Oligarşinin ekonomik-siyasi-sosyal krizinin giderek derinleştiği 1978’lerde devrimci mücadele giderek büyüyordu. Sivil ve resmi faşistlerini devreye sokan oligarşi çözümsüzlüğü yaşıyordu. Düzen istikrar arayışı içerisindeydi. Düzenin istikrarını sağlamak için 1978’in Mart ve 1979’un Haziran aylarında IMF’nin “İstikrar Paketleri”yle bir taraftan ücretler dondurulurken, diğer taraftan da zamlar sağanağı başladı.
CHP’nin iktidarda olduğu bu dönemde halkın yoksulluğu, sefaleti daha da büyürken, emperyalizmle olan bağımlılık ilişkileri giderek artıyordu.
Henüz genç bir hareket olan Devrimci Sol, zamların, yoksulluğun tek başına iktidarda şu ya da bu partinin olup olmamasından değil, emperyalizme bağımlılıktan kaynaklandığını gösterip, emperyalizme karşı bağımsızlık bayrağını yükseltmek için bir kampanya düzenledi. Devrimci Sol’un ülke çapında hayata
geçirilen ilk kampanyalarından biridir. Yeni bir eylem çizgisinin ortaya konulduğu, kampanya anlayışının pratik içinde tam olarak şekillendiği bir eylem dönemidir.
“IMF’NİN YÖNETTİĞİ DEĞİL BAĞIMSIZ TÜRKİYE” sloganı etrafında örgütlenen kampanyada birçok mücadele yöntemi hayata geçirildi. Yüz binlerce bildiri dağıtıldı. El ilanı, pul ve afişler, yazılamalar yapıldı; bombalı, bombasız pankartlar asıldı. Yasal-yasadışı gösteriler düzenlendi.
Devrimci Sol’un örgütlü olduğu tüm bölgelerde ve alanlarda yürütülen kampanyada kitle eylemlerinin yanı sıra askeri eylemler de gerçekleştirildi. Yolsuzluğun, karaborsanın halkın günlük yaşamının bir parçası olduğu bu süreçte; halkın acil ihtiyaçlarına sembolik anlamda da olsa destek olabilmek için Unilever
(Sana) ve Migros’a yönelik kamulaştırma eylemleri düzenlendi. Kamulaştırılan yiyecek malzemeleri yoksul gecekondu mahallelerine götürülerek halka dağıtıldı.
Kampanyanın en önemli bölümlerinden biri ise emperyalist şirketlere ve kurumlara yönelik Devrimci Sol savaşçıları tarafından düzenlenen baskınlardı. İstanbul’da aynı anda onlarca şirket basıldı. Bu o güne kadar hiç görülmemiş bir eylem tarzıydı. Aynı anda, aynı taleple onlarca hedefin vurulması, ilkti. Eylemlerde içeridekilere zarar verilmeyerek, binalar bombalanarak tahrip edildi. Duvarlara IMF’ye, emperyalizme karşı, zulmün, zamların sorumlusunun emperyalizm ve oligarşi olduğunu belirten sloganlar yazılıp, pencerelere pankartlar asıldı. Basılan yerler içerisinde “Amerikan Board heyeti” binası ve MHP lideri Türkeş’e ait bir bina olan 5 katlı faşist üs “33 Numara” da vardı.
Kampanya boyunca Devrimci Sol, iki savaşçısını şehit verdi. Hüseyin Aksoy, bildiri dağıtımı dönüşünde jandarma tarafından katledildi. Hüseyin Taş ise yağ kamyonunun kamulaştırılıp halka dağıtılması sırasında katledildi. Devrimci Sol, kampanya henüz sürüyorken Hüseyin Aksoy’u katleden astsubayı bularak cezalandırdı.
Bu kampanya ile Devrimci Sol halk kitlelerine somut hedefler gösterdi. Yüzlerce kadrosunu, sempatizanını harekete geçirdi. IMF’yi, oligarşiyi protesto etti. Devrimci hareketin mevcut gücüyle neler yapabileceğini gösterdi. Türkiye solunun kuyrukçu geleneğini yıkma doğrultusunda adımlar attı…
