
Zor bir dönemdi. Görevleri ağırdı. Sağ sapmanın yol açtığı tahribat giderilmeye, silahlı mücadelenin koşulları hazırlanmaya çalışılıyordu. THKP-C, iste bu koşullarda, bu görevi üstlenen en önemli kadrolarından birini daha kaybetti. Yoğun takip koşullarında Ulaş Bardakçı ve Ziya Yılmaz’ın İstanbul Levent’te kaldıkları ev kuşatıldı. 13 Şubat’taki bu kuşatmayı çatışarak yardılar. Ancak 19 Şubat’ta Ulaş Bardakçı Arnavutköy’de tekrar kuşatılır. Ulaş direnir, çatışır. Parti-Cephe savaşçılarının kuşatıldıklarında “teslim olmama”, “çatışma” geleneğinin önderlerinden biri olarak şehit düşer.
“Ulaş’ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler”
12 MART FAŞİST CUNTASI’NA KARŞI SAVAŞA DEVAM KARARI
12 Mart 1972 askeri cuntası tüm terörüyle halkın ve devrimci örgütlerin üzerine yönelmişti. Kurulan Erim Hükümeti “Balyoz Harekatı” adını verdiği operasyonlarla halkı teslim almaya, Atatürkçü maskesiyle de küçük-burjuva kesimleri kendine yedeklemeye çalışıyordu.
Sağ sapmanın etkisizleştirilmesinin ardından “şimdi ne yapılacak?” sorusuna cevap arandı. “12 Mart Cuntası’na karşı silahlı savaşın sürdürülmesi” kararı alındı. Bu doğrultuda, ocak ayında Mahir Ankara’da, Ziya Yılmaz ve Ulaş Bardakçı da İstanbul’daki hazırlıkları sürdürme görevini üstlendiler.
Mahir bu dönemde, çeşitli bildiri ve dergilerde ortaya konulmuş olan THKP-C ideolojisini daha etraflı bir biçimde toparlamak için bir broşürün yazılmasını da üstlendi.
Faşist Cunta’nın baskı ve takip koşulları altında yazılan bu broşür, daha sonra Kesintisiz ll-lll adıyla anılacaktır. Silahlı savaşın “kaldığı yerden” sürdürülmesi ve Denizlerin kurtarılmasına yönelik bir eylemin hazırlıkları içinde yazılan Kesintisiz ll-lll artık, tüm Parti-Cepheli’lerin elinde devrimin yolunu gösteren bir
rehber, oportünizme, reformizme karşı ideolojik mücadelelerinde en güçlü silahlarından biri olacaktır.
12 Mart faşizmi bir yandan dışarda Mahir ve yoldaşlarına karşı sürek avı başlatırken bir yandan da içerideki tutsak Deniz Gezmiş ve yoldaşlarını idam etme hazırlıkları yapıyordu.
Olanaklar sınırlı, mücadele keskin, koşullar zor, bedeller ağırdı. Mahir ve yoldaşları bu koşullarda savaşa devam demişlerdi. Deniz Gezmişler şahsında silahlı devrim cephesinin prestiji söz konusuydu. Faşizme karşı her koşulda savaşılacağının Türkiye halklarına gösterilmesi söz konusuydu. Türkiye devriminin yolunun kalınlaştırılmasıydı esas olan. İşte bu yol o günün koşullarında Kızıldere’ye çıkıyordu.