini ve katliamlarını “kader” diye kabullenmesinin önüne geçer, her konseri bir miting alanı gibidir. Milyonlarla omuz omuza halay çeken halk, ne kadar çok ve güçlüyüz duygusu yaşar, haksızlığa isyan ve geleceğe umutla dolar.

Grup Yorum, işte bu yüzden yasaklıdır. Ama tüm baskılara, yasaklara rağmen, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek bedenlerini enstrüman yaparak burjuvaziye karşı halkın sanatını savundu.

21 tutsak emekçisi olmasına rağmen halkın dilini kullanmaya, halkın acılarını ve isyanını dile getirmeye, tarih ve sınıf bilinci kazandırmak için üretmeye ve direnmeye devam ediyor.

Bu yüzden Oscar alanlar sadece vitrinlerde, halkın örgütlü sanatçıları Grup Yorum emekçileri ise halkın içindedir.

Oscarlık düzen sanatçıları izleyenlere “Ne hissettin?” diye sorar, Grup Yorum ise “Öğrendiğin gerçeklerle harekete geçmelisin” bilinci uyandırır. Örgütlenmenin propagandasını yapar.

Oscar; acıyı evcilleştirir, isyanı romantize eder, öfkeyi estetize eder.

Grup Yorum; acıyı politikleştirir, öfkeyi kolektifleştirir, umudu örgütler.

Emperyalizm gözyaşı ister, devrimci sanatçılar bilinç ister.

Grup Yorum; yasaklanır, kriminalize edilir, susturulmak istenir. Ödül, korunmanın adıdır. Yasak, korkunun adıdır.

GRUP YORUM ŞARKILARI NEDEN YASAKLANIR?

Grup Yorum sömürü düzenini sadece teşhir etmez; aynı zamanda alternatifini de gösterir.

Halk düşmanlarını ve suçlarını gösterir; böylece suçu bireysel olmaktan çıkarıp sınıfsal niteliğini açığa vurur. Bu noktada sanat artık “kültür” değil, politik eylem halini alır.

Sanat tarafsız olamaz, burjuva düzenin kutsalı “tarafsızlık”tır; ama bu sahte bir kutsallıktır. Gerçekte tarafsızlık, güçlüden yana olmaktır. Devrimci sanatçı; işçiden yanadır, ezilenden yanadır, sömürülenin sesidir,

Grup Yorum’un safı, halkın safıdır.

Devrimci kültür SÜREKLİ yeniden üretilir; çünkü halk susturulamaz, halkın sanatı bitirilemez.

Burjuva sanat unutulur, yasaklanan sanat miras olur.

Burjuva düzen için tehlike şurada başlar; şarkı sadece “hissettirmiyor” öğretiyor, taraf olmaya zorluyor, örgütlü hafızayı kuruyor. Grup Yorum’un farkı tam da buradadır. Bu şarkılar sadece dinlenmez, yeniden yeniden hatırlanır, yol gösterir.

Örneğin ‘’ÇAV BELLA’’ / ENTERNASYONAL GELENEĞİN ANADOLU HALKLARINA TAŞINMASIDIR.

Enternasyonal sınıf mirasını, yerel dile ve deneyime çevirmenin somut karşılığıdır. Bu tür eserlerde; bireysel kahramanlık değil, tarihsel süreklilik, mücadele azmi, sınıf bilinci vardır. Bu tür şarkılar, “yalnız değilsin” gücünü taşır. İşte halkın en büyük gücü olan örgütlülüğü, burjuva iktidarlar için en büyük tehlikelidir.

‘’BİR KEZ ÖLÜR İNSAN’’ ÖLÜMÜ YÜCELTME DEĞİL KORKUYU YIKIP GEÇMEKTİR, ÖLÜMSÜZLÜKTÜR! GRUP YORUM, ÖLÜMÜ YÜCELTMEZ; AMA KORKUYU YIKAR.

Burjuva ideolojisi ise ölümü bireysel trajediye indirger, korkuyu yönetim aracı yapar. Grup Yorum şarkılarında ise ölüm yüceltilmez, burjuvaziden duyulan korku anlamsızlaştırılır.

Mesaj şudur; “Yaşamak sadece nefes almak değildir. Boyun eğerek yaşamak, yaşam değildir. Aslolan onurluca, hak ettiğimiz gibi sömürülmeden adil bir yaşam sürmektir.”

Devletin şarkılarımıza tahammülsüzlüğü buradan gelir. Devrimci sanata, faşizmin teslim alma yöntemi olan korkuyu yerle bir eder; aksine burjuvazinin korkusu olur.

GRUP YORUM HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ DER “HAKLARIMIZ VAR” TALEBİ MEŞRULAŞTIRMA

Bu tür şarkıların yaptığı şey çok nettir; “Lütuf” dilini reddeder, “hak ve adalet” dilini kurar.

Bu çok kritik bir farktır. Burjuva düzen şunu ister; yardıma minnet, sadakaya şükür.

Grup Yorum şunu söyler; “Bu bizim hakkımız.” Hak ve özgürlük mücadelesi veren halklar diz çökmez. Bu yüzden bu şarkılar; grevlerde, direnişlerde, yürüyüşlerde halkın bilincinde, yüreğinde, hafızasındadır.

Çünkü mücadele bir an değildir, kuşaklar boyunca süren bir sınıflar savaşıdır. Beş bin yıllık sınıflar savaşından aldığı güçle, halka güç ve bilinç aşılar Grup Yorum. Çünkü yenilgi duygusunu kırar, ‘bitti’ algısını dağıtır. Bugün susanlar değil, özgür yarınlar için direnenler kazanır. Şarkılarda umut soyut bir duygu değil, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmayı tarihsel görev olarak gösterir.

Grup Yorum; sınıf mücadelesini kültürel kimliklerden koparmaz. Sadece folklorik bir süs olarak değil; politik içerikle tüm ezilen halkların mücadelesini konu alır. Bu, emperyalist kültürün “apolitikleştirme, milliyetçilikle bölme” saldırısını etkisizleştirir, halkları birleştirir.

Burjuvazi, ahlaksız düzeninin, her türlü çürümüşlüğün propagandasını yapar; halk için siyasi gerçeklerin ve kurtuluşun propagandasını yapanları ise TERÖRİST ilan eder. Grup Yorum en büyük teröristtir; çünkü onlar ideolojisini, amaçlarını, siyasi kimliklerini açıkça söyler ve savunurlar.

Dinleyicileri Grup Yorum’un şarkılarında kendini bulur, sınıf bilincini kazanır, ortak bir ruh ve coşku yaşadığı bilinçli bir kitle haline gelir. Grup Yorum şarkıları; halkla tepeden konuşmaz, akıl vermez, vaaz etmez. Çünkü şarkıları sadece estetik değil, politiktir. Politiktir çünkü sınıfı gizlemez. Politiktir çünkü korkuyu kırar. Politiktir çünkü insanı yalnız bırakmaz. Bu yüzden ödül almazlar, bu yüzden hafızada kalırlar. Grup Yorum şarkıları dilden dile, kuşaktan kuşağa söylenmeye devam ediyor. Söylenen şey, susturulamaz.

GRUP YORUM GEÇMİŞ, BUGÜN, GELECEKTİR GRUP YORUM HALKTIR!

Grup Yorum şarkılarının en belirgin özelliği; tarihsel süreklilik kurması, tarih bilincine sahip olmasıdır. Geçmiş direnişleri hatırlatır, bugünü anlamlandırır, geleceği görev olarak kurar. Zamanı birleştiren şarkı, halkın yenilgisinin geçici olduğunu anlatır. Faşizm yenilgi sever; çünkü yenilgi, umutsuzluk üretir, bireyselleştirir. Grup Yorum şarkıları ise “yenildik” yerine “buradayız, devam ediyoruz, HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ” der.

Grup Yorum’un dili, üstencilik değil, mücadeleye davet dilidir. Kimseye “şunu yap” demez; ama özdeşlik kurar, ortaklık hissi üretir, “biz” duygusu yaratır, halkın kolektif bir güç olduğunu farkına varmasını sağlar.

HALKIN SANATÇISI GRUP YORUM, HİÇBİR ÖDÜLLE, HİÇBİR SAHTE VAATLE TESLİM ALINAMAZ!

Grup Yorum satın alınamaz, ehlileştirilemez, burjuva kültürüne dönüştürülemez.

Dönüştürülemeyen şey bastırılmak istenir. Ama burada tarihsel bir yasa devreye girer. Bastırılan kültür kaybolmaz, yeraltına iner. Yeraltı ise uzun ömürlüdür.

Grup Yorum’un tehlikesi ne melodide ne sözde ne de sestedir. Tehlike bu şarkıların insanlara “yalnız değilsin” demesindedir. Yalnız olmadığını bilen insan, korkmaz. Korkmayan insan, karşı koyar, birleşir, örgütlenir, bilinçlenir ve burjuvazi tarafından kolay yöneltilemez.

DEVRİMCİ SANATIN ÖLÇÜSÜ ÖDÜL DEĞİL, HALKIN SAHİPLENMESİ VE DUYDUĞU GÜVENDİR!

Ödül, düzenin kefaletidir. Devrimci sanat kefil istemez. Oscar vitrin, Grup Yorum meydandır. Oscar kirlidir; çünkü burjuvazinin ödülüdür. Grup Yorum ödülsüzdür; çünkü halkın sanatçısıdır. Biri düzeni parlatır, diğeri düzeni teşhir eder. Tarih, hangisini hatırlayacağını çoktan seçmiştir. Tarihi direnenler yazar, tarih ise direnenleri.

Grup Yorum’un başarı ölçüsü ve ödülü PLAZALAR DEĞİL, YOKSUL MAHALLELERDİR. Halkın belleğine giren sanat tarihe kalır. Grup Yorum için, en büyük ödül halkın bilincinde ve yüreğinde edindiği yerdir. Halkın sanatçıları için ödül, aldığı maddi karşılıklar değil; halkın hayatına kattıkları, yararlılıklarıdır. Halkın örgütlü sanatçıları için tek ödül budur.

HALKIN ÖRGÜTLÜ SANATÇILARI ONURUMUZDUR!

GRUP YORUM GELENEKTİR, GELENEK SÜRÜYOR…

GRUP YORUM HALKTIR, SUSTURULAMAZ!

Halk Okulu, Sayı: 327

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar