Home Genel Meşruluk İnancımız, İktidar Bilincimiz

Meşruluk İnancımız, İktidar Bilincimiz

0

TARİHİMİZDEN

“ASIL SİZ TESLİM OLUN!”

Halk Kurtuluş Savaşçıları, “TESLİM OL” çağrılarının sadece kendilerine yönelik olmadığını bilir. Düşmanın “teslim ol” yönünde çağrılar yapması düzenini ve katliamları

meşrulaştırma amaçlıdır. Halk Kurtuluş Savaşçıları’nı teslim aldığı koşulda halkı da teslim alacağını düşünür.

Bu yüzden halkın umudu, geleceği olduğunun bilinciyle hareket eden savaşçılarımız hiçbir kuşatmada düşmana teslim olmamıştır.

Tüm savaş tarihimiz, düşmanın “teslim ol” politikasını boşa çıkardığımıza, düşmanı vuran bir silaha dönüştürdüğümüze yüzlerce kez tanıklık etmiştir.

Kuşatmalarda direnmek ve teslim olmama geleneği Parti-Cephe ile özdeşleşmiştir.

Bu gelenek 1 Haziran 1971 yılında İstanbul Maltepe’de THKP-C önderleri Mahir Çayan ve

Hüseyin Cevahir ile başlamıştır. Kuşatma altında teslim ol çağrılarına silahla ve “Yaşasın Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi” sloganlarıyla cevap verilmiş ve böylece Anadolu topraklarında 55 yıl sürecek ve Cephe geleneği olarak anılacak olan geleneğin de yaratıcısı olmuşlardır. Bu gelenek, daha sonra Arnavutköy’de Ulaş Bardakçı tarafından ve Kızıldere’de de Mahir Çayan ve yoldaşlarıtarafından devam ettirilmiş ve Dersim’de Leylalar’a, Tekirdağ’da ise Bilgehan’a kadar uzanan bir gelenek halini almıştır.

Savaşçılarımız düşmanın “teslim ol” çağrılarını “Asıl siz teslim olun” diye cevaplamışlardır.

16-17 Nisan direnişinde, düşmanın “kapıyı açın, çıkın” çağrılarına Eda’nın sesinden gelir cevap; “Hadi tanklarınızla, toplarınızla gelin, girin içeri, ölülerimiz dahi korkutuyor sizi, geceleri rüyalarınıza giriyoruz. Titriyorsunuz korkudan, hadi girin, ayak parmaklarınızı dahi gösteremezsiniz. Kaybolacağınızı zannediyorsunuz. Ama yanılıyorsunuz. Unutmayın ki, tek bir gedik dahi kalsa oradan gireceğiz. Devrimci adaletimizden kaçamayacaksınız.

Yoldaşlarımız cezalandıracak sizi. “Meşruluk, haklılık vardır bu sözlerde. Devrimin meşruluğunu savunma, faşizmin meşrulaştırılmasına izin vermemek vardır. Faşizm suçludur, bugün iktidar gücüne dayanarak zulmetmesi, katletmesi onu meşru hale getiremez. Faşizme teslim olunmaz, biz bir tek halkımıza hesap veririz, bizim faşizme vereceğimiz hesap yoktur. Biz faşizmden hesap sorarız. Bunu kuşatmalar altında, belki bir an sonra ölecekken de yaparız.

Bahçelievler’de yoldaşlarımız “Devrimci Sol’cular Teslim Olmaz” diye somutlamışlardır bu tavrı. Bu cevap çok kısa bir zamanda düşmana yönelik bir çağrıya dönüşmüş ve hızla yayılmıştır.

Cevap, Bağcılar’da “Asıl Siz Devrimci Sol’un Adaletine Teslim Olun”a, Bağcılar’dan bir yıl sonra Sibel’in dilinde; “Siz Bizim Teslim Olduğumuzu Gördünüz mü? Siz Teslim Olun, Ancak Cesetlerimizi Teslim Alırsınız”a, Gültepe’de “Korkaklar… Hadi Gelin… Gelin De

Alın. Devrimciler Ölür Ama Teslim Olmaz…”a dönüşmüştür.

Kuşatmada, 16 yaşındaki savaşçımız Erkan Dilsiz’in yanındaki iki yoldaşı şehit düşmüştür. Kendisi de yaralıdır. Düşman subayı tek başına, yaralı, üstelik genç bir gerilla için yapılacak çağrının daha etkili olacağını düşünür;

” Gel teslim ol, seni hemen hastaneye kaldıralım, sana hiçbir şey yapmayacağız, asker sözü veriyorum” der. Ama bunu söylediğine pişman olur. Evet karşısındaki gerilla tek başına kalmıştır, yaralıdır ve gençtir. Ama yüreği ve beyni bunların hepsini alt edecek kadar büyüktür, çağrıyı tersine çevirir:

” Asıl siz gelin Parti-Cephe’ye teslim olun. Size hiçbir şey yapmayacağız. Hem de Parti-Cephe sözü…”

Bu tavır, savaşımızın meşruluğuna duyulan büyük inancın, bu inancı ortaya çıkaran ideolojinin ürünüdür. Haklı ve meşru olan devrimdir, devrimciler zulme ölümleri pahasına da olsa, haklı demezler.

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version