SKANDAL VEYA İFŞA DEĞİL;
EMPERYALİZM, ÇÜRÜYEN KAPİTALİZM KONUŞUYOR:
EMPERYALİZMİN LAĞIMI EPSTEİN’LE PATLADI!
Dünya günlerdir Epstein belgeleriyle ortaya çıkan uluslararası istismar ağını konuşuyor. Bu istismar ağı içerisinde çeşitli ülkelerin başbakanlarına, cumhurbaşkanlarına, Hollywood yıldızlarına ve İsrail’i boykot etmeye gerek yok diyen Noam Chomsky’e kadar birçok isim ve kişi bulunuyor.
Patlayan bu lağımda ismi geçen kişilerden bazılarını saymak gerekirse; Elon Musk, Bill Gates, Donald Trump, Slovakya eski Dışişleri Bakanı Miroslav Lajcak, ABD eski Hazine Bakanı Larry Summers, İngiltere Prensi Andrew Mountbatten Windsor, Google kurucularından Sergey Brin, Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, ABD Ticaret Bakanlığı Sekreteri Howard Lutnick, Yönetmen Woody Allen, Eski İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar, ABD’li medya patronu Steve Bannon, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD Eski Başkanı Bill Clinton, David Copperfield, Fizikçi Stephen Hawking… Yine iş, sanat, sinema ve tıp dünyasından birçok kişi… Sayılan bu isimler meselenin çapının anlaşılması noktasında önemlidir. Dünya siyaseti, bilim ve sanat; bir avuç insanın tercihleriyle şekillendirilmektedir. Örneğin bir yönetmen, filminin Oscar’a katılması ve yarışmada avantaj elde etmesi için dahi Epstein’e mail atabilmektedir.
Bugüne kadar Epstein dosyasında 3 milyon yeni belge yayınlandı, otuz bin dosya, milyonlarca sayfa evrak paylaşıldı. Emperyalizmin lağımı, yaşadıkları iç çelişkilerin etkisiyle patladı.
Kimse ortaya çıkan bu pisliğin yalnızca bir avuç zenginin ahlaksızlığı olduğunu düşünmemelidir. Sorunun kaynağı ahlaksızlık değil kapitalizmdir. Çünkü bu çağ; asalaklığın, üretimden kopuşun, sömürünün çağıdır. Üretmeyen sınıf tüketir, sınır tanımaz, en sonunda kendini de tüketir.
Burjuvazi bilimden sanata, siyasetten sinemaya çürümüştür. Bir dönemin aydınlanmacılık bayrağını yükseklerde taşıyan, temeli çöken feodalizme vuran burjuvazi, bugün gericiliğin, yozluğun taşıyıcılığını yapmaktadır.
Kapitalizmin ilk evresinde egemen sınıf:
-Fabrika kurar.
-Üretimi örgütler.
-Emeğe bağımlıdır.
Ancak emperyalizm aşamasında:
-Üretim ikinci plana düşer.
-Sömürü, faiz, spekülasyon belirleyici olur.
-Paradan para üretilir.
Toprakla bağı kopan sınıf, gerçeklikle bağını da koparır.
Bu yüzden emperyalizm çağı:
-Alın terinin değil
-mirasın,
-finansal manevranın,
-ayrıcalığın çağıdır.
PEKİ BU LAĞIM NEDEN EN TEPEDEKİ İNSANLAR ARASINDA PATLADI?
Çünkü bu insanlar;
-güç merkezindedirler,
-denetim dışıdırlar,
-dokunulmazdırlar.
Bu bir “ahlaksız insanlar topluluğu” değil, ahlakı işlevsiz kılan bir iktidar biçimine sahip insanlar topluluğudur.
Asalak sınıflar insanı da kendini de tüketir. Bu nedenle bu tür olaylar “istisna” değil, SINIFSALDIR.
Ateşi suçlayamazsınız; çünkü duman onun dilidir.
Bu insanlar sadece “ahlaksız” değildir, onlar ahlaka ihtiyaç duymayan bir konumdadırlar.
Çünkü:
-Ahlak, yaptırım yoksa işlemez. Vicdan ise toplumsal bağ varsa vardır.
Emperyalist üst sınıf;
-Toplumdan ve üretimden kopuktur.
-Sonuçlardan yalıtılmıştır.
-Bedel ödemez.
Ve bedel ödemeyen güç, ahlak üretmez. Buna bağlı olarak sınırsızlık duygusu ortaya çıkar. Bu yalnızca bireysel kibir değil, SINIFSAL bilinç bozulmasıdır. Sistem, “her şeyi satın alabilirim, her şeye ulaşabilirim” yanılsamasını üretir. İşte bu Epstein olayında ortaya çıkan olgunun nesnel zeminidir.
Bu insanların ortak yönleri sadece ahlaksızlık değil… Güç… SINIF…
Marksist-Leninist perspektif burada nettir:
-Sorun yalnızca bireyleri cezalandırarak çözülmez. Kapitalizmin kirleri de skandallarla temizlenmez.
-İfşayla arınmaz.
SORUN SAKSIDA DEĞİL, TOPRAKTADIR.
Kişilerde değil, alt yapıdadır.
Çünkü çürük düzen, çürük davranışı yeniden üretir.
Gerçek çözüm:
-İktidarın merkezileşmesini kırmak.
-Mülkiyet ilişkilerini dönüştürmek.
-İnsanı meta olmaktan çıkarmaktır.
Emperyalizm ahlaksız olduğu için yıkılmayacak, CIA kötü olduğu için yenilmeyecek, ABD şeytan olduğu için çökmeyecektir.
Ama:
-Üretim ilişkileri tıkandığı için,
-mali oligarşi asalaklaştığı için,
-Dünya halklarını boğduğu için tarihsel olarak aşılmak zorundadır.
Ve er ya da geç aşılacaktır. Bu pisliği devrim temizleyecektir.
“Zengin olmak üretime değil, başkalarının zaten mevcut olan servetini cebe indirmeye dayalıydı. Burjuva yasalarıyla her an çatışan sağlıksız ve ahlaksız arzuların sınırsız bir şekilde öne çıkması, özellikle burjuva toplumunun tepesinde kendini gösteriyordu. Kumardan gelen servetin doğal olarak aradığı doyumlar, zevklerin ahlaksız hale geldiği; para, kir ve kanın bir arada aktığı yerde… Finans aristokrasisi, servet edinme biçimi ve zevkleri itibarıyla, burjuva toplumunun zirvesinde yeniden doğmuş ‘lümpen proletaryadan’ başka bir şey değildir.” (Marks, Fransa’da Sınıf Mücadeleleri)
“Onlar yoksul eti yerler
İçtikleri kandır”
Yedikleri et, içtikleri kan bizimdir.
Halkın çocuklarının kanını, canını paylaşıyorlar aralarında, halkın geleceğini sömürüyorlar.
Epstein mağduru bir kadının anlattığına göre; Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Asya gibi birçok ülke ve bölgeden dil bilmeyen ve reşit olmayan kız çocukları Epstein’in adasına getirilmiş ve istismar edilmiştir. Emperyalizm ve sömürgecilik; tarih boyunca Afrika’da, Asya’da ekonomik sömürünün yanı sıra çocukları, kadınları köleleştirerek istismar etmiştir. Fettah Tamince’nin Antalya’daki Rixos Otel’inin de Epstein’le bağlantıları ortaya çıktı. Bizim bilmediğimiz başka nasıl bağlar var sorusu halen cevaplanabilmiş değildir. Örneğin;
Murat Oğraş’ın oğlu Burak Oğraş’ın Antalya Rixos Otel’inde tanık olduğu bir olay yüzünden katledilmiş olabileceği düşünülmektedir.
“Kapital iktidarda kaldıkça; değil yalnız toprak, değil yalnız insan emeği, değil yalnız insan kişiliği, değil yalnız vicdan, değil yalnız aşk, değil yalnız bilim, her şey ama her şey kaçınılmaz olarak alınıp satılacaktır.” diyor Karl Marks.
Öte yandan unutulmamalıdır ki Epstein belgeleri; sadece yozlaşmanın değil, aynı zamanda bir İSTİHBARAT OPERASYONUNUN DA BELGELERİDİR.
Gözden kaçmasın; Epstein belgelerinde yalnızca istismara dair değil, siyasete dair de birçok bilgi bulunmaktadır. Emperyalist hükümetler, milyarderler, kraliyet ailesi, CEO’lar, Oscar ödülleri, Gazze’nin işgali, Suriye’de Esad’ın düşmesi, Kaddafi’nin linç edilmesi, darbeler, operasyonlar, kontra faaliyetler…
Örneğin Epstein tüm bu yozlaşma deryasının içerisinde Fidel Castro’nun ölümünü “fırsat” olarak değerlendiriyor. Esad’ın devrilmesi için uğraşıyor.
DÜNYA HALKLARINA ÇAĞRIMIZDIR:
DÜNYAYI İŞTE BU NAMUSSUZLAR YÖNETİYOR.
DÜNYA NÜFUSUNUN BİNDE BİRİ… DÜNYA HALKLARININ ÇOCUKLARINI İSTİSMAR ETMEYİ, KATLETMEYİ, İŞKENCE ETMEYİ KENDİNDE HAK GÖRÜYOR.
HAYATLARINIZ, GELECEĞİNİZ, ÇOCUKLARINIZ HAKKINDA BUNLAR KARAR ALIYOR!
DÜNYAYI BİR GENELEVE, İNSANLARI FAHİŞEYE ÇEVİRMELERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ!
Bugün antiemperyalist halk hareketlerinin öneminin çok büyük olduğu tarihsel süreçlerden geçiyoruz.
Dünya barbarlığa sürüklenmek ve sosyalizme sıçramak arasında tercih yapmak zorundadır.
Dünya halklarına, Anadolu halkının çocuklarına çağrımızdır; dünyayı bir kez de Türkiye’den sarsalım, emperyalizmin pedofili imparatorluğunu başlarına yıkalım!
Halk kendini yeniden üretecek, yeniden yaratacak bir büyük güç.
Eğer çocuklarımız rahat uyuyamıyorsa, eğer biz rahat uyuyamıyorsak onlar da rahat uyuyamayacaklar.
Halkımız! Yaratılan yozlaşma deryasında pusulamız örgütlü mücadelemizdir!
Sonuna, sonsuza, sonuncumuza kadar direnme ve savaşma kararlılığımızdır! Pusulamızı kaybetmeyelim!
Kirli ellerin çocuklara dokunmak için kaldırıldığı emperyalizm çağında o elleri kıracak olan CEPHE’dir, devrimcilerdir. Dünya halklarının emperyalizme ve faşizme karşı direnmekten, savaşmaktan başka yolu yoktur.
KIZILDERE’DEN ÇİFTEHAVUZLARA EMPERYALİZME KARŞI DİRENDİK, SAVAŞTIK! SİLAHIMIZI ZULMÜN YÜZÜNE ÇEVİRDİK!
HALK DÜŞMANLARINA, PEDOFİLİ İMPARATORLUĞUNUN UŞAKLARINA TESLİM OLMADIK!
BİR KEZ DAHA İLAN EDİYORUZ;
ANADOLU HALKLARI, ANADOLU HALKLARININ EVLATLARI SAHİPSİZ DEĞİLDİR!
VE KATLEDİLEN, YAKILAN, İSTİSMAR EDİLEN HALK ÇOCUKLARININ AHI KADAR BÜYÜK OLAN ADALETİMİZİN BİLİNCİYLE HAYKIRIYORUZ;
TEK YOL DEVRİM!
KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
