Münih Güvenlik Zirvesi Toplandı: SDG Komutanı Mazlum Abdi ve HTŞ’nin Dışişleri Bakanı Şeybani de Masadaydı!

Emperyalist Tekellerin Münih Güvenlik Zirvesi Toplandı

SDG KOMUTANI MAZLUM ABDİ VE HTŞ’NİN DIŞİŞLERİ BAKANI ŞEYBANİ DE MASADAYDI

TOM BARRACK: “BİR FOTOĞRAF BİN KELİMEYE BEDELDİR, YENİ BİR BAŞLANGIÇ”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları:

“Münih’teki bu fotoğrafın Türkiye’de de verilmesini istiyoruz”

Sebahat Tuncel:

“Kürtlerin emperyalistlerle ittifakı taktiktir…”

EMPERYALİSTLERİN GÜVENLİK ZİRVESİNDEN KÜRT HALKINA, SURİYE HALKINA GÜVENLİK ÇIKMAZ

Almanya’nın Münih şehrinde 13-15 Şubat tarihleri arasında 62. Münih Güvenlik Konferansı yapıldı. Konferansa 60 ülkeden hükümet ve devlet başkanı, 120 ülkeden de temsilci katıldı.

Bu yıl KNDS, Hensold, Diehl, Rheinmetall ve MBDA gibi silah tekellerinin sponsor olduğu Münih Güvenlik Konferansı ilk olarak 1963 yılında yapıldı.

Münih Güvenlik Konferansı’nın en önemli özelliklerinden birisi silah tekellerinin yöneticileriyle silahları satın alan ülkeleri bir araya getirmek. Bir nevi silah tekellerinin silah pazarlama arenası.

Bu yıl yapılan Münih Konferansı’na emperyalistlerin içinde bulunduğu kriz de açıkça yansıdı.

13 Şubat’ta konferansın açılış konuşmasını yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa’ya birlik olma çağrısında bulunurken ABD’nin dünya liderliğinin tartışmalı olduğunu ve artık eski gücünün bulunmadığını açık olarak ifade etti. Bu nedenle Avrupa olmadan ABD’nin hareket alanının dar olacağını dile getirdi.

Aynı günün akşam saatlerinde konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da aynı yönde bir konuşma yaparak Avrupa’nın dünya çapında yeniden güç olması gerektiğini söyledi.

“Bir Fotoğraf Bin Kelimeye Bedeldir”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Almanya Başbakanı Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Macon’a yukarıdaki fotoğrafı sosyal medya adreslerinden paylaşarak altına düştüğü şu notla cevap verdi: “Bir fotoğraf bin kelimeye bedeldir, yeni bir başlangıç.”

Ne Var Fotoğrafta?

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve bürokratlarının yanında SDG Komutanı Mazlum Abdi ile Yürütme Kurulu Eş Başkanı İlham Ahmed ve HTŞ’nin Suriye Dışişleri Bakanı Esad Haşan Şeybani aynı masanın başında oturuyor.

Ne Söylüyor Bu Fotoğraf?

ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG Komutanı Mazlum Abdi ve HTŞ’nin Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’yi Münih’te aynı masaya oturtarak Orta Doğu’nun, Suriye’nin sahibi benim diyor. Ben ne dersem o olur diyor.

Emperyalizmin Güvenlik Zirvelerinde Kürt Halkının Kurtuluşu Yoktur, Kürt Halkının Kaderinin Emperyalist Çıkarlara Kurban Edilmesi Vardır

SDG Komutanı Mazlum Abdi ve HTŞ’nin Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin Münih’te ABD tarafından bir masa başında oturtulması Kürt milliyetçileri tarafından “diplomatik başarı” olarak değerlendirildi.

Öncelikle şunu belirtelim; Münih Güvenlik Konferansı 1963’ten beri NATO, AB ve ABD ile yakın ilişki içindeki devletlerin sosyalist ülkeler ve dünya halklarına karşı saldırı politikalarının stratejik temelde tartışıldığı her yıl yapılan bir zirvedir. Bu konferansta hiçbir zaman halkların lehine kararlar alınmamış, halkların sorunları tartışılmamıştır. Tam tersine ülkelerin işgali, halkların katledilmesi kararları alınmıştır. Silah tekellerinin kârları için hangi ülkelerde savaşlar çıkartılacağı, hangi ülkelerin işgal edileceği tartışılmıştır. 62.’si yapılan Münih Konferansı’nda da değişen bir şey olmamıştır.

Masada İran’ın yıkılıp parçalanması, dize getirilmesi vardır. Bu gizli saklı da yapılmamıştır. Açıktan İran’ın parçalanması tartışılmış, başta ABD olmak üzere emperyalistlerin çıkarları konuşulmuştur. Münih Güvenlik Konferansı değil, ABD’ye teslim olmayan, boyun eğmeyen ülkeler saldırı konferansıdır. Konferansa İran’ın meşru yöneticileri değil, işbirlikçi Şah’ın torunu çağrılmış; İran parçalanıp yıkıldıktan sonra yerine getirilecek işbirlikçileri yönetime hazırlanmaktadır. Nitekim konferans sürerken bir taraftan emperyalistler İran’a karşı miting yaptılar.

Yukarıdaki fotoğrafa gelince; ne Kürt halkı için ne de Suriye halkları için hiçbir kazanç yoktur. O fotoğrafta Kürt halkının, Suriye halklarının ABD’nin, İsrail’in, AB emperyalistlerinin çıkarları için kullanılması vardır. Münih Konferansı’ndaki binlerce kelimenin anlatamayacağı o fotoğraf, Kürt, Arap, Türkmen, Çerkez, Ermeni… bütün olarak Suriye halklarının ABD hegemonyası için nasıl kullanıldığının fotoğrafıdır. Nasıl köleleştirildiğinin, nasıl işbirlikçileştirildiğinin resmidir.

O fotoğraf, İran’ın parçalanması ve İran halklarına boyun eğdirmek için kimlerin kullanılacağının resmidir. O resimde ne Kürt, ne Arap Suriye halklarının lehine bir başarı yoktur. Arap ve Kürt Suriye halkının işbirlikçileştirilmesi vardır. Emperyalist ve işbirlikçi tekellerin çıkarlarına kurban edilmesi vardır.

O fotoğrafa özenip aynı resmin Türkiye’de de verilmesini isteyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları büyük bir yanılgı içinde değil ise emperyalizmin ve Türkiye faşizminin işbirlikçiliğini yapmaktadır. İran’ın yıkılıp yağmalanması, İran halklarının katledilmesi pahasına Kürt halkını ABD emperyalizmine ve Türkiye faşizmine işbirlikçi yapmak istemektedir. Türkiye faşizmiyle o fotoğrafı vermenin ABD emperyalizmiyle verilen fotoğraftan bir farkı yoktur.

Taktik Amaçlı İttifak Emperyalizmle İşbirlikçiliğin İtirafıdır!

Eski HDP’li vekil Sebahat Tuncel, T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği röportajda Rojava’da emperyalistlerle ittifakı “taktik” olarak tanımlıyor. Bu, Kürt milliyetçilerin on yıllardır uzlaşmacı, işbirlikçi politikalarını meşrulaştırmak için başvurdukları bir demagojidir. Kürt milliyetçi hareket emperyalizmle “taktik” ya da “stratejik” temelde bir ittifak içinde değildir. Kürt milliyetçi hareketin ABD emperyalizmine kendini sınırsız olarak kullanılmaya açmasıdır. Kürt milliyetçiliği kendi halkına, kendi gücüne güvenmediği için kaderini ABD emperyalizmine bağlamıştır. Rojava’da bu üzeri “devrim” demagojileri ile örtülemeyecek kadar açıktı. Ki, ABD bunu açıktan “benim kara gücüm” diye ifade etmiştir. Ve bugün de SDG komutanı Mazlum Abdi aynı amaçla Münih Konferansı’nda bulunmaktadır. O masada verilen fotoğraf bu ilişkinin sürdüğünün ve kullanılmaya hazır bir güç olduğunun göstergesidir. Kürt milliyetçileri ile emperyalistler arasında ne taktik ne de stratejik bir ittifak yoktur. ABD’nin bölgedeki çıkarları için kullanılması vardır. ABD o fotoğrafta hem SDG’yi hem de HTŞ’yi nerede ihtiyacım olursa orada kullanmaya devam edeceğim demektedir. Böyle bir ilişki içinde ne SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin ne de HTŞ’li Colani’nin “taktik”, “stratejik” temelde bir politikası olamaz.

Sonuç olarak;

1)Münih Güvenlik Konferansı 1963’ten beri, NATO, AB ve ABD ile yakın ilişki içindeki devletlerin sosyalist ülkeler ve dünya halklarına karşı saldırı politikalarının stratejik temelde tartışıldığı her yıl yapılan bir zirvedir.

2)62.’si yapılan Münih Konferansı’nda esas olarak

İran’a nasıl boyun eğdirileceğinin stratejik temelde planlanması yapılmıştır.

3)Tom Barrack’ın “bir fotoğraf bin kelimeye bedel” açıklaması konferansın özeti gibidir. İran’a saldırıda kimlerin kullanılacağının fotoğrafıdır o.

4)Münih Konferansı’nda Kürt halkının geleceği için hiçbir diplomatik görüşme yapılmamıştır. Suriye’de Kürt ve Arap halkının emperyalistlerin çıkarları için nasıl kullanılacağı görüşülmüştür.

5)Ne Suriye’de ne Türkiye’de Kürt halkının geleceği emperyalistler ve işbirlikçi faşist iktidarlarla işbirliği yaparak belirlenemez.

6)Kürt halkının kaderi emperyalistlerle işbirliği yaparak değil, emperyalistlere ve işbirlikçi faşist iktidarlara karşı halkların birlikte örgütlenmesi, birlikte mücadelesi, birlikte savaşı ile mümkündür.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar