Home Blog Şakran’dan Almanya’ya Aynı Söz, Aynı İrade: Tuğçenur’dan Özgül’e Direniş Geleneğimiz Her Yerde!

Şakran’dan Almanya’ya Aynı Söz, Aynı İrade: Tuğçenur’dan Özgül’e Direniş Geleneğimiz Her Yerde!

0

TUĞÇENUR’DAN ÖZGÜL’E DİRENİŞ GELENEĞİMİZ HER YERDE!

ŞAKRAN’DAN ALMANYA’YA AYNI SÖZ, AYNI İRADE: ZULÜM VARSA DİRENMEK HAKTIR, ZORUNLULUKTUR!

Birisi Anadolu’da, Şakran Hapishanesi’nde… Diğeri Avrupa’nın merkezinde, Almanya hapishanelerinde… Biri “Tutsak Kimlik Kartı” dayatmasına karşı direniyor. Diğeri “Tek Tip Elbise” dayatmasına karşı bedenini ortaya koyuyor.

Birisi Tuğçenur Özbay.

Diğeri Özgül Emre.

Önce yolları keşisti; DEV-GENÇ’TE.

Sonra iradeleri birleşti DİRENİŞTE.

Ve şimdi Silivri’de bir başka DEV-GENÇ’li, Taceddin Erol Şahin de açlık grevinde.

Coğrafyalar farklı olabilir. Diller farklı olabilir. Hapishanelerin duvarları, gardiyanların üniformaları, devletlerin bayrakları farklı olabilir. Ama dayatılan şey aynıdır:

Teslimiyet.

Ve buna karşı yükselen irade de aynıdır:

Direniş.

Teslim olmayan irade bizim. Yeni zaferler de bizim olacak.

EMPERYALİZM ve FAŞİZM AYNI DİLİ KONUŞUYOR

Bugün Türkiye’de “Tutuklu Kimlik Kartı” adı altında devrimci tutsaklara “suçlu kimliği” dayatılıyor. Halkımızın onurlu evlatları politik düşüncelerinden dolayı hapsediliyor, ardından kendi kimliklerini reddetmeye zorlanıyor.

Almanya’da ise “demokrasi”, “hukuk devleti” ve “insan hakları” söylemlerinin arkasına gizlenen Nazi mirasçıları, devrimcilere tek tip elbise dayatıyor. Özgül Emre’nin avukatıyla görüşebilmesi için bile tek tip elbise giymesi şart koşuluyor.

Bu tablo bize bir gerçeği gösteriyor: Emperyalizm ve işbirlikçi faşist iktidarlar farklı ülkelerde farklı maskeler takabilir; ama devrimcilere yaklaşımı her yerde aynıdır.

Çünkü egemenler açısından en büyük tehlike devrimciler, boyun eğmeyen gençliktir.

Bu yüzden dünyanın neresinde olursa olsun devrimci gençlik:

-Ya kriminalize edilir.

-Ya katıksız bir bencillikle büyütülür.

-Sınıfı, tarihi, gelecek umudu unutturulup teslim alınmaya çalışılır.

Ancak tarih boyunca olduğu gibi bugün de teslim olmayanlar var.

DEV-GENÇ, BİR GENÇLİK ÖRGÜTÜNDEN FAZLASIDIR

DEV-GENÇ yalnızca bir isim, bir tabela değildir. DEV-GENÇ geçmiştir, DEV-GENÇ tarihtir. DEV-GENÇ umut, DEV-GENÇ gelecektir. DEV-GENÇ Anadolu’nun direnen damarıdır.

DEV-GENÇ; Kızıldere’den bugüne uzanan, işkencelerde kırılmayan, hapishanelerde teslim olmayan, yoksul mahallelerde halkıyla birleşen, her yerde ve her koşulda direnen, savaşan gençliğin adıdır.

Bu nedenle bugün Tuğçenur’un Şakran’da, Taceddin’in Silivri’de, Özgül’ün Almanya’da yükselttiği irade aynı kaynaktan besleniyor.

Çünkü DEV-GENÇ ruhu; teslimiyetin değil direnişin, bireyciliğin değil kolektivizmin, halkla birleşmenin ruhudur.

Ve bu ruh yalnızca geçmişe ait değildir.

Bugün gençliğin kimliksizlikle, geleceksizlikle, yoksullukla, uyuşturucuyla, çürüme ve yozlaştırma politikalarıyla kuşatıldığı bir dönemde; DEV-GENÇ ruhu yeniden aynı soruyu soruyor:

“Ne yapacağız, nasıl bir gençlik olacağız?”

Boyun eğen mi?

Kendi geleceğini kurtarmaya çalışan bencil bireyler mi?

Yoksa halkının acısını kendi acısı bilen, bağımsız bir ülkede özgür bir halk olarak yaşamak isteyen, bu uğur da dövüşen ve bedel ödemeyi göze alan bir mücadele gençliği mi?

HAPİSHANELER TESLİMİYET MERKEZİ DEĞİL, DİRENİŞ MEVZİLERİDİR

Egemenler hapishaneleri yalnızca hak ve özgürlükler için mücadele edenleri kapatmak için kullanmaz. Aynı zamanda iradesini kırmak, teslim almak isterler.

Tek tip elbiseler…

Numaralandırmalar…

Yaka kartları…

Çeşit çeşit hapishaneler, Kuyu Tipi tecritler…

Görüş yasakları… Baskı ve işkenceler…

Bunların hiçbiri ülke menfaati, halkın talebi veya güvenlik meselesi değildir. Bunların hepsi, vatansever gençliğin politik kimliğini parçalamaya dönük saldırılardır.

Çünkü devrimciyi yalnızca hapsederek yenemeyeceklerini bilirler. Bu yüzden onu kendi gözünde küçült meye, topluma “suçlu” olarak göstermeye çalışırlar.

Ama tarihin her döneminde devrimci tutsaklar aynı cevabı verdi: “Teslim olmayacağız.”

Bugün Tuğçenur Özbay’ın “Yüzüm halka dönük olduğu için tutuklandım” sözleriyle, Özgül Emre’nin emperyalizmin kalbinde, Nazi çetelerinin elinde tek tip elbiseyi reddeden iradesi aynı yerde buluşuyor.

Bu buluşmanın adı onurdur.

VATANSEVER GENÇLİĞE ÇAĞRI

Bugün mesele yalnızca yukarıda saydığımız üç devrimci tutsağın durumu değildir.

Mesele, gençliğin nasıl bir geleceğe sürüklendiğidir.

Bir yanda işsizlik, yoksulluk, yozlaşma, uyuşturucu ve çürüme…

Üniversitelerde polis ablukası, soruşturmalar, göz altılar…

Liselerde gericilik ve “eğitimli” cahillik…

Diğer yanda bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm isteyene, bunun için örgütlenenlere yönelen faşist bas kılar…

Egemenler gençliğin mücadele eden değil tüketen; sorgulayan, direnen ve örgütlenen değil, itaat eden bir kimliğe bürünmesini istiyor.

Bu yüzden DEV-GENÇ’liler hedefte.

Çünkü DEV-GENÇ, gençliğin bu çürümüş düzenle uzlaşmayan damarını temsil ediyor.

Bugün yapılması gereken uzaktan izlemek değildir.

Direnişleri sahiplenmek, direnenleri yalnız bırakmamak, örgütlenmek ve mücadele etmektir. Çünkü bir ülkede toplumun en dinamik, en atılgan, en hareketli ve en dövüşken damarı kurutulup yalnızlaştırılırsa, o toplumun geleceği karanlığa mahkûm edilir.

Ama direnenler sahiplenildiğinde, örnek alındığında ve zulmün olduğu her yerde yeni direniş mevzileri yaratıldığında o halk ayağa kalkar; zulme dur diyerek kendi kurtuluşunu sağlar.

DÜNYANIN İKİ YANINDA AYNI SÖZ

Bugün Şakran’dan Almanya’ya uzanan hatta aynı söz yankılanıyor:

Biz suçlu değil, devrimciyiz.

Biz teslim olmayacağız.

Kimliğimizi, onurumuzu ve geleceğimizi savunacağız.

Ve tam da bu yüzden; Tuğçenur Özbay’ın direnişi, Özgül Emre’nin iradesi, Taceddin Erol Şahin’in cüreti örneğimiz, esin kaynağımızdır.

DEV-GENÇ kimliktir.

DEV-GENÇ halktır.

DEV-GENÇ teslim olmayan gençliğin adıdır.

Halk Okulu, Sayı: 341

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version