Adana – Kanla Atılan İmza

Tarihimizden

30 NİSAN 1992

Adana – Kanla Atılan İmza

Adana Kurtuluş Mahallesi yüzlerce işkenceci tarafından sarılmış. Başlarında tüm devrimcilerin yakından tanıdığı işkenceci polis şefi Mete Altan var. Bu katiller ordusu, sardıkları eve yaklaşma cesaretinden de yoksun, uzaktan bağırıyorlar, çağırıyorlar, uzun namlulu silahlarla eve bomba-kurşun yağdırıyorlar.

Evin içinde üç kişi var: Sıddık Özçelik, Güven Keskin, Esma Polat. Ne katiller sürüsünün kalabalıklığı, ne yağdırdıkları bombalar, kurşunlar etkilemiyor onları. Dillerinde devrim sloganları var.

Üç kişiler. Güven en genç olanlarıydı. “Doğruları savunmanın yaşı olmaz” demişti hareketine yazdığı bir yazıda. Kurtuluş Mahallesindeki bu evde kuşatıldığında henüz 20 bile değildi yaşı. Ama doğru her yaşta geçerliydi. Doğru direnmekti. Doğru savaşmaktı. Savunacaklardı üslerini.

Her biri kollarıyla, yumruklarıyla, parmaklarıyla, daha başlamadan kazandıkları bir çatışmanın zaferini duyuruyorlar Türkiye halklarına. Bilinçleri, yürekleri kazanmaya yoğunlaşmış. Orada kazanmanın, düşmanı rezil etmenin tek bir yolu var: Teslim olmamak!.. Ve onlar bu işin ustası olmuşlar.

Esma katillerle daha önceki karşılaşmasında da teslim olmamanın destanını yazmıştı. Gözaltında en aşağılık işkencelere, tecavüze maruz kaldığı halde, onurunu, namusunu teslim etmemişti onlara.

Kuşatma uzuyor. Katiller sürüsü üsse hemen girmeye cesaret edemiyor.

Hiçbir katil bir devrimciyle göğüs göğüse, yüz yüze çarpışamaz. Hiçbir katil nefes alabilen bir devrimcinin savunduğu bir mevziiye girmeye cesaret edemez. Nefes alan bir devrimci faşizm için tehlikedir, pimi çekilmiş bir bombadır. Bunu çok iyi biliyorlar. Bu yüzden yaklaşmıyorlar eve, bekliyorlar. Son nefeslerini vermesini bekliyorlar devrimcilerin. Bombalar yağdırıyorlar. Bomba parçaları vücutlarını buluyor.

Direnmeye, sloganlarını haykırmaya devam ediyorlar.

Artık ses gelmiyor içeriden. Artık ölümsüzleştiler onlar. Katiller yine korka korka giriyorlar içeriye. Üç halk kurtuluş savaşçısının direnip şehit düştüğü odaya girdiklerinde “kurşun yemiş gibi” çakılıyorlar oldukları yere. İşte bayrak yine karşılarında. Evet, bu o. Bu Çiftehavuzlar’da dalgalandırılan bayrak. Bu, katiller sürüsünün karabasanlarını süsleyen bayrak. Bu kez kanla yazılmış!

Sıddık, Güven ve Esma; Türkiye halklarının bu baş eğmez yiğitleri son nefeslerinde dahi faşizme büyük bir darbe vurabilecek gücü bulmuşlardı kendilerinde. Saatlerce süren bir çatışmadan, cesaretle korkunun, güzellikle çirkinin, onurla onursuzluğun, ahlakla ahlaksızlığın çatışmasından yine cesur olanlar, onurlu olanlar galip çıkıyor. Kazananlar yine devrimciler.

İnanılmazı başaranlar, olmazı olur kılanlar bunlar. İnanç, onur ve güç Adana Kurtuluş Mahallesi’ndeki evin duvarlarına iki kelimeyle nakşedildi. Hem de kanla… Ertesi gün bir gazetenin yazdığı şu satırlar hiçbir gücün onurla, yiğitçe verilmiş devrimci bir mesajı engelleyemeyeceğini ortaya koyuyordu: “Mermilerin delik deşik ettiği duvarlara kendi kanlarıyla ‘D.S.’ yazdıkları görüldü.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer Yazılar