23 Eylül katliamı: İsrail’in suçlarına dair bir hafıza


Hatların kopması nedeniyle sayısız ailenin birbirinden kopması, sosyal medya uygulamalarını bir anda kayıpların arandığı ve şehit isimlerinin öğrenildiği acı bir ilan tahtasına dönüştürdü.

İnsanlar, ulaşmanın imkansızlaştığı memleketlerinden bir haber kırıntısı alabilmek umuduyla WhatsApp ve Facebook hikayelerine sarıldı.

İbrahim yutkunarak ekliyor:

“Sadece o gün 13 yakın arkadaşımın şehadet haberini aldım. Hayatımın en ağır, en zor günüydü.”

Bir günde 558 şehit

23 Eylül gecesine gelindiğinde, yaşanan katliamın kanlı bilançosu ağırlaşmaya devam ediyordu.

Vahşetin gerçek boyutu ise ancak ertesi gün gün ağardığında tam olarak anlaşılabildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine dayanarak paylaştığı rakamlara göre; 23 Eylül’deki hava saldırılarında 50’si çocuk ve 94’ü kadın olmak üzere tam 558 kişi hayatını kaybetmiş, 1835 kişi ise yaralanmıştı.

Dahası, bu can pazarında dört sağlık görevlisi şehit düşmüş, 16’sı yaralanmış ve 14 ambulans acımasızca hedef alınmıştı.

Saldırının yıkıcılığı, savaşın kendi acımasız standartlarında bile akıl almaz bir boyuttaydı.

İşgalci ordu, o gün Lübnan sınırları içinde yaklaşık 1600 farklı noktayı vurduğunu itiraf ederken; BM Genel Sekreteri 23 Eylül’ü Lübnan’da son jenerasyonun yaşadığı en kanlı gün olarak tarihe not düştü.

O karanlık günü tanımlayan tek şey yitirilen canlar değildi. Dinmek bilmeyen bombardıman, güneyden ve Bekaa Vadisi’nden devasa bir insan selini tetiklemiş; yollar, başlarını sokacak güvenli bir sığınak arayan çaresiz ailelerle dolup taşmıştı.

25 Eylül’e gelindiğinde BM Genel Sekreteri, Lübnan İçişleri Bakanlığı’nın raporlarına işaret ederek; 90 bini aşkın insanın güney ve doğu Lübnan’dan koparak Beyrut ve kuzeybatıya sığındığını, bunlardan ancak 30 bini kadarının resmi sığınaklara yerleştirilebildiğini duyuruyordu.

İki yılın ardından, o cehennemi yaşayanlar için 23 Eylül savaş takviminde sıradan bir sayı, alelade bir tarih değil artık.

Nur için o gün, çocuklarını ölümden kaçırmak uğruna direksiyon başında geçen o korkunç 19 saatin adıdır.

Ali için, anne ve babasının o enkazın altında kaldığına inanarak geçirdiği ve ömründen ömür alan saatlerdir.

Ve İbrahim için, 13 dostunun ölüm haberini tek bir güne sığdırmak zorunda kaldığı o karanlık gündür.

Yakındoğu Gazetesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar